30 Nisan 2012 Pazartesi

Takılandım by Kasha

Torbanın büyüklüğüne bakınca çok şey aldım gibi görünüyor ama değil.
Buraya yeni açılan mağzalardan biri Kasha.Aslında daha önce de uğramıştık ama hep kıyafet odaklı ziyaretlerdi bunlar.
Hepsi bu kesenin içinde.
Geçenlerde bir öğretmen arkadaşımla okul dönüşü takı amaçlı uğrayınca, olanlar oldu.Çok farklı, çok ilginç, çok değişik şeyler bulduk.Almadan da edemedik.

 Önce toplu gösterimler:


üç bileklik, bir yüzük ve bir küpe
Bilekliklerden biri "büyük balık küçük balığı yer" temalı


Diğeri ise kozmopolit çalışılmış; siyah,dore,lame; büyüklü küçüklü taşlardan oluşuyor.



Son bilekliğimiz ise daha şık bir parça.

yüzük üç halkadan oluşuyor ve bilekliklerden biriyle fazlasıyla uyumlu

halka küpeden vazgeçemedim yine.
Fiyatlar ise 9.90 ile 14.90 arasında değişiyor.

29 Nisan 2012 Pazar

Kahve keyfi

 Pazar pazar şöyle bir keyfimize bakalım:)
İçelim kahvemizi şöyle keyifli keyifli:)))
Yanında da tatlı birşeyler fena olmaz, mesela şu Bontelerden...



Canım Kocacım:))))

Güzel allahım eline ne güzel de yakışırmış, tatlı tatlı süpürge de tutarmış, karıcığına yardım etmek için sevmeye sevmeye temizlik de yaparmış:))))
41 kere maşallah benim kocama:)))
Bu resimleri elimde belge olsun diye yayınlıyorum, ilerde çoluk çocuğa kavuşunca delili olsun bazı şeylerin.
Seviyorum seni, hamarat kocacım:)))

28 Nisan 2012 Cumartesi

BİR ŞEY VAR ARAMIZDA

Senin bakışlarından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze
Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benim dilimin ucunda


NAHİT ULVİ AKGÜN


Özo'nun İce Age günleri

51-52-53:Ice Age, Ice Age: The Meltdow ve Ice Age: Dawn of the Dinosaurs:

Kötü filmlerle uğraşacağımıza bildiğimiz ve güldüğümüz filmleri izleriz daha iyi, sırasıyla üçlemeyi tamamladık.Bayılıyorum ben çizgi filmlere zaten.Ama Buz Devri farklıdır.Çok severim hatta sinemada bile izlemiştim yani.Manny, Diego ve Sid, tabi ki de Scrat.

reklam arası

Aslında eski bir reklam ama yine dönmeye başladı televizyonda.Çok seviyorum bu reklamı, çok da gülüyorum.
Kısa bir reklam arası verelim:)))




Ege'nin doğum gününden

Geçen hafta eşimin doğumgünüydü.Öncelikle güne güzel bir kahvaltı ederek başlamıştık, akşamına da annemlere yemeğe gittik.O akşamdan kareler ve Ege'nin hediye keyfi!
sofra ve baba salatası

buğday çorbası
köfte patates

sarımsaklı limonlu börülce

doğum günü çocuğunun pastası

hediyesi

paket de çok güzel valla

bu da hediyenin giyilmişi


Ezgi'nin hediyesinin odaya asimilasyonu!

Aslında bize hediye edileli çok oldu:))Yanlışım olmasın Kurban bayramında getirmişti bunu Ezgi.Örrtmen olan kızımızın kendi maaşcığıyla aldığı ilk hediye.
Kendimi hatırlıyorum da, eve koca bir valizle gitmiştim, neler aldım şimdi bile hatırlamamıyorum ama; kazak, gömlek, eşarp, penye, küçüklere elbise...Neler neler, küçük bir butik açardım kolaylıkla.Çok eşsiz bir duygu, para kazanmak yaaaa, ala ala bitirememiştim.İlk heyecanlar işte, unutulmaz oluyor!

