5 Nisan 2012 Perşembe

filmlere devam

39.The Escapist: İngiliz yapımı bir hapishane filmi, daha doğrusu hapishaneden kaçma filmi.Bne İngiliz aksanını pek sevmediğim için ilk 10 dakika biraz garipsedim ama sonra alışıyorsun.Neyse aslında iki zaman arasında atlamalar yaparak hem kaçışlarını hem de neden hapishaneden kaçmak istediklerini ve kaçma planlarını yaptıkları zamanlar arasında geçişler oluyor.Aslında güzel bir kurgu var.Ama dialoglar falan çok zayıf kalıyor.Ne de olsa hapishane filmleri ya da dizileri diyince çok daha iyileri var çünkü.The Oz daha sertti, Prison Break ise daha grift, karmaşıktı, The Shawshank Redemption için ise söyleyecek sözüm yok; çok çok özel bir filmdir.Bu film bu ayarda değil tabi ki, hatta sonundaki o ilginçlik olmasa -söylemem, ola ki izlersiniz- çok basit bir film diyebiliridm ama ilginç bir şekilde bitirmişler, sıkılsanız bile sonuna kadar bekleyin bence.
Kadroda Brian Cox-Truvadan hatırlarsınız- Dominic Cooper ve Joseph Fiennes var.





40.The Last House On The Left: Fane film değildi önceden söyleyeyim, sanırım bir tekrar çevrim filmi, Çığlık serisinden tanıdığımız Wes Craven yapımcılığını yapıyor.Korku demeyelim de gerilim filmi diyelim.Gayet sıradan bir aile(anne-baba-genç kız) göl kıyısındaki evlerinde bir tatil geçirmek isterler.Aile sanırım oğullarını daha önce kaybetmiş.Bu bilgi veriliyor ama sonra işlenmiyor, en azından kızın ailenin tek çocuğu olduğunun altı çiziliyor diyelim.Bu aileden tamamen ayrı bir hikayede hapse giderken kardeşi ve sevgilisi tarafından kurtarılan bir psikopat var.Sonra bu piskopatların yolu önce kızla sonra da aileyle kesişiyor.Şiddet de burda başlıyor.Uyarayım çok ağır sahneler var.Kan-vahşet-cinayet-taciz-tecavüz sahneleri aşırı gerçekçi ve ağır çekilmiş.İzlemeden önce bunu bilin.Anne-baba da hem bunların ellerinden kurtulmak, hem kızlarını hastaneye yetiştirmek hem de öçlerini almak için uğraş veriyorlar.Bu noktadan sonra bu sıradan ailenin ne kadar şiddete yatkın olabileceğini görüyoruz.Sarsıcı bir film haline geliyor bu noktada zaten.
Filmi izlerseniz elinizde değil kıza kızmaktan kendinizi alamıyorsunuz.E be kızım önce düzgün arkadaş seç, hiç tanımadığın adamların otel odasına gitme, uyuşturucu bedava diye atlama, annenlere yalan söyleme....
Tabi bunlar başana gelenleri hak ettiği anlamına gelmez tabii de, olsun işte.Kıza kızmaktan kendimizi alamıyoruz işte.....
Sonuçta fane film değil, izlenir her koşulda.



41.Colombiana: 
İntikam filmlerini seviyorsanız Colombiana öyle bir film.Başrolde Zoe Saldana var, gördüğünüz gibi.Film kolombiya'da başlıyor.Uyuşturucu patronları, muhbirler, aracılar...Küçük bir kızın anne ve babası gözünün önünde öldürülüyor, o da gayet akıllı bir şekilde katillerin elinden kaçıp Amerika'ya gidiyor.Orda amcasının yanında yeni bir hayata başlıyor ama amacı katil olmak, anne-babasını öldürenlerin katili tabiii.Aradan yıllar geçiyor ve kızımız adım adım amacına yaklaşıyor.Tabii işlediği cinayetler yüzünden Peşine özel ajanlar da düşüyor.Filmimiz bu ufak tefek çelimsiz kızın öcünü alması üzerine kurulu.Aksiyonel bir film, çok şey de beklememek, mantık aramamak lazım...Ama izlenebilir de , en azından zaman kaybı değil.


42.Jack and Jill: 
 Bu filmin kötü olduğunu aslında biliyordum ama işte o kadar da değildir diye izleyelim dedim.O kadar kötüymüş.Adam Sandler bu filmle hem en kötü erkek oyuncu hem de en kötü kadın oyuncu seçilmişti.Hak ederek almış ödüllerini:)))
İkiz kardeşler Jack  ve Jill.E Adam Sandler'dan güzel kadın olmayacağına göre çirkin ve çekilmez bir kardeş.Filmde konu yok gibi.Anlaşamayan kardeşlerden Jack Jill'e katlanmak zorunda kalıyor çünkü Al Pacino Jill'e aşık, o da Al Pacino'yla iğrenç bir reklam çekmek zorunda.Evet gerçek Al Pacino...Oynamayı nasıl kabul etti anlamıyorum, silah zoruyla felan olsa gerek.Karısını da Katie Holmes oynuyor bu arada.Ailesi çok sevmesine karşılık Jack İkizini hor görüyor ama en sonunda anlıyor kıymetini, ona erkek arkadaş buluyor, eve gidip geri gelmesini istiyor felan.Hannukah, noel, doğum günü, thankgiving bisssürü şey kutlanıyor, filmde bisssürü ünlü var ama yok ya.Kötü film çok izledim ama bu bayaaaa bayaaa çok kötü bir film.
Filmde Johnny Depp bile var ve çok sevimli, çok iyi oynamış o bir iki dakikada.O kadar yani.
Zaman kaybı tanımının tam karşılığı, ben ettim siz etmeyein.BU FİLMDEN UZAK DURUN!!!!!!!!!!!!


Sevgiler, saygılar!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fikr-i şahaneniz için çok müteşekkirim efeniim:)))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...