28 Kasım 2011 Pazartesi

Denemeler

Geçenlerde ilk kez lazanya yapmıştım, yedik afiyetle ama fırında kıymalı makrnadan çok da farklı bulmadığımı, o sebepten kelli bir daha yapmak için can atmayacağımı söylemiştim.Şİmdi de gelelim bir başka denememize....

          Resimlerden de anlaşılacağı üzere Tansaştan hazır tortellini aldım.Merak ediyordum zaten ne zamandır.Bugün tüm gün temizlikle ve giymediğim kıyafetleri ayırmakla geçirdim.Yoruldum da.Yemeğe hızlı ve kolay birşeyler yapmak istedim.Yapımı çok kolay.Kaynar suya atıp, 5 dk haşlıyor sonra da kevgirle çıkartıyorsunuz.Üstüne istediğiniz sosu dökebilirsiniz.Ben tereyağı ve kırmızı pul biber döktüm.Yanında da sarımsaklı yoğurt vardı.Bir neyi İtalyan mantısı oldu.
Gelelim sonuca.Güzel miydi?eeehhhh...Keçinin bilmediği şey karnını ağrıtırmış ya da alışmamış g.tte don durmazmış...Tadı fena değildi ama bir daha yapmam herhalde...Güzelim mantım varken hem de, bunlarla uğraşmam.Ege de sevmedi zaten.
Bu paket iki kişilik zira bizi doyudu.
Keşke tabağın resmini de çekseydim...Neyse alışıcam alışıcammm

pazar..dan


başlık sanki çarşıdan aldım manasına geldi ama dünden bahsetmem lazım.
Kardeşim askere gidiyor.Dün de onun için köyde asker yemeği verdik.hem 41 Yasin okundu, hem yemek verildi hem de aşure kaynatıldı.Kuzum bir kaç güne kadar yolcu.Allah'ım sağ salim gidip gelmesini nasip eder inşallah.Bunlar da dünden kalanlar....


 Görüldüğü üzere aşurede bir iki karıştırma hakkımız var, emeğimiz çokkkkkkkkk üzerinde!
 Ege de maşşalah ne özenli karıştırıyor, teyzelerden tavsiyeler üzreine tam bir profesyonel, canım benim....
                                                 Ablasının bi tanesiiiii:)))Canımın içi:))))


    ÇOk yorulduk günün sonunda, ama masa başına toplanıp çay keyfiyle noktaladık günü.Aralığın başında sınava girecek ve 10unda nereye gideceği belli olacak.Sanırım 12sinde de yolcu edicez kardeşimi:)))Gitmeden yemeğe almalar da başladı, haftaya pazartesi Hasonun sevdikleriyle dolu güzel bir akşam yemeği sözüm var ona:))))

