31 Aralık 2011 Cumartesi

2011 ve son günü:))

Evet artık ayrılma zamanı geliyor 2011'den, bugün bu yılın son günü.Aslında geçen yıllar değil bizim hayatımız, ben de yavaş yavaş 30'a yaklaşıyorum ya, artık bir çok şeyi daha iyi idrak ediyorum.Çok güzel geçen, kazasız, belasız, sağlıklı, huzurlu, sevgi dolu bir 2011'i güzel uğurlamak ve yeni gelen yılı da aynı şekilde geçmesini dileyip aynı şekilde karşılamak gerek...Umarım hayatımda güzel anılar biriktireceğim bir yıl olur...
Herkese güzel bir yıl diliyorum, İstediklerinizi erken ya da geç değil tam zamanında elde edersiniz umarım, hiç bir şeyden pişmanlık duymazsınız, Üzüntülerinizin hepsi de iz bırakanlardan değil; unutulup gidenlerden olsun, sevgileriniz çok; sıkıntılarınız az olsun.Nice yıllara!

29 Aralık 2011 Perşembe

son zamanlarda...

uzun süredir yazadım sanırım, çok şey birikti anlatacak.Neyse başlayalım bakalım bir yerlerden.
Malum yılın son günleri, sanki çok şey değişecek gibi duruyor ama her şey aynı olacak, üstelik tatil de yok, her işi yılbaşından sonraya bırakıyorum sanki ben yapmıyacağım gene.Çok yoğun günlerdeyim çokkkkkkkk.
Hasan'dan gelen telefonlar günümü gecemi değiştiriveriyor birden.İyi, standart askerlikle günlerini geçiyor işte.
Arada Ezgi'yle telefonlaşıyoruz, o da alıştı artık Evine, okuluna, köyüne; ilk sene zor olur hep, allahtan atlatıyor ilk yılını.
Bugün saçlarımı kestirdim, benim klasik modelim, arka kısa ön uzun.Seviyorum da, kendime de yakıştırıyorum.Öğleden sonra ise Sezgilere oturmaya ve kısır yemeye gittik.Çok güldük eğlendik.sabahat hocam kahve falı da baktı.Çok güzel şeyler söyledi.Mutlu, huzurlu, sevgi dolusunuz, öyle de sürecek dedi.Güzelmiş fincan.yakın zamanda da bebek gelecek dedi.Babasına benzeyecekmiş.ay yüzlü, akça pakça, tosun gibi dedi.Ne demişler fala inanma falsız da kalma.
Salı akşamı annemlere balık yemeğe gideriz.Buranın pazarı salı günü, aynı zamanda balık pişirme akşamıdır da, evler, apartmanlar, hatta sokaklar bile balık kokar.
Pazartesi günü pazara çıktık, Burdaki bütün dükkanlara girdik nerdeyse.Annem bana doğum günü için-biraz fazla erken oldu ama- deri ceket aldı.İlk kez deri giyiyorum.Ayıla bayıla giyiyorum birkaç gündür.Sonrasında da çay içtik, sohbet ettik.
Perşembe Hasan'ın yemin töreni vardı.Babamla dedemi gönderdik Ankara'ya.Annem de biz de istiyorduk ama hafta içi olunca gitmek zorlaştı.İzni 2 günmüş Hasan'ın bu yüzden eve gelmeyecek.Arkadaşlarının yanında kalıp, Kayseri'ye geçecek.
Çarşamba gecesi dudaklarımın acısıyla uyandım gece.Zaten kaç gündür yanıyordu.Evet vefalı dostum uçuğum yine geldi.Bu kez üst dudak tamamen, altta da bir yarıyı ele geçirdi.Krem sürdüm ama ancak çok şişmesini engelledi.İki gündür şiş dudakla ve dudağımda kremle yaşıyorum.Benim hayatımın tek değişmezidir, uçuğum.Nette biraz gezindim de milletde ne uçuklar var, şükür halime.Ama en kısa zamanda doktora gidicem bu kez.
Cumartesi Çeşme yolcusuyuz.Hazırlıklar yarın başlıyor, aslında hiç sevmiyorum valiz hazırlamayı.Şimdi 1 gece 2 gün için koca valizi hazırlarım ben.öfff
Ege bir haftadır 8den önce eve gelmiyor, ben de bu arada nette veli harcama anketi diye ne işe yaradığını anlamadığım, tamamen öğretmeni yük olmaktan başka bir özelliğ olmayan anket sonuçlarını girdim.23 öğrencim var ve anket 28 soruluk...Allahtan bitirdim sayılır, sırada 2 sınıfın sınav sonucu ve yeni haftada yapacağım sınavların sorularını hazırlamak var.Demiştim yoğun olacak diye.

26 Aralık 2011 Pazartesi

sıçan...

Evet başlık garip oldu da, tamam hayvanları severim de o kadar da değil.Sıçan cumartesi günü gittiğimiz tiyatronun adı.Cumartesi okuldan öğrenci ve öğretmen arkadaşlarla İzmir'e gittik.Biraz erken gidip hediyelik eşya fuarına uğradık, yeme içmeden sonra da oyun için konak sahnesine yollandık.
Oyun gayet güzeldi aslında, çok iyi oynanmış bir oyundu.İki kız kardeş, kocaları ve anneleriyle olan ilişkleri komik şekilde anlatılıyor.Yanlış anlamalar, terslikler, sakarlıklar...güldük, eğlendik.
Tabi evde bir de davetsiz misafir var, ki sonunda kendisi de arz-ı endam ediyor.

