25 Ocak 2012 Çarşamba

tatil günlüğü

Anacım tatil dedik dedik, yolunu dört gözle bekledik, planlar yaptık, hayaller kurduk.Peki sonra ne oldu?Sonrası işte bu.Bugün günlerden çarşamba.Resmi olarak ilk haftanın ortasına tekabül ediyor.Yani tatilimizin 4'te 3'ü kalmış bugünden itibaren.Geçti gitti de haberim yok durumu var bir nevi.
Ege izin alamadığı için zaten değişen pek birşey olmadı evimizde.Sabah 8'de kalkılıyor, çay pişiyor, Ege uyandırılıp kalvaltı masası hazırlanıyor.Onu gönderttikten sonra da benim kaçan uykularım yerine gelmiyor tabii.Pazartesi buzdolabını silmek gibi ulvi bir işe verdim kendimi mesela.Salı da pazara gidilecekti, tekrar yatmadım.Bugün Ege'yi gönderdikten sonra uyumamamın sebebi ise tamamen kendime eziyet etme istediğinden olsa gerek.Çünkü yattım ve uyumadan, debelenerek kalktım.Zaten uykuya dalmak için sarfettiğim eforu gün içinde eve temizliğe harcasam çok daha faydalı bir iş edinmiş olurum.Ama maalesef olmuyor işte.

Sonuç olarak tatil olmasının bana en azından uyku olarak bir faydası yok.

Ezgi tatil için burda artık, evimizin kızı oldu iki haftalığına, alışıvereceğiz bu duruma.Ben de hep öyle olurdu.Birden hep evde kalıyormuş gibi hissederdim kendimi, hiç uzağa gitmeyecekmiş gibi.Ezgi de böyle hissedip hissettirip gidecek.Yapacak birşey yok.Birlikte geçireceğimiz zamanın tadını çıkarırız biz de:))))))

Pazartesi burda bahardan kalma bir gün yaşadık, çok çok çok güzel bir hava vardı, pırıl pırıldı güneş.Kış güneşini vücuda vitamin olarak doz doz verdik zaten, bol güneşe maruz bıraktık tenimizi.Güneş gözlüğü zaruri bir ihtiyaçtı mesela pazartesi.Her zamanki gibi ben evde bıraktığım için gözlüksüz gezdik.Güzide küçük ama yaşaması güzel şehrimizdeki dükkanları gezdik Ezgi için.Ayakkabıcı, elbiseci felan önümüze ne çıkarsa, arada kocayı alıp tost yemeğe de gittik.Ezgi de özlemiş zaten tostu, biz zaten hazırız her zaman.Yedik afiyetlen , sonra koca işe, biz alışverişe yollandık.Benim zaten pazartesilerim boş olduğundan tatil gibi gelmedi tabii.

Salı ise bir önceki günden öç alırcasına yağdı da yağdı, soğuktu da.Ama pazar gezildi.Gerekli alışlar verişler tamamlandı.Bir tezgah var, harika çantalar getiriyor; ama işte yakalayabilmek mesele.Ezgi'ylen oraya uğramamak olmazdı zaten.Ama şans işte!Bir hafta harika şeyler oluyor sonraki haftalarda alınacak şey bulunmuyor, böyle dengesiz.Bu hafta umutla gittik, Ezgi aldı ama ben bulamadım.Bir de iki tekerlekli bir arabada gezen bir takıcı var, ama ne güzel parçalar var orda.Evita'da olmayan şeyler hem de daha ucuz.İşte ordan elim boş dönmedim.İki küpe alışverdim.Daha sonra fotograflarını da eklerim çünkü yağmurlu havada makinem yanımda değildi.Daha sonrada ben unuttum.

Öğle yemeğinde yine Ege'yi aldık beraber yedik.Menü yine uzaklardan gelen kızımızın isteğiyle şekillendi.Köfteeeeeeeeeeee.Biz de hazır kıtayız ama.Ezgi'ye adak bize yudak, diye bir söz var.Acılı acılı yedik oooofffffff offofff.
Ardından Ezgi'nin saçlarını kestirmek için Kuaföre gittik.Çıkmamız baya uzun sürdü.2 buçuk saat kadar,sadece kestirme işlemi olduğunu da hatırlatayım.Tamam kız uzun saçlarından kısaya döndü ama sürenin uzamasında maharetli fön çeken ellerin katkısı da göz ardı edilmemeli.O da bitti allaha çok şükür.Son olarak da Koton'a uğrayıp Ezgi'nin kabanını aldık.Koton'da çalışanlarla ahbab olma aşamasındayız, çok yakınlaştık çokkkkkkkk.

Bu kadar gezmenin ardından da evim evim güzel evim:))))))))
PS:Resimsiz ve renksiz bir yazı oldu ama resimleri daha sonra yayınlarım artık, kahvemi yudumlayıp amaçsızca bana herşey yakışır, akasya durağı felan izlemek istiyorum azcık:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fikr-i şahaneniz için çok müteşekkirim efeniim:)))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...