26 Kasım 2011 Cumartesi

Arnavut ciğeriiiii

Ben ciğer sevmem, daha doğrusu karaciğer sevmem.Akciğeri severim ve onu da ancak kurbandan kurbana yiyebiliyorum.Malum dikkatli olmak lazım, hayvanın hasta olmamasına.Ama ciğeri hep kavurma olarak yerdik evde.
Bu bayramda ise annem biraz ciğer ayırmış bize, dolapta bekliyordu.Kavurup tüketmeyi planlıyordum ama Ege de pek istekli yemezdi onu.Aklıma Arnavut ciğeri yapmak geldi.Okulda da konu açıldığında Vesile hoca - hocamı pek severim, benim öğretmenimdi orta okulda, tabi Ege'Nin de, öğretmenimle birlikte çalışıyorum-ki kendisi harikadır,- kendinin de yaptığını ve çok beğendiklerini söyledi.Uzun lafın kısası ben de cesaretlendim.
Bugün sabahtan suya yatırdım ciğerleri, fırsat bulunca da suyu değiştirdim.Akşama kadar nerdeyse 10 kez suyu değiştirmişimdir.Kanı felan kalmadı.Öğleden sonra annemin misafirleri vardı, ona gittim.Döndüğümde de önce soğanlı salatayı hazırladım.Bol maydanozla soğanı tabaklara paylaştırdım.Biraz unu karabiber, kırmızı biber, kimyon ve tuzla karıştırdım.Ciğerleri iyice kuruladım.İyice ama, havlukağıt bile kullandım.Sonra bunları iyice una bulayıp kızgın ateşte kızarttım.İki tarafı da kızarınca tabaklara aldım.domates ve turşuyla süsledim.
Egeyle korkuyla karışık ilk parçayı ağzımıza attık ve sonuç?Muhteşem...
Aman yarabbim ben neler kaçırmışım!Ben ki sakatat olup da sevmediğim bir ciğer var derim hep...Ne safmışım, boşa geçmiş yıllarım.Kıtır kıtrı çerez gibi, koku felan yok hiç.-ciğer kokusunu sevmem de -Ayıla bayıla yedik
Sonuç itibariyle bundan sonra soframız ciğerle de şenlenecek...
Fotograf çekme alışkanlığını henüz edinemedim.Elimin altında küçük bir sony marka makine vardı ama o da bozuk.Yemeği yedikten sonra keşke fotoğrafını çekseydim dedim ama çok geçti.Neyse artık bir sonraki sefere...

Geçen gün yine yaptım.Yine çok güzel oldu.Hasan bile yedi güle oynaya.Bu kez resimledim.Yani bu 2. arnavut ciğeri denemem.

















ocelerim

Efendim ojeler hepimizin olduğu gibi benim de en sevdiğim şeyler.Elim vardığınca rast geldikçe alıyorum.Donan bozulan ojeleri bile atamıyorum.
Flormar, pastel ensevdiklerim.Gabrininin mat bir mor ojesi var mesela onu yeni aldım ama son günlerdeki gözdem o.ÇOK çok güzel.Maybelineler de hem gramaj hem de sürmesinin kolaylığı sebebiyle çok sevdiklerimden.Hiç sevmediğim de bimden aldığım color meler.atacağım en kısa sürede.

Gelelim renklere, görülebileceği üzere koyu renk ojeleri daha çok seviyorum.Hiç beyaz ojem yok.Alamadım almam da.Esmer olduğum için sanırım tırnaklarımda bembeyaz görüntüyü sevmiyorum.Bordo ve tonları, morlar, gri-bej tonları ve lacivert ağırlıklı.Bir iki tane de pudra tonları var.İşte ocelerim:))))

24 Kasım 2011 Perşembe

24 KASIM

Yine takvimler 24 kasımı göstertirken...Pek bir şey olmadı aslında.aynı sıradan kutlamamlar aynı sözler aynı şiirler.Sabah çelenk sunma töreni - ki ben Ege'yle gittim, arada beklerken kendime parfüm aldım- sonra okuldaki tören ve en sononda baklava gözleme yemesi içmesi, en sonunda da gerisin geriye eve gelme.Arada mesajlaşmalar, ileti paylaşımları, telefonlar...Standart bir 24 kasım.Görev yaptığım hiç bir okulda 24 kasım coşkusunu yaşayamıyorum.Bursa'dayken daha eğlenceli geçerdi.Daha kahkahalı daha eğlenceli daha yemesi içmesi boldu.Burda biraz standartlaştırılmış gibi sanki.Öğrencilerden kutlama felan yok, Örtmenim öğretmenler gününüz kutlu olsun cümlesini bir iki kere ancak duymuşumdur.Hediye felan yok zaten ben de hediye beklemiyorum.Hediyeyi geçtim bir dal çiçek getiren bile yok.Dolu dolu geçen bir gün olmuyor sonuçta.ben hatta bugün sınav bile yapacaktım ama törenlerden kısmet değilmiş.haftaya kaldı.Bilemiyorum, bazı değerler değersizleşti sanırım biz farkına bile varmadan.
Bizim ailede öğretmen sayızı fazla.Ege'nin anne ve babası, kardeşimiz, teyze, amca, dede, kuzenim ve eşi, babamın kuzenleri öğretmen hep.Kutlama faslımız çok uzun sürüyor anlayacağınız:)
Yine de herşeye ragmen ne olursa olsun kendimi başka bir meslekte düşünemiyorum.Varsın 24 Kasım sönük geçsin, gelecek zaten hep bizim.Nice 24 Kasımlara:)))