21 Aralık 2011 Çarşamba

en sonnnn

en son ne okudum: Zülfü Livaneli'nin Serenad adlı romanını okudum.Çok yeni bir roman değil ama bir arkadaşı okumuştu, merak edip başladım.Güzel bir roman ama en önemli özelliği kolay okunması, çok akıcı.Muhteşem bir roman değil belki yıllarca akıllarda kalmayacak ama hızla sarıyor insanı ve kolayca okunuyor.Beğendim diyebilirim.

En son Friends With Benefits'i izledik.Romantik komedi, eğlenceli bir film.Çok uzatmadan, sıkmadan yer yer gülmek için izlenebilir.Mila Kunis çok sahici ve sempatik zaten, Justin Timberlake bile sırıtmıyor filmde.Konu klişe ama olsun sonuçta romantik komediden farklı ne beklenir ki!

19 Aralık 2011 Pazartesi

Denedim

Marketlere gelen yeni ürünleri denemeyi, tadlarına bakmayı severim.Bu da işte öyle bir ürün.Koskayı bilirsiniz, helva denince akla gelen ilk markalardandır, işte bu da koskanın sıcak helvası.Yapılışı felan yok, paketi açıp önceden ısıtılmış fırına atıyorsunuz.Bu kadar, sonrada sıcak sıcak mideye atıyorsunuz.Geçen hafya aldığım kiloların sebeplerinden biri de budur.Sağolsun gece gece sıcak sıcak yerken 2-3 kilo olarak bana geri döndü.Tadı da çok güzel.Yine alıırm yine yerim ama şu aldıklarımı bir vereyim hele:)))



Kahvem

Ben tam bir kahveseverim.Çay içmesem de olur ama  kahvesiz olmaz.Kahve de nescafeciyim, diğerlerini sevmem, içmem mecbur olmadıkça.Dün markette cafe crown latte çıkarmış onu gördüm.Denemesem olmaz ki.Gelelim tadına.Tam benlik, çok ama çok beğendim.Daha da 2si 1 arada 3ü birarada içmem ben.ÇOk çok güzel.Tamam bir kahve dünyasının lattesinin yerini tutmaz ama olsun.Gözüm raflarda bundan sonra cafe crown latte arayacak, bu kesin.




sabunlarım

Bende sanırım sabun biriktirme hobisi var.Bir nevi sabun koleksiyoncusuyum.Nerde değişik kokulu sabun görsem alırım.Bunları A101'den aldım.Tarçınlı, kahveli, keçi sütlü ve gül aromalı.Hepsinin değişik özellikleri var, canlandırıyor, yeniliyor hatta selülite felan iyi geliyormuş bakalım deneyip görücez.



yeniler

 Perşembe aldıklarımı da not etmem lazım.Sevdim ben bu kayıt etme işini.Bakalım neler edinmişiz:))
 Bu yeni ayakkabımız.Ucu kapalı kışlık bir ayakkabı istiyordum, en sonunda aldım.Platform, siyah süet - deri karışımı.Ayağım çok rahat etmişti ama bakalım uzun süre giyince nasıl olacak?
Bu da ayakta duruşu


Fularları çok severim; gri ve pudra renkli olanlarda hoş işlentiler var, diğeri ise zebra desenli

tayt pantalon

gri tunik kazak; yarım kol

Yine taytların üzerine aldığım vişne çürüğü renkli uzun kazak

kocama t-shirt

haftanın kapanış filmi

Uzun zamandır film izlemeyi unutmuşuz, yoğunluktan sanırım.Evde durmadık ki.Neyse pazar akşamı tv başında pinekleyeceğimize film izledik.

filmimizin adı Trepass.Türkçesini bilemedim. N. Kidman ve N. Cage var başrollerde.Ben N.Cge i hiç sevmem ama Ege'nin seçimiydi.Ses etmedim.
Gelelim filme.Zengin bir elmas komisyoncusu ve ailesinin yaşadığı eve hırsızlar giriyor.Alarm sistemi, güvenlik felan işlemiyor tabii hırsızlara.Ama her işin içinden bir başka iş çıkıyor.Hiç bir şey göründüğü gibi değil.Adamı zengin sanıyoruz değil, sonra adamı beş parasız sanıyoruz, o da değil.Karısı aldatıyor diyoruz değil.Abi- kardeş hırsızlara aman kardeşler birbirini korur diyoruz, o hiç değil.
Ama gerilim yaratması için böyle bir senaryo yapmışlar sanırım ama germiyor.Hiç sürpriz gibi gelmiyor bu anlattıklarım.Yönetmen de ünlü aslında joel schumacher.
Gelelim sonuca, para da hırsızlar da yanıyor.Polisler gelirken de film bitiyor.Bitti.Yok yok biz yine ayıla bayıla bir film izlemedik sonuçta.
Bir de Nicole Kidman ne yaptırıyorsa kendisi olmaktan çıkmış.Botoks mu ameliyat mı, nedir bilmiyorum ama dudaklar, yanaklar yırtılıverecek gibi:)))

