12 Haziran 2012 Salı

Şampiyon Beşiktaş!

Ben Beşiktaşlıyım ve iyi bir spor izleyicisiyim.Ama önce Beşiktaşlıyım.Her ne branşta olursa olsun önce Beşiktaş'ın galibiyetine odaklanırım.Beşiktaş forması giyen iki kaplumbağayı yarıştırsınlar izlerim ve Beşiktaş diye de bağırırım, taraftarlık vazifemi yerine getiririm.
Bu sene göz önünde diye futbol takımı olarak kötü bir sezon geçirmiş olabiliriz, ligden düşseydik bile umrumda da olmazdı zaten.Bu kadar kirli bir oyunda şampiyon olsak ne, ligden düşsek ne fark eder.Zaten bu senenin kazancı YD'nin kulüp başkanlığından ayrılmasıdır, gerisi hikaye...

Tamam biz sevinmek için sevmedik takımımızı.üzülmek genelde yazgımız bizim ama dün akşamki şampiyonluk üzerine üç-beş satır karalamam lazım.

Bu blogu kendim için tutuyorum.O kadar yemek yazısının arasında kaybolması da muhtemel ama 37 yıl sonunda takımım şampiyonluğu kazanmış, ligi 3 kupa ile bitirmiş ve ben bu yazıyı yazmamışsam, işte o zaman kendimden şüphe duyarım...

Sevgili okuyucu, yazının bundan sonrası basketbolla, Beşiktaş sevgimle fazlasıyla ilgili...Çok da kişisel, devam edip etmemek sana kalmış...

Aslında serinin burda biteceğini biliyordum çünkü onca yılın ardından o kupa taraftarımızın arasında kaldırılmalıydı..Zaten şampiyonluk bizimdi, yaban ellerde kutlamak yakışmazdı...
Basketbol aslında çok basit ama çok da karmaşık bir spor.Takım oyunu ama aynı zamanda yıldızların da şovu.
Taktik, çalışma, kondüsyon vs. elbette çok etken vardır bu başarıyı açıklayacak.Bu yazı öyle bir yazı olmayacak...
Eğer son dakikaları ayakta geçiriyorsak, Digitürk'ü izlemek için Cafelere gidip dolıp, tblnin sitesinde an be an gelişmeleri takip ettiysek, heyecanla koridorda volta attıysak, totem yapıp şekilden şekile girdiysek; bunun açıklaması nasıl yapılabilir?

İnandık ama...Gerçekten oyuncusundan, kenar yönetimine, taraftarına kadar hepimiz inandık...Gerideyken de kaybettiğimiz maçlar sonunda bile inandık...Bu sezona başka son yazılamazdı, yazılmadı da...

Ergin Ataman; bu efsanenin baş yazarı aslında, bu başarıya ilk inanan...Öyle bir adam ki milyonları inandırdı.Ama bu boş bir inanç olmadı.Boş laflarla bizi kandırmadı.Çalıştı ve çalıştırdı, inandı ve kazandırdı.Büyük adam.Hani elimde olsa öyle bir imza attırırım ki ölünceye kadar Beşiktaş'ın kenar yönetiminde olsun...Büyük adamsın, BÜYÜK!
Tabi diğer kadroyu da yazmak lazım, dedik ya bu spor bir takım çalışması diye...
Yağızer ULUĞ, Yakup SEKİZKÖK, Aydın DEMİRÖZÜ, Murat MURTEZAOĞLU, Can KÖKEN ve diğerleri...

Şimdi de şampiyon kadroya saygı duruşunda bulunalım...

Kartal ÖZMIZRAK...Alt yapıdan yetişme gencecik bir çocuk, çocuk dememe bakmayın 17 yaşında belki ama sahaya çıktığında korkusuz, hızlı ve cesur...Her aldığı saniyeyi verimli kullandı, ilerde çok iyi yerlere gelecek bir şampiyon yürek o.

Mehmet YAĞMUR..Bu onun ikinci Beşiktaş günleri ve bu kez  amacına ulaştı.O mu değişti, oyunu mu değişti bilmiyorum ama hak ettiği saygıyı artık görecek.Sakat sakat oynadığını, kırık yüzünden ameliyat olması gerektiği bir sezonda o sahada olmak istedi.Şampiyonluğu tribünden değil parkelerin üzerinden katkı sağlamak istedi.

Can AKIN...Aslında sezon içinde yaşadığı o sakatlık olmasa her şey daha güzel olabilirdi.Takıma çok daha katkı sağlayabilirdi ama nerdeyse uzunca bir süre kendisinden yaralanamadık, oysa bir-iki fazladan 3lük, bir-iki şahane asist ne güzel olurdu.Şampiyon kadronun şampiyon ismi.

Carlos Alberto ARROYO...Yıldızımız.Aslında lokavt bittiğinde Deron Williams ülkesine dönünce hepimizin içi burkulmuştu.Ama bu Porto Rikolu adam gelince üzüntü falan kalmadı.Oynadığı takımları yazsam burası almaz, hakiki, has bir Nba oyuncusundan bahsediyoruz.Ama o formasına o kadar yakıştı ki, yeri geldi asist yaptı, yeri geldi sorumluluğu üzerine alıp imkansız basketler attı, yeri geldi inanılmaz fakelerle rakiplerini manava gönderdi.Bağrımıza bastık seni..Adına şarkılar bestelenecek adamsın vesselam!