23 Kasım 2011 Çarşamba

Kara Çarşamba

Kara çarşamba dedim çünkü nöbet günüm.En yorulduğum gün olur kendileri.Sabah erken kalkmak mı, teneffüslerde oturmamak mı, öğrencilerele boğuşmak mı?Allahım hangisinden bahsedeyim?Oy oyyyyyyyyyyy.Öğretmenlik kolay diyenleri sadece bir gün nöbet tutmaya davet ediyorum.Görsünler kolay mı gerçekten.Neyse efendim 4 gibi eve geldim.Allahtan arkadaşım bıraktı eve de yürümedim.Akşama da annemlere yemeğe misafirdik.Yemek sorunumu annecim hallediyor her çarşamba onlardayız.Böylece ne yapsam stresini yaşamıyorum.Yedik, içtik.Gorfedolarımızla çay keyfi de yaptık.Kuzey-Güney akşamıdır bu akşam.Onu da izledik ve artık evdeyiz.
Yarın güzel bir gün, malum kutlama hatırlanma bir günle olmaz ama 24 Kasım öğretmenler için şahane bir gün işte sonuçta.Önce çelenk sunma ve ilçe töreni sonra da okulda tören.Bakalım bir 24 Kasım daha ne güzelliklerle gelecek?




22 Kasım 2011 Salı

lazanyaaaaaaa

Maalesef Garfield'ın yemeden duramadığı, görünce aklını oynattığı lazanya benim soframın baştacı olamayacak.Dün yaptım.
Baist gibi duruyor ama önce kıymalı sosu, sonra beşamel sos, en sonunda da bunları kat kat koyup fırına atıyorsun.Sonuç nasıl derseniz?Güzel.Güzel ama fırında makarnadan çok da bir farkı yok.Arada yaparım ama Ege de ben de yemek için delirmeyiz.Hatta akşam yemeğinde kardeşim de vardı, o da yedi, beğendi ama sanırım bir daha aklına gelmez "Abla lazanya yapsanaaaaaaaaaa" demez.
Fırından çıkar çıkmaz çeksem daha iyi olurdu fotografı ama acıkmış insanları bekletmemliyiz.:)))

21 Kasım 2011 Pazartesi

Pazartesi işi

Dün yaptığımdan bahsettim ama gelelim bu günün programına:)
Pazartesi boş günüm benim.Ders yok, okul yok.Ama iş var.Haftasonu keyfimize ayırayım deyince, ev işleri bu güne kalıyor.Sabah kalkınca süpürge, toz alma, etrafı düzenleme, biraz oturmaca-şu an- ve yemek yapma öğleden sonraya.Yarın 8 saat dersim olduğu için yemek işini halletmem lazım.Ayrıca bu hafta sınav haftam olduğu için sınav sorularını hazırlamam lazım.Okul yok ama okul işleri var sonuçta.
Neyse yemeğe geri dönelim.Bugün hayatımda ilk kez lazanya yapıcam.Bu akşam Garfield'ı anıcaz bol bol.Hep yapmak istemiştim ama almayı unutuyordum.Yapınca fotoyu da ekliycem, tadını da yorumlarım.
Yorumlar azzzzzzzzzzzz sonra:)