18 Aralık 2011 Pazar

geçen hafta

Gelelim geçen haftanın dökümünü yapmaya.Pazartesi evdeydim, ev işleriyle iştigaldim, öğleden sonra annemle yürüyüşe çıktık.Birazcık karın ağrısıyla uğraştım, akşam da annemlere oturmaya gittik hep beraber.Salı okulda en yoğun günlerimden biriydi.Akşama annem yemeğe çağırdı da bir nebze rahat geçirdik akşamı.Çarşamba nöbetteydim.Ölmek bitmek tükenmek...Günün özetiydi işte.Akşamda acur bucurlar eşliğinde Beşiktaş'ı izledik.Sevindik Stoke galibiyetiyle.Perşembe sabahtan derse gittim ama öğleden sonra bir komisyon toplantısı için ilçe milli eğitimdeydim.4'e kadar sürdü.Hazır oralara kadar gitmişken biraz da alışveriş yaptım.Güzel şeyler buldum.Cuma beklediğimiz, özlediğimiz gün geldi işte.8 saat dersin ardından Sezgi'ye geçmiş olsuna gittik.Geç döndük tabi.
Bu hafta çok abur cubur ve ekmekarası şeyler yedim.63 oluverdim birden.Benim için tehlike çanları çalması demek bu.Pazartesi başlıyoruz da demek ayrıca diyete.
Neyse cumartesi de erkenden kalktık ki Turgutlu'ya gidebilelim.Önce arabayı bakıma bıraktık sonra da babaanneyi ziyarete gittik.Orda 2'e kadar oturup çarşıda biraz dolandık, Bursa'daki arkadaşım Alev'in kızına hediyeler aldık, pazartesi kargoyla göndeririz, sonra arabayı servisten alıp önce Kipa'dan haftalık alışverişimizi yapıp eve yollandık.
Ha bu arada unutmadan yol çok tenha ve düzgün olduğu için canım araba kullanmak istedi, Ege de bana co-pilotluk yaptı.5-10 kilometre gitmişimdir belki.Yavaş yavaş direksiyon alışkanlığı kazanmam lazım.Yoksa tümden unutacağım araba kullanmayı.
Bu arada Hasan'la da konuştuk.İyiyim dedi.Sesini duymak çok güzeldi.Ayın 29'u ya da 30'u gibi yemin töreni varmış.Bakalım günler neler gösterecek.
Pazartesi diyete başlarım dedim ya cumartesi de dürüm yaptık yedik.O kadar yani.Neyse akşam da anneannem gelmiş onu görmeye teyzemlere gittik.
Nihayet pazar...Ege'nin uykuya doyması gereken gün.Uyudu, uyudu.Güzel pazar kahvaltımızı yaptık.Hava yağmurlu zaten.Tvde santos- barcelona  maçı var.Sıcak sıcak kahve ve futbol.Pazar menümüz de bu...

10 Aralık 2011 Cumartesi

and Hasan goes to.........

Evet dün gece saatler yarımı göstertirken, bilgisayar başındaki heyecanlı bekleyişimiz son buldu.Hasancım pazar akşamı yolcu.Ankara'ya Etimesgut'a gidiyor acemiliği için, geri kalan askerliğini ise kayseri'de yapacak.Kısa dönem olacacığı için de kısmetse mayıs 15ten sonra evinde olacak.Benim için güzel bir doğum günü hediyesi olacak kendisi:)))) Kötü rüyalar ve acaba nereye gidecek sıkıntıları sona erdi.Sağ salim git, gel kardeşim:)))))

9 Aralık 2011 Cuma

HAFTANIN ÖZETİ

          Yine yorucu bir haftayı daha atlattık.Bugün 8 saat dersim vardı.Yorucu geçti, 3 tane de sınav yaptım.Son sınavda da öğrencilerden biri masasına yazmış kopyaları, gerilimli anlar yaşandı yani.Öğrencinin kopya çekmeden, yalana hileye baş vurmadan puan almayı öğrenmesine çalışıyorum.Sıfır al belki ama hakkınla al.Olmuyor işte, öğretemiyorum.Neyse günün sonunu gerilimli yaptık.
          Öğle arası bir öğretmen arkadaşımız safra kesesinden ameliyat olmuştu, onu ziyarete gittik.İyi görünüyordu.Sevindi hem de.
          Ege'nin şubesi en çalışkan şube seçilmil.Haberini öğretmen arkadaştan aldım, akşam Ege'ye ben herşeyi bilirim havası atıcam.Ayrıca bugün görevini devredecek.Daha kolay olacağını düşündüğümüz görevine başlayacak.Ona da seviniyoruz.
          Dün akşam annem aradı.Konuşurken ben tahmin etmiştim ama ...Bilmiyorum üzüldüm.Garip oldum işte.Aldığım hediyeyi değiştirmiş.Boğazı dar geldi, beni boğar, dedi.Kızmadım ama üzüldüm.Dün akşam beğenmiş gibi yap.Sonra değiştir.Ne dese de ben kötü hissettim bir kere.Bilemiyorum ama uzun süre Ona kıyafet alacağımı, alabileceğimi sanmıyorum.Akşam Ezgi'ye yılbaşı hediyesi almıştım, onu almak için geldi ama bilemiyorum.Kötü hissettim işte.açıklayamadım sanırım.Ben ona yapmazdım.Hatta ben hayatta kimseye aldığın hediyeyi beğenmedim, değiştireyim dememişimdir.Diyemem işte.
          Bugün okula kimya dersleri için Yalçın hoca geldi.Benim de öğretminimdi.Şimdi 3 öğretmen,mle birlikte çalışıyorum.Çok hoş...
          Bu akşam da teyzemlerde yiyoruz akşam yemeğini.Gece de Hasan'ın gideceği yer belli olur artık.Allah'ım Onu sağ salim bize kavuştursun.Asker göndermek çok zormuş çokkkkkkkkkkkkkk.
          Bu hafta olduğunu biliyoruz ama ne zaman pek kestiremiyoruz, büyük ihtimalle amcamlara gittiğimiz akşam olmuştur.Arabamızın sol arka kapısının orda bir göçük var.Başka iz yok ama.Çarpma değil muhtemelen.Biri eliyle koluyla ya da başka birşeyle vurmu.Allah'ım ne sadist insanlar var.Başkalarının malına zarar vermekten zevk alıyor şerefsizler.Adi herifler...Çok sinirlendik ama Ege'ye belli etmiyorum.Elden ne gelir deyip geçiyoruz.Ama onların da bir gün mallarına böyle davrananlar olacak elbet.Öğrenecekler...
        Bugün şike iddanamesini mahkeme görüşmeyi akbul etmiş.Biraz göz gezdirdim de, neler olmuş, neler dönmüş neler?Biz saf taraftarlar ne güzel de kandırılmışız?Bu ortamda maç mı oynanır arkadaş?Soğudum resmen.
        Evet haftanın özeti dediğimde aklıma bunları yazmak geldi.Hem biraz da rahatladım.Burnum akmaya başladı, sanırım önümüzdeki haftanın gündemi de hastalık olacak:)