Böyle de dans ediyor bu adam ya, eğlenmek hakkı ama.


Serhat ÇETİN...İşte geldim burdayım, ben bu işte ustayım, diye bir müzik eşliğinde sahaya her girdiğinde olumlu katkı verdi.Yeri geldi savunma yaptı, üçlük attı, top çaldı...Deyim yerindeyse tüm pis işleri yaptı.Savundu işte potasını..Çok emeği var bu ellerin.O da artık bir şampiyon.

Marcelus KEMP...Takımın yıldızlarından.Sezon boyunca çok sayı attı, finallerde biraz geri kaldı, sayıları geri düştü ama emeği yadsınamaz.

David HAWKİNS...Bu takımın beyni, turbo gücü, kalbi, kaynağı.Bu takım aslında onun takımı.Oynattı, attı, attırdı, savundu, savundurdu.Hayran hayran izledik onu.Nerden buldular bu adamı; getirenin, bulanın fikrine sağlık.Hani finaller biraz uzasın da daha fazla izleyelim bu adamı diyeceğim, olmayacak.O derece büyük adam.Seneye bu formayla izlemek isteriz kendisini, hatta bir10 sene kadar...Kaybetmeyi sevmiyor, terinin son damlasını görüyoruz sahada.yeri geliyor 40 dakika sahada kalıyor...Şampiyon artık o da..Saygıyla önünde eğiliyoruz...

Mehmet Ali YATAĞAN...Altyapıdan yetişen gencimiz.Eminim ilerde epeyce yaralı olacaktır takıma...Bu anlara tanıklık etti, bu şampiyonluğun bir parçası olarak...

Barış HERSEK...Efes'in altyapısından yetişmişti, hatırlıyorum.Ama bu şampiyonluğa eminim daha çok sevinmiştir.Sezon içinde çok yarar sağladı.Tabi Play offlarda dakikaları azaldı ama ne gam, o da artık bir şampiyon.

Zoran ERCEG...Oyun zekasına hayran olunası bir adam.Kimsenin göremediğini görüyor.Sahada sağladığı yarar sayılarla, ribaunlarla ölçülemez.Top onda değilken bile yararlı olmayı başarıyor.Hayran hayran izledik tüm sezon boyunca.Play offlarda da devleşti.Şampiyonluğu sonuna kadar hak etti.

Serkan ÖZVER...Alt yapından yetişen bir diğer gencimiz.Kadroda süs niyetine duruyor gibi görünebilir ama değil...Sezon içersinde onun da emeği var, şampiyonluk yolunda onun da koyduğu taşlar var...

Adem ÖREN...Çok çok iyi bir üçlükçüydü, hatta yanlış hatırlamıyorsam All-Starlarda yarışmışlığı bile vardı.Çok da iyi zıplayan, iyi bir smaçördü de.Bu sene sanıırm sakatlıklar onu da etkiledi.Yoksa adını bangır bangır bağırdığımız adamlardan olacaktı Ama o da şampiyon artık!

Ersin DAĞLI...Türkiye'deki spor hayatına Erwin Dudley olarak başladı, bir sürü takımda oynadı, büyüklü küçüklü.Her zaman saygı duyulan bir oyuncu oldu.Bizden oldu sonra, Ersin Dağlı oldu.Bu kadar çok sevilmek ve sevinmek için Beşiktaş'a gelmesi gerekiyormuş demekki.Yeteneğinden, takıma katkısından kimsenin şüphesi yok zaten.Çoktan hak ettiği bir yerde ve konumda şimdi.

Nana Yaw Dwene Mensah-Bonsu...En çok sevdiğim sona sakladım.Dünkü maçın ardından sevinirken formasının altından FEDA tshirtü çıktı.Daha ne yazayım.Kardeşini gördüm tribünde, senden benden pek farkı yoktu...Kazanma azmini gördük, çırpınışını, kendini hırpalayaşını..Dün sevincini de gördük.Bu adam Beşiktaş işte.Bizden..Herkes de gördü bunu, bir Pascal oldu bizim için, o hırsı gördük yaa...Dev gibi dikildi pota altına, yeri geldi savundu, yeri geldi smaçladı...Parçaladı kendini...Sevmemek elde değil, hayran olmamak elde değil.Bonsu'Ya imza attıran herkese ayrıca teşekkürler, o olmasa bu takım eksik olurdu kim olsa yerini dolduramazdı.TEk kelimeyle eşsizzzzzzzzzzzz!

2 yorum:

  1. Beşiktaşım benim biricik sevgilim diye bağırıyorum burdan:)

    YanıtlaSil
  2. cevap veriyorum
    " seninle ağlarım
    seninle gülerim
    söyle senden başka
    kimim var benim"
    la lalal alal laaalla

    YanıtlaSil

Fikr-i şahaneniz için çok müteşekkirim efeniim:)))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...