Çok Kullandıklarım

Çok sevdiklerim de diyebiliriz, hep elimiz altında bulundurduklarım.Önce Dermologicadan başlayalım.Tanışma hikayemizden.Bursa'dayken yüzüm pul pul olmaya başladı bir anda, tüm nemlendiricileri kullandım ama işe yaramadı, ben de kozmetik sektörünü bırakıp eczaneye gittim, ordaki uzman önermişti bana.Ben de önce nemlendiricisiyle ve jeliyle başladım.Harikalar.Hele sonra aldığım daily microfoliant muhteşem bir ürün.Tamam pahalılar ama hem çok işe yarıyor, hem de uzun süre gidiyor.Genellikle güne başlarken kullanıyorum ben.
Bebak acı badem sütünü ise makyajımı temizlerken kullanıyorum.Makyaj temizleme sütlerini de denedim ama ne bileyim, hem güzel kokuyor, hem yumuşacık oluyor.Gece yatarken de Sebamedle yıkıyorum.O da çok güzel bir ürün.Kurutmuyor, yağı da çok güzel temizliyor özellikle sorunlu t bölgesinden.
Kremlere gelirsek...Scholl'un katikül giderme kremi mavi olan.Önce flormarda aldığım jeli sürüyorum, yıkayıp bu kremle tamamlıyorum.İşe yarıyor ama çok şey beklememek da lazım zira arada makasa da iş düşüyor.Baştaki bordo yeşil ise neutrogena ayak kremi.Çatlamış topuklara için.Bu güne kadar kullandığım bir çok ürünün en iyisi.
En başta ise klasik neutrogena nemlendirici var.Eşim de ben de el altında tutup bol bol kulllanıyoruz.Özellikle kışları nerdeyse avuç avuç nemlendirici kullanmak gerekiyor.
Son olarak da roll on.Rexona.Gerçi elimde çok roll on var.Ben de çok kullanamıyorum o sebeple bitmiyor.Ama içlerinde en beğendiklerimden biri rexona.Bloglar sayesinde aliminyum paraben gibi konularda biraz bilgi sahibi olduysam bundan sonra roll on alışverişlerine daha dikkat edicem.

haftanın başlangıcı



Evet bir haftasonunu da böylece bitirmiş bulunuyoruz.Dün önce alışverişe gittik, evde kahvaltılık bir şey yoktu.Yani vardı aslında ama ben geniş, çeşitli, bol seçenekli kahvaltıları seviyorum haftasonlarında, o sebeple önce market alışverişini hallettik.Resimde görüyorsunuz zaten.Birazını yani.Ben piyasaya yeni çıkan şeyelri denemeyi severim, mesela Dr otker cheesecake yapmak için toz poşetini çıkarmış, aldım.etli tortelli var, Unonun çikolatalı ekmekleri var.Tek tek poşetlenmiş, okula da götürebilirim, atıştırmak için.İçecekler, peynirler vs.Neyse geç bir kahvaltı yaptık ama gönlümüzce oldu.Klasik pazar işleri(ütü, çamaşır, toz alma...)Gün geçti işte...

Akşam kardeşim geldi oturmaya, gelirken de boş gelmemiş.Bol bol yedik anlatamam nasıl bol bol yedik.Maçı izleyecektik ama bizim üçümüzün izlediği ve Beşiktaş'ın kazandığı maç yok.İzlemedik zaten, Beşiktaş'ım da iyi oynamasına rağmen maç golsüz bitti.Keyfimiz olmadı yani.Gerçi maç öncesi Facebookta şöyşe yenicez , böyle yapıcaz diyen gslilere ayar vermek istiyordum ama kim uğraşacak şimdi diyerek vaz geçtim.Zaten bugün seslerini çıkaran olmadı.(Bu arada Necip Uysal'a üzülmedim değil.Ameliyat da olmuş.Yazık oldu çocuğa) Neyse uzun lafın kısası yine futboldan zevk almadığımız bir haftasonuydu.