8 Aralık 2011 Perşembe

Haftasonu Sürmeli otel

Geçtiğimiz haftasonu arkadaşlarımız bizi bir firmanın gecesine davet ettiler.Yerel bir firma ama her yıl çalışanlarına ve ilçenin idarecilerine böyle bir eğlence düzenliyormuş.Biz de gitmeye karar verdik.Önemli olan birlikte olmak, eğlenmek.Haftasonunda da o kadar güzel bir hava vardı ki.20 derecelerdeydi.Güneşin tadını çıkardık.Ev işi olmadan, yemek derdi olamdan, müzikli bir gün geçirmiş olduk.Otelden memnun kalmadık ama.Çok sıradandı herşey, yıldızlarına ve adına yaraşır değildi.Neyse Farklılık oldu bizim için.İşte resimler....


işte otelin balkonundan bir bakış
otelin sahilden görünüşü


sahilde biz

bu fotografı da çok sevdim



kahve benim canımsın:)))

Hasan'la gezmeler


Ablacımla iki haftadır ev ev geziyoruz.Asker yemekleri derken 2 haftadır bayaaa kilo da aldık.ama canımın içi uzun süre evinden ve sevdiklerinden uzak olacak, biz de ondan.İşte o akşamlardan bir kaç resim ...



annemlerin sofrası.mımmmmmmmm...

aldım da aldım

Evet alışverişe devam.Geçen hafta biraz da kozmetik dolabıma eklemeler yaptım.

Pamuk, göz kalemi, parfüm ve tonik
Avondan aldım.Işıltılı göz kalemi, smokey diamond

Pamuk lux.Disk halinde ve güzel bir yapısı var.Bakalım verim alabilecek miyim?
Tonik Rosense.Pek tonik kullanmıyorum -ben de gülsuyu kullananlardanım- ama elimde bulunsun diye aldım.
Parfüm de Avondan.Perceive.Bilenler vardır, güzel kokar ve ben severim bu kokuyu.Avon parfümleri içersinde bir Little Black Dress ve bir de bu zaten.Neyse indirmişler fiyatı ben de aldım gitti.

koton seferi

Koton'u severim, yani sevmeyen yoktur sanırım.Her gittiğimde bir şeyler  bulmuşumdur.Bu kez indirimi de yakaladım, değmeyin keyfime.Aslında anneme doğum günü hediye almak için gitmiştim, ama sadece onla sınırlı kalmadım.İşte aldıklarım:
Eteğimi çok beğenerek aldım, hem de 19.90tl
Arkasındaki detayı giyildiğinde çok hoş duruyor.

Bu da kolyem.O da 19.90a.Ben pek kolya takmam ama bunu sevdim.
Bu taytı da 19.90a aldım.Çok esnek bir yapısı var.Çok güzel duruyor.


Çantam, çantam benim.Kendisi 39.90, Koyu kahve renginde, çok şık duruyor.Çok beğenerek aldım.

Bu kocama aldığım kazak.İnce çünkü Ege sevmez kalın kazak giymeyi.Bu da 29.90 efendim
İşte bu anneme aldığım gömlek.Görür görmez kararımı vermiştim zaten.Tiril tiril, incecik bir kumaşı var.

İşte burda da anneciğim hediyesini inceliyor.Sevdi sevdi.Üstüne de tam oldu:)))
Bunlarda yılbaşını beraber kutlamayı düşündüğümüz arkadaşlarımıza, çam sakızı çoban armağanı kontenjanından.

Evet, aldıklarım bunlar.Alışveriş yapmak çok keyifliydi.Hatta ertesi gün okuldan bir arkadaşımla da gittik.