Bol bol baklava yedik biz ağzımız tatlansın deyü:)))))



19 Kasım 2011 Cumartesi

cumartesi filmleri

 Malum Ege hasta, dışarısı soğuk, pek gezecek halimiz yok.Biz de kendimizi filme verdik.Çok da farklı değiliz aslında ya neyse akşam üzeri 1-2 saatliğine kardeşim bile uğradı.Sonra arkadaşının ablasının düğününe gitti.Biz de filmlere başladık.

Önce Unstoppable.Denzel Washington ve Chris Pine vardı başrollerde, yönetmen de Tony Scott.Ama asıl başrol saatte 70 mil giden lokomotifin çektiği içi patlayıcı madde dolu 40 vagondu denilebilir-777-Bu freni olmayan treni durduracak diye 1,5 saat izledik filmi.Güzel miydi?Evet, kendini izlettirmeyi başaran, heyecanlandıran bir filmdi.Gerçek bir olaydan alınmış-mış belirteyim.Ama filmin kötü adamı 777'yi çok güzel çekmişler, arada homurdanıyor, ezip geçiyor, durmadan hızlanıyor.







Gelelim komedilere.Your Highness.Güldük bayaaa baya.saçma konu, bilindik klişeler, bel altı espriler....Ama sonuçta güldürdü.Danny McBride ve James Franco kardeşler ve prensler.Ama D.McBride çok kıskanıyor kardeşini.J.Franco'nun evleneceği kadını büyücüden  kurtarmak için kralın zorlamasıyla kardeşine yardım etmeye çalışıyor.Sonrası yolculuk, kardeşler barışıyor, işe yarar hale geliyor prens, kızı kurtarıp büyücüyü yok ediyorlar.Bu arada Natalie Portman da bu yolculuğa dahil oluyor ki güzelliğinden bahsetmemek olmaz.Muhteşem bir film değil ama bizi güldürdü.


Gellelim akşamın son filmine.Bir Kevin James filmi diyebiliriz.Mall cop filmini hatırlatıyor da.Griffin bir hayvanat bahçesinde çalışıyor.sevgilisi bunu terk etmiş, ama aradan zaman geçmiş, tekrar karşılaştıklarında onu yeniden elde etmek için savaşıyor.bu arada hayvanlardan yardım alıyor.Bilin bakalım nasıl? Hayvanlar konuşuyor.Ama konuşturma işini çok iyi yapmışlar, dudak hareketleri çok başarılıydı.Hayvanları seslendirenlerde ünlü.Nick Nolte, Cher, S.Stallone felan.Neyse kızı elde ediyor ama kız onun araba satıp zengin olmasını istiyor.Griffin bir süre sonra ise böyle olmak istemediğinin farkına varıp, hayvanlara eski işine ve hayvanat bahçesindeki Kate dönüyor.Bu da tam klişeler filmi.Bazı sahnelerinde güldürmüyor da değil.Ama çok şey beklememek lazım.













18 Kasım 2011 Cuma

hollywood press:)))

Efendim yeni duyduğum bir haber, yazmayıp bu notu düşmessem sonra pişman olurum neyn...Aman ha diyerekten haberi arz eyleyeyim.Evlendiklerinde aralarındaki yaş farkı ile basına iyi malzeme olan Demi Moore Ashton Kutcher boşanıyormuş.Aldanma ve hatta aldatmalar sebep.Kadıncağız kızlarından daha güzel, bilmem kaç dolar harcamış estetiğe felan ama erkek milleti işte.Gözü dışarda kalmış demek ki.Haberin linki ahanda burda.
Ben yanarım Charlie Sheen'e yanarım.Adamcağızı -biraz iyimser bir tabir oldu ama- Two And Half Men'den kovmuşlardı dizide canlandırdığı Charlie gibi olduğu için.Yerine gelen Ashton da pek uslu çıkmadı.İlginç!!!!!