4 Aralık 2011 Pazar

son bir hafta

Aslında güzel bir haftaydı.Güzel ve yoğun.En kısa sürede yazmam gereken çok şey var.Okulda sınav haftam.Sınav, oku, e okula gir.yoğunuz.Hatta der programımız yine değişti.Filiz müdür yardımcısı oldu, yeni ders programım birtane, çok güzel.çok sevdim ben onu.
Neyse Hasan sınava girdi.Çok güzel geçmiş:))))bakalım kısa dönem mi uzun dönem mi?Bu hafta yemekteydik hep.Asker yemekleri, resimleri de yüklerim en kısa zamanda.Hatta yarın bizde yiyoruz akşam yemeğini, yarın özene bezene hazırlıklarımı yaparım artık.
Haftasonunda Sürmeli otele gittik.Bir şirketin yemeği vardı.Bizi de arkadaşlarımız davet etti.Gece de orda kaldık.Yedik içtik, eğlence güzeldi ama otelden memnun kalmadık.Kuşadasındaki oteller zaten hep birşeyleri eksik gibiler.
Bu haftasonu bahar gibiydi hava.18- 19 derecelerdeydi.Montlar hep fazla geldi ama hafif bir kırgınlık ve gribal etki bıraktı hediye olarak.Ege de ben de hasta olmanın başındayız.
Gelelim yeni haftanın programına.Yarın Hasan geliyor.Pazartesi aynı zamanda annemin doğum günü ve hediye almadım daha.Onu salı günü halledicem inşallah.Salı yemeğe gideriz annemlere.Çarşamba ya da perşembe amcamlara yemeğe gidiyoruz.Haftasonu da Hasan'ı uğurlamak kalıyor bir tek.Bol bol sohbet, yemek ve Hasan'ı gönderirken ki gözyaşları...Bu haftanın özeti

1 Aralık 2011 Perşembe

filmlere devam


Aslında geçen haftasonunda izledik bu filmleri ama yazacak fırsatım olmadı.Sanırım  yazmayı ertelemem de filmleri beğenmemem de etkili.Neyse ayrıntılarla devam ederiz.
İlk film için komediden farklı bir şeyler olsun istemiştik.Gerilim filmi diye seçtik 11.11.11'i.Ama film vaad ettiği gerilimi sağlamıyor.Karısı ve oğlu yangında ölen bir yazar var.kendisi inanmıyor ama babası ve kardeşi papaz hatta kiliseleri bile var.Babası ölüm döşeğinde diye Barcelona ya gidiyor.Tabi büyük bir değişim geçiriyor, Fakat kardeşini kurtarmaya çalışırken sonun başlangıcı oluyor.Film sonunda büyük bir sürpriz saklıyor gibi yapıyor ama biz ne sürpriz finaller gördük buna mı şaşıracağız.Felaket kötü.Hele bir özel efektler var...Türk filmlerinde bile daha alası var.Hatta supernaturalın bir bölümünde bile daha özenli daha etkili özel efektler vardır.Sonuç olarak film kötüydü.

Haaa madem dedik gerilemedik bari gülelim.Çok şey vaad eden ama o kadar da iyi olmayan bir diğer film.Hayat sana güzel-miş Türkçesi.İki arkadaş.Biri evli-çocuklu-avukat-başarılı; diğeri ise bekar-çapkın-bir işte dikiş tutturamayan biri.Ne oluyorsa içkili bir gecede birbirlerinin hayatlarının daha iyi olduğunu düşünerek "i wish i were you" deyiveriyorlar.Komedi de burada başlıyor.Ya da burda başlaması gerekiyordu.gülmesine güldük ama yok yaaa o kadar da değil.Jason Bateman'ı severim arrested development'tan beri.Ryan reynolds'ın da albenisi de var ama olmuyor işte.Ağlaya sızlaya güleceğim bir film olmadı işte.İki kötü seçimdi bizim için

28 Kasım 2011 Pazartesi

Denemeler

Geçenlerde ilk kez lazanya yapmıştım, yedik afiyetle ama fırında kıymalı makrnadan çok da farklı bulmadığımı, o sebepten kelli bir daha yapmak için can atmayacağımı söylemiştim.Şİmdi de gelelim bir başka denememize....

          Resimlerden de anlaşılacağı üzere Tansaştan hazır tortellini aldım.Merak ediyordum zaten ne zamandır.Bugün tüm gün temizlikle ve giymediğim kıyafetleri ayırmakla geçirdim.Yoruldum da.Yemeğe hızlı ve kolay birşeyler yapmak istedim.Yapımı çok kolay.Kaynar suya atıp, 5 dk haşlıyor sonra da kevgirle çıkartıyorsunuz.Üstüne istediğiniz sosu dökebilirsiniz.Ben tereyağı ve kırmızı pul biber döktüm.Yanında da sarımsaklı yoğurt vardı.Bir neyi İtalyan mantısı oldu.
Gelelim sonuca.Güzel miydi?eeehhhh...Keçinin bilmediği şey karnını ağrıtırmış ya da alışmamış g.tte don durmazmış...Tadı fena değildi ama bir daha yapmam herhalde...Güzelim mantım varken hem de, bunlarla uğraşmam.Ege de sevmedi zaten.
Bu paket iki kişilik zira bizi doyudu.
Keşke tabağın resmini de çekseydim...Neyse alışıcam alışıcammm

pazar..dan


başlık sanki çarşıdan aldım manasına geldi ama dünden bahsetmem lazım.
Kardeşim askere gidiyor.Dün de onun için köyde asker yemeği verdik.hem 41 Yasin okundu, hem yemek verildi hem de aşure kaynatıldı.Kuzum bir kaç güne kadar yolcu.Allah'ım sağ salim gidip gelmesini nasip eder inşallah.Bunlar da dünden kalanlar....


 Görüldüğü üzere aşurede bir iki karıştırma hakkımız var, emeğimiz çokkkkkkkkk üzerinde!
 Ege de maşşalah ne özenli karıştırıyor, teyzelerden tavsiyeler üzreine tam bir profesyonel, canım benim....
                                                 Ablasının bi tanesiiiii:)))Canımın içi:))))


    ÇOk yorulduk günün sonunda, ama masa başına toplanıp çay keyfiyle noktaladık günü.Aralığın başında sınava girecek ve 10unda nereye gideceği belli olacak.Sanırım 12sinde de yolcu edicez kardeşimi:)))Gitmeden yemeğe almalar da başladı, haftaya pazartesi Hasonun sevdikleriyle dolu güzel bir akşam yemeği sözüm var ona:))))

26 Kasım 2011 Cumartesi

Arnavut ciğeriiiii

Ben ciğer sevmem, daha doğrusu karaciğer sevmem.Akciğeri severim ve onu da ancak kurbandan kurbana yiyebiliyorum.Malum dikkatli olmak lazım, hayvanın hasta olmamasına.Ama ciğeri hep kavurma olarak yerdik evde.
Bu bayramda ise annem biraz ciğer ayırmış bize, dolapta bekliyordu.Kavurup tüketmeyi planlıyordum ama Ege de pek istekli yemezdi onu.Aklıma Arnavut ciğeri yapmak geldi.Okulda da konu açıldığında Vesile hoca - hocamı pek severim, benim öğretmenimdi orta okulda, tabi Ege'Nin de, öğretmenimle birlikte çalışıyorum-ki kendisi harikadır,- kendinin de yaptığını ve çok beğendiklerini söyledi.Uzun lafın kısası ben de cesaretlendim.
Bugün sabahtan suya yatırdım ciğerleri, fırsat bulunca da suyu değiştirdim.Akşama kadar nerdeyse 10 kez suyu değiştirmişimdir.Kanı felan kalmadı.Öğleden sonra annemin misafirleri vardı, ona gittim.Döndüğümde de önce soğanlı salatayı hazırladım.Bol maydanozla soğanı tabaklara paylaştırdım.Biraz unu karabiber, kırmızı biber, kimyon ve tuzla karıştırdım.Ciğerleri iyice kuruladım.İyice ama, havlukağıt bile kullandım.Sonra bunları iyice una bulayıp kızgın ateşte kızarttım.İki tarafı da kızarınca tabaklara aldım.domates ve turşuyla süsledim.
Egeyle korkuyla karışık ilk parçayı ağzımıza attık ve sonuç?Muhteşem...
Aman yarabbim ben neler kaçırmışım!Ben ki sakatat olup da sevmediğim bir ciğer var derim hep...Ne safmışım, boşa geçmiş yıllarım.Kıtır kıtrı çerez gibi, koku felan yok hiç.-ciğer kokusunu sevmem de -Ayıla bayıla yedik
Sonuç itibariyle bundan sonra soframız ciğerle de şenlenecek...
Fotograf çekme alışkanlığını henüz edinemedim.Elimin altında küçük bir sony marka makine vardı ama o da bozuk.Yemeği yedikten sonra keşke fotoğrafını çekseydim dedim ama çok geçti.Neyse artık bir sonraki sefere...

Geçen gün yine yaptım.Yine çok güzel oldu.Hasan bile yedi güle oynaya.Bu kez resimledim.Yani bu 2. arnavut ciğeri denemem.

















ocelerim

Efendim ojeler hepimizin olduğu gibi benim de en sevdiğim şeyler.Elim vardığınca rast geldikçe alıyorum.Donan bozulan ojeleri bile atamıyorum.
Flormar, pastel ensevdiklerim.Gabrininin mat bir mor ojesi var mesela onu yeni aldım ama son günlerdeki gözdem o.ÇOK çok güzel.Maybelineler de hem gramaj hem de sürmesinin kolaylığı sebebiyle çok sevdiklerimden.Hiç sevmediğim de bimden aldığım color meler.atacağım en kısa sürede.

Gelelim renklere, görülebileceği üzere koyu renk ojeleri daha çok seviyorum.Hiç beyaz ojem yok.Alamadım almam da.Esmer olduğum için sanırım tırnaklarımda bembeyaz görüntüyü sevmiyorum.Bordo ve tonları, morlar, gri-bej tonları ve lacivert ağırlıklı.Bir iki tane de pudra tonları var.İşte ocelerim:))))

24 Kasım 2011 Perşembe

24 KASIM

Yine takvimler 24 kasımı göstertirken...Pek bir şey olmadı aslında.aynı sıradan kutlamamlar aynı sözler aynı şiirler.Sabah çelenk sunma töreni - ki ben Ege'yle gittim, arada beklerken kendime parfüm aldım- sonra okuldaki tören ve en sononda baklava gözleme yemesi içmesi, en sonunda da gerisin geriye eve gelme.Arada mesajlaşmalar, ileti paylaşımları, telefonlar...Standart bir 24 kasım.Görev yaptığım hiç bir okulda 24 kasım coşkusunu yaşayamıyorum.Bursa'dayken daha eğlenceli geçerdi.Daha kahkahalı daha eğlenceli daha yemesi içmesi boldu.Burda biraz standartlaştırılmış gibi sanki.Öğrencilerden kutlama felan yok, Örtmenim öğretmenler gününüz kutlu olsun cümlesini bir iki kere ancak duymuşumdur.Hediye felan yok zaten ben de hediye beklemiyorum.Hediyeyi geçtim bir dal çiçek getiren bile yok.Dolu dolu geçen bir gün olmuyor sonuçta.ben hatta bugün sınav bile yapacaktım ama törenlerden kısmet değilmiş.haftaya kaldı.Bilemiyorum, bazı değerler değersizleşti sanırım biz farkına bile varmadan.
Bizim ailede öğretmen sayızı fazla.Ege'nin anne ve babası, kardeşimiz, teyze, amca, dede, kuzenim ve eşi, babamın kuzenleri öğretmen hep.Kutlama faslımız çok uzun sürüyor anlayacağınız:)
Yine de herşeye ragmen ne olursa olsun kendimi başka bir meslekte düşünemiyorum.Varsın 24 Kasım sönük geçsin, gelecek zaten hep bizim.Nice 24 Kasımlara:)))