cuma sorunsalı

      Çalışanlar için cuma en güzel gündür değil mi? Bayılırız. Ben de bayılırım ama günün sonundaki o yorgunluk yok mu?Tır çarpmışa dönüyor insan.  Bu hafta ilk kez yeni ders programımızla 8 saat derse girdim, hem de cuma cuma.Uzun lafın kısası yorgunum, ölgünüm, bitkinim.Ege de hasta.Sık sık varlığını belli eden bademcikleri var.Boğazı dün gece şişti.Bildiğim tüm bitkisel tedavileri yaptım.Tek zehirlenmesin diye ben de içtim hatta geyiğe bile vurduk.Ama antibiyotik almadan geçmeyecek sanırım.bugün gitmiş zaten almış ilacını.Bu gece için bankadan bir arkadaşın veda yemeği vardı ama gidemeyiz bu durumdayken.Sütlü tavuk sulu bol baharatlı domates çorbası yaptım en hızlısından, hastaya çorba sorulmaz.

      O hasta ben yorgun.Gezmelere gitmektense dinlenmek paklar bizi...

 

Ps: Benim domates çorbam çok güzel oluyor.İşin garibi ben evleninceye kadar sevmedim de hiç yapmazdım da.Ege seviyor diye deneyeyim dedim,oymuş.İçen bayılıyor.Cuma cuma bir de tarif mi versem?Aman alt tarafı domates çorbası.Ne tarifi olacak, tereyağı, un, domates,su..Evet sanırım ben bir bardak süt koyuyorum su yerine.Bir de güzel domates bulamazsam özellikle kışları domates püresi kullanıyorum, hazır olanlardan.Tat'ın var mesela.Kaşarı da rendeledik mi?Ohhhhhhhhh...Değmeyin keyfimize..
Bir cumamız da böyle geçmiş olsun!

17 Kasım 2011 Perşembe

dogusing

ya ne insanlar var yarabbbim:)))sabah gördüğüm andan beri gülüyorum.gamsızvicdansız adlı eserin muhterem sahibi dogus eski sevgilisi panpiş h cebeciye nisbet edercesine saksı kompozisyonuyla verdiği resimlerle gündemimize daldı.resim zaten pek eğlenceli zira ama twitter ve tumblr aleminde yeni başlayan akım da güzel.planking felan demode.moda olan dogusing...tıktıktık gülmece güldürmece ve hatta tıktıktıtktık

kahveciyim


Ben kendimi bildim bileli kahveciyim.çay içsem de olur imesemde.yıllarca kahvaltıda bile çay içmiyordum.ama kahve deeyince ...her akşam babamın kahve keyfi mi annemin de kahve delisi olması mı bilmiyorum ama kardeşim de ben de bayılırız.sade-şekersiz- köpüklü Türk kahvesi.gerçi ben 2si bir aradaları, mochayı, cappuccino...
ne varsa hepsinin hastasıyım ya








fotograflar eskiden çokkkk eskiden kalma.abrtmayayım nisandan.ama Egeyle kahve keyfimizin anımsadım.hemen postu da gireyim dedim.ondan şeyettim:))

dün akşam...

dün akşam annemlerde yemekteydik.sağolsun her hafta bir akşam annemlere yemeğe gideriz, haftada bir akşam da benim annemlere gideriz.gayet memnunuz aslında ama bu "ye çocum, ye evladım, azıcık daha koyayım canım"lar sebebiyle kilo kontrolü biraz zor oluyor.ama ne yalan söyleyeyim nöbet günümde evde yemek yapmama, ne pişirsem derdinin olmaması beni çok rahatlatır.annecim benim:)))Ege'ye et, bana sebze:)))daha ne olsun

celebrity

Allahım bu kadının zayıflığı beni öldürecek:)))afrikalılara benziyor.yemiyor mu,yedirmiyorlar mı? ne bileyim hamile neyn kalsın da güzel olsun tekrar yaaa.
(evet, derdi tasası bana düştü:))Son resimleri için de tıktıktık

16 Kasım 2011 Çarşamba

bilgisayar başında ne yapıyorum?

Saatlerce bilgisayar başında kalacak çok da vaktim yok aslında ama dizilerimi izlemenin başka bir yolu da yok.Eşim evdeyken ortak hareket etmek zorundayız.o dizici değil malesef.yıllarca uzayan konuları sevmiyor.o sebeple eve gelmeden izlemem lazım.ortak izlediğimiz sadece dexter var.onu başka zaamn anlatırım.
Bugün the office'le başlayayım.ilk olarak adını duymamla başladı.ben garip şeyleri severim.tabi bir de platonik aşk var olunca dvdsini aldığım ilk dizi oldu the office.
kadro bu resimdekilerdi geçen sezona kadar.artık michael scott yok.ama yine de severek izliyorum.herkes o kadar farklı ama bir o kadar da sıradan.kağıt satış ofisinde geçen olaylar ne kadar komik olabilir ki demeyin.çok gerçekçi ve ben katıla katıla gülüyorum.jim için ne kadar üzülmüştüm.onlar evlenirken kendi düğünüm gibi sevindim.bu diizyi izlerken dwight diye bir kişinin var olabileceğine şahit oluyorsunuz.seviyorum ya.şuan 8.sezondalar.s8 e7.ben dizileri arka arkaya izlemeyi  sevdiğim için biraz bekletip biriktirim bölümleri.bakalım neler olacak.
sonuçta - as a result- the office ben,m için tv tarihinin en komik en farklı en güzel dizisidir.her sezonunu bıkmadan izlerim.

bilgisayar başında ne yapıyorum?

çok sevdiğim, bir girdim mi gülmekten bir sayfacık bir sayfacık daha bakayım diye saatlerimi harcadığım şu siteden bahsetmezsem olmaz.Saatlerce gag'layabilirim:)))

15 Kasım 2011 Salı

daxım:)

Saçlarım çok dökülür.hele şu ara mevsimlerde, resmen kel kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalırım.Bu ürünü geçen sene almıştım.Arada kullanıyorum ama temizlemesi zor oluyor.Oyüzden çok kullanmadım.Yeniden başlıyorum bakalım ne olacak?

iki film birden kuşağı

 Efendim yine film keyfimizle geçen bir pazartesi akşamı oldu.ilk filmi ben istemiştim.malum ahmary vah mary'i seven biri olarak filmin yazar ve yönetmelerinin Farrelly kardeşler olduğunu biliyordum.Sonuç insanı mahcup etmiyor.çok güldükk çokkkkk.Tamam bizim kültürümüze uygun depil ama bir yerden sonra onu düşünmeyip çok eğleniyorsunuz.Eski filmleri gibi çok iğrenç kısımları da yok.Güzeldi vesselam.









Sonra da yalanın icadına baktık.önce çok sıkıcı geldi.çok ağır ilerliyordu.bir dünya düşünün herkes doğruyu gerçek düşüncelerini söylüyor.sıktı önce.sonra filmin yazarı yönetmeni ve başrol oyuncusu yalan söylemeye başlıyor.o kısımdan sonra biraz hareketlendi.Sanırım Ricky Gervais etkisi olacak fimde bir çok ünlü vardı:Jennifer Garner, Rob Lowe, Tina Fey, Lostdaki yaşlı Eloise, Jason Bateman, Jonah Hill, Philip Seymour Hoffman hatta Edward Nortonu bile gördüm.Ama sonuç bir kere izlenecek çok iz bırakmayan Hatta yer yer sıkan bir film

14 Kasım 2011 Pazartesi

çok güzelsin sen!!!