23 Kasım 2011 Çarşamba

Kara Çarşamba

Kara çarşamba dedim çünkü nöbet günüm.En yorulduğum gün olur kendileri.Sabah erken kalkmak mı, teneffüslerde oturmamak mı, öğrencilerele boğuşmak mı?Allahım hangisinden bahsedeyim?Oy oyyyyyyyyyyy.Öğretmenlik kolay diyenleri sadece bir gün nöbet tutmaya davet ediyorum.Görsünler kolay mı gerçekten.Neyse efendim 4 gibi eve geldim.Allahtan arkadaşım bıraktı eve de yürümedim.Akşama da annemlere yemeğe misafirdik.Yemek sorunumu annecim hallediyor her çarşamba onlardayız.Böylece ne yapsam stresini yaşamıyorum.Yedik, içtik.Gorfedolarımızla çay keyfi de yaptık.Kuzey-Güney akşamıdır bu akşam.Onu da izledik ve artık evdeyiz.
Yarın güzel bir gün, malum kutlama hatırlanma bir günle olmaz ama 24 Kasım öğretmenler için şahane bir gün işte sonuçta.Önce çelenk sunma ve ilçe töreni sonra da okulda tören.Bakalım bir 24 Kasım daha ne güzelliklerle gelecek?




22 Kasım 2011 Salı

lazanyaaaaaaa

Maalesef Garfield'ın yemeden duramadığı, görünce aklını oynattığı lazanya benim soframın baştacı olamayacak.Dün yaptım.
Baist gibi duruyor ama önce kıymalı sosu, sonra beşamel sos, en sonunda da bunları kat kat koyup fırına atıyorsun.Sonuç nasıl derseniz?Güzel.Güzel ama fırında makarnadan çok da bir farkı yok.Arada yaparım ama Ege de ben de yemek için delirmeyiz.Hatta akşam yemeğinde kardeşim de vardı, o da yedi, beğendi ama sanırım bir daha aklına gelmez "Abla lazanya yapsanaaaaaaaaaa" demez.
Fırından çıkar çıkmaz çeksem daha iyi olurdu fotografı ama acıkmış insanları bekletmemliyiz.:)))

21 Kasım 2011 Pazartesi

Pazartesi işi

Dün yaptığımdan bahsettim ama gelelim bu günün programına:)
Pazartesi boş günüm benim.Ders yok, okul yok.Ama iş var.Haftasonu keyfimize ayırayım deyince, ev işleri bu güne kalıyor.Sabah kalkınca süpürge, toz alma, etrafı düzenleme, biraz oturmaca-şu an- ve yemek yapma öğleden sonraya.Yarın 8 saat dersim olduğu için yemek işini halletmem lazım.Ayrıca bu hafta sınav haftam olduğu için sınav sorularını hazırlamam lazım.Okul yok ama okul işleri var sonuçta.
Neyse yemeğe geri dönelim.Bugün hayatımda ilk kez lazanya yapıcam.Bu akşam Garfield'ı anıcaz bol bol.Hep yapmak istemiştim ama almayı unutuyordum.Yapınca fotoyu da ekliycem, tadını da yorumlarım.
Yorumlar azzzzzzzzzzzz sonra:)

Çok Kullandıklarım

Çok sevdiklerim de diyebiliriz, hep elimiz altında bulundurduklarım.Önce Dermologicadan başlayalım.Tanışma hikayemizden.Bursa'dayken yüzüm pul pul olmaya başladı bir anda, tüm nemlendiricileri kullandım ama işe yaramadı, ben de kozmetik sektörünü bırakıp eczaneye gittim, ordaki uzman önermişti bana.Ben de önce nemlendiricisiyle ve jeliyle başladım.Harikalar.Hele sonra aldığım daily microfoliant muhteşem bir ürün.Tamam pahalılar ama hem çok işe yarıyor, hem de uzun süre gidiyor.Genellikle güne başlarken kullanıyorum ben.
Bebak acı badem sütünü ise makyajımı temizlerken kullanıyorum.Makyaj temizleme sütlerini de denedim ama ne bileyim, hem güzel kokuyor, hem yumuşacık oluyor.Gece yatarken de Sebamedle yıkıyorum.O da çok güzel bir ürün.Kurutmuyor, yağı da çok güzel temizliyor özellikle sorunlu t bölgesinden.
Kremlere gelirsek...Scholl'un katikül giderme kremi mavi olan.Önce flormarda aldığım jeli sürüyorum, yıkayıp bu kremle tamamlıyorum.İşe yarıyor ama çok şey beklememek da lazım zira arada makasa da iş düşüyor.Baştaki bordo yeşil ise neutrogena ayak kremi.Çatlamış topuklara için.Bu güne kadar kullandığım bir çok ürünün en iyisi.
En başta ise klasik neutrogena nemlendirici var.Eşim de ben de el altında tutup bol bol kulllanıyoruz.Özellikle kışları nerdeyse avuç avuç nemlendirici kullanmak gerekiyor.
Son olarak da roll on.Rexona.Gerçi elimde çok roll on var.Ben de çok kullanamıyorum o sebeple bitmiyor.Ama içlerinde en beğendiklerimden biri rexona.Bloglar sayesinde aliminyum paraben gibi konularda biraz bilgi sahibi olduysam bundan sonra roll on alışverişlerine daha dikkat edicem.

haftanın başlangıcı



Evet bir haftasonunu da böylece bitirmiş bulunuyoruz.Dün önce alışverişe gittik, evde kahvaltılık bir şey yoktu.Yani vardı aslında ama ben geniş, çeşitli, bol seçenekli kahvaltıları seviyorum haftasonlarında, o sebeple önce market alışverişini hallettik.Resimde görüyorsunuz zaten.Birazını yani.Ben piyasaya yeni çıkan şeyelri denemeyi severim, mesela Dr otker cheesecake yapmak için toz poşetini çıkarmış, aldım.etli tortelli var, Unonun çikolatalı ekmekleri var.Tek tek poşetlenmiş, okula da götürebilirim, atıştırmak için.İçecekler, peynirler vs.Neyse geç bir kahvaltı yaptık ama gönlümüzce oldu.Klasik pazar işleri(ütü, çamaşır, toz alma...)Gün geçti işte...

Akşam kardeşim geldi oturmaya, gelirken de boş gelmemiş.Bol bol yedik anlatamam nasıl bol bol yedik.Maçı izleyecektik ama bizim üçümüzün izlediği ve Beşiktaş'ın kazandığı maç yok.İzlemedik zaten, Beşiktaş'ım da iyi oynamasına rağmen maç golsüz bitti.Keyfimiz olmadı yani.Gerçi maç öncesi Facebookta şöyşe yenicez , böyle yapıcaz diyen gslilere ayar vermek istiyordum ama kim uğraşacak şimdi diyerek vaz geçtim.Zaten bugün seslerini çıkaran olmadı.(Bu arada Necip Uysal'a üzülmedim değil.Ameliyat da olmuş.Yazık oldu çocuğa) Neyse uzun lafın kısası yine futboldan zevk almadığımız bir haftasonuydu.

Bol bol baklava yedik biz ağzımız tatlansın deyü:)))))



19 Kasım 2011 Cumartesi

cumartesi filmleri

 Malum Ege hasta, dışarısı soğuk, pek gezecek halimiz yok.Biz de kendimizi filme verdik.Çok da farklı değiliz aslında ya neyse akşam üzeri 1-2 saatliğine kardeşim bile uğradı.Sonra arkadaşının ablasının düğününe gitti.Biz de filmlere başladık.

Önce Unstoppable.Denzel Washington ve Chris Pine vardı başrollerde, yönetmen de Tony Scott.Ama asıl başrol saatte 70 mil giden lokomotifin çektiği içi patlayıcı madde dolu 40 vagondu denilebilir-777-Bu freni olmayan treni durduracak diye 1,5 saat izledik filmi.Güzel miydi?Evet, kendini izlettirmeyi başaran, heyecanlandıran bir filmdi.Gerçek bir olaydan alınmış-mış belirteyim.Ama filmin kötü adamı 777'yi çok güzel çekmişler, arada homurdanıyor, ezip geçiyor, durmadan hızlanıyor.







Gelelim komedilere.Your Highness.Güldük bayaaa baya.saçma konu, bilindik klişeler, bel altı espriler....Ama sonuçta güldürdü.Danny McBride ve James Franco kardeşler ve prensler.Ama D.McBride çok kıskanıyor kardeşini.J.Franco'nun evleneceği kadını büyücüden  kurtarmak için kralın zorlamasıyla kardeşine yardım etmeye çalışıyor.Sonrası yolculuk, kardeşler barışıyor, işe yarar hale geliyor prens, kızı kurtarıp büyücüyü yok ediyorlar.Bu arada Natalie Portman da bu yolculuğa dahil oluyor ki güzelliğinden bahsetmemek olmaz.Muhteşem bir film değil ama bizi güldürdü.


Gellelim akşamın son filmine.Bir Kevin James filmi diyebiliriz.Mall cop filmini hatırlatıyor da.Griffin bir hayvanat bahçesinde çalışıyor.sevgilisi bunu terk etmiş, ama aradan zaman geçmiş, tekrar karşılaştıklarında onu yeniden elde etmek için savaşıyor.bu arada hayvanlardan yardım alıyor.Bilin bakalım nasıl? Hayvanlar konuşuyor.Ama konuşturma işini çok iyi yapmışlar, dudak hareketleri çok başarılıydı.Hayvanları seslendirenlerde ünlü.Nick Nolte, Cher, S.Stallone felan.Neyse kızı elde ediyor ama kız onun araba satıp zengin olmasını istiyor.Griffin bir süre sonra ise böyle olmak istemediğinin farkına varıp, hayvanlara eski işine ve hayvanat bahçesindeki Kate dönüyor.Bu da tam klişeler filmi.Bazı sahnelerinde güldürmüyor da değil.Ama çok şey beklememek lazım.













LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...