canımsın, bitanemsin!!!çikolataya hayır diyemem.severim, bıraksan kilo sorununu düşünmesem yerim de yerim.ama bu güzelliğin yeri başka:))çok güzel, baymıyor.tek derdim çabuk bitiyor.biraz önceki  market alışverişimin prensesiydi.çabucak yendi,bitti.

kredi kartı iptali

göreve başladığımdan beri hep banka değiştirir dururuz.7.yılımda 5.banka bu çalıştığımız.maaş hesabı açılınca da hooop kredi kartını gönderiveriyorlar.geçen cuma halkbankası da gönderiverdi sağolsun.bugün müşteri hizmetlerini aradım ve hiç ummadığım kadar kolay bir şekilde iptal ettirdim.7 iş gününe iptal haberi gelir-miş.baya baya kolay oldu.telefonu kapatınca bile "çok kolaydı ama" diye düşünmedim değil.Bu işi de hallettik.

film keyfi

Bizim en büyük keyfimiz ve lüksümüz sanırım film izlemek.pazar akşamını yine film keyfimize ayırdık.
önce benim istediğim filmi, sonrasında da eşimin seçimini izledik.önce Bridesmaids.romantik komedi diye izlemek istemiştim ama o kadar romantik bulmadım üstelik o kadar da gülmedim.bir iki sahnede ancak güldük.ki imdb puanı yüksek sayılır.çok beğenmediğimimi söyleyebilirim sadece.



İkinci filmimiz de Killer elite.kadro çok güçlü.nerdeyse her filmini izlediğimiz Jason Statham, Robert De Niro, Clive Owen hatta Dominic Purcell.güzel kız kontenjanını da Yvonne Strahovski -chuck'ın Sarah'sı desem daha anlaşılır olur- ile doldurmuşlar.öncelikle güzel bir film.iyi oynanmış.bol bol kan, cinayet var.arkada da siyaset tabi ki.beğendik.tavsiye edilir.






13 Kasım 2011 Pazar

dün akşam düğündeydik.Fuat evlendi.itiraf edeyim kışın düğün çok iyi bir fikir değil.ne giyeceğim diye zaten düşünürken bir de kış bu soğukta ne giyeyim sorusu akla geliyor.neticede bayaaa bir uğraştan sonra hazırlandık gittik.önce annemleri aldık.uzak yakın herkesi gördük.düğünlerin güzel yanı da bu herhalde.herkesi görmüş olduk.oynadık eğlendik geldik.
ps:insan gittiği düğünleri kendisininkiyle kıyaslıyor ister istemez.bizimkisi daha güzeldi:)))
Film izlemeye bayılırız.Bazı haftalar 6-7 film izlediğimiz bile olur.daha öncekileri geçtim ama bundan sonra izlediğim filmlerle ilgili fikirlerimi de yazacağım.
Winter’s bone.itiraf etmeliyim filmin son kısmını izlemedim.düğün için hazırlanmam gerekiyordu.ağır ilerleyen bir film.aksiyon yok.Ree’nin babasını bulmasını izliyorsunuz ama ne yalan söyleyeyim sarmadı beni.ağır ilerliyor.Ynlış hatırlamıyorsam başrol oyuncusu jennifer lawrence oscar adayı olmuştu.iyi de oynuyor ama…ama işte…böyle sanatsal filmleri beğenmeyince kendimi garip hissederim.ama kocam da ben de beğenmedik.
http://www.imdb.com/title/tt1399683/ linki de burda.

başlangıç

Cuma 11.11.11di.Aslında pek önemsemediğim bir rakamlar dizisi.Ama son 1 yıldır blog okumaya merak sarmış, günlük tutmayı çok seven biri için bir başlangıç tarihi olacak.Kişisel tarihim, çocuklarıma bırakabileceğim elle tutulur gözle görülür bir geçmiş…Ben de artık yazmak istiyordum.Başlangıcım da bu tarih olsun.Okuyan olsun olmasın, izleyen olsun olmasın; ben de yazmak istiyorum.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...