İşte o gün bu gündür, biz bu digital çerçeveyi odaya monte edicez.Edicez etmesine de öncelikli sorunumuz, nereye konulacağı?Girişte hiç priz yok, ki ben oldukça anlamsız buluyorum bu durumu, tadilat falan yapmak da zor geldi o yüzden hole koymayı planladığım telefon, Adsl gibi şeyleri bile salona koyduk.Neyse afili bir alet, salona koyalım dedik ama bu kez de priz sorunu var.Adamalr yine priz koyarken kırk kere düşünmüş olacaklar ki salonda tek priz var.Ona da dörtlü koyup televizyon, uydu,telefon ve adsli koyduk.Daha fazla da tek prize yük bindirmek istemedik.
Uzun lafın kısası hediye aylarca bekledi.Sonra araştırmacı yönüm ortaya çıktı ve konsolun arkasında bir priz daha keşfettim.Bravo bana, ama çerçeveyi koyamaya daha var.Neden?Çünkü bu kez de hafıza kartı ya da usb almamız gerekti, fotoğrafları atabilmek için.10 liralık bir usb bulup almamız da bayaaa bayaaaa uzun sürdü.

Ama sonuçta çerçevemiz saklandığı yerden çıktı, yeni yerini ve odasını da beğendi.
Son durumu bildiririr, sevgi ve teşekkürlerimi sunarım efennnnnmm:)))





27 Nisan 2012 Cuma

Magnum!Sen başkasın:)

İnsan şöyle soruyor; mangum dondurmaysa, diğerleri ne?Yok diğerleri dondurmaysa Magnuma sadece dondurma demek haksızlık değil mi?
O derece hastasıyız, o derece seviyoruz:)))


ilk olarak karadutlu ve böğürtlenlinin keyfine vardık, diyelim:)))

Evlilik mimi

Evet efenimmm, bir başka Bricit mimiyle karşınızdayım.İşte soru ve işte yanıtım:)))))


*Evlilik bir mecburiyet midir?

Hayır, elbette ki bir mecburiyet değildir.Kimse evlenmek, evli kalmak zorunda değildir bence. 
Kişisel olarak bir tercihtir evlenmek ve evli kalmak.
Toplumsal olarak "evlen" baskısı muhakkak vardır, insanlar da zaten buna kendilerini hazırlarla; çıkmaya başlamadan bile akılda evlilik düşüncesi hep bulunur.Sorun evlenmekte değil, ne zaman, kimle evlenmektir.Bu düşüncenin insanlarda olduğuna inanıyorum.

Ama ben soruyu yanıtlarken toplum baskısından çok olaya kendim nasıl yaklaştım, düşüncem neydi? ona değinmeye çalıştım.
Ben geç denilebilecek bir yaşta (28) evlendim.25e kadar evlenmekle ilgili hayalim bile yoktu.Kendimi birisiyle düşünemiyordum bile.Annemlerden bana gelen öneri, teklif, görüşme taleplerini de hep reddettim.Ama sonra yavaş yavaş paylaşım ihtiyacı içerisine giriyorsun.Evet kendini, yaşamı, dertleri, mutlulukları paylaşmak istiyorsun.Anladım ki evlilik aynı zamanda bir doğru zamanlama olayı.Herkesin kendince uygun bir yaşı var evlilik fikri için.Ben içimde bu hissi fark edince etrafıma o gözle bakmaya başladım.
Sonrası rastlantılar, kaderle açıklanabilecek olaylar ve BUMMMMMM!Aşk kapıyı kırınca, durumu.Peşinen de gelen yüzüklü parmaklar:))))

Bir çok insanın evliliğe gereken önemi vermediğini, evlenmek için evlendiğini-deyim yerindeyse- işi çok aceleye getirdiğini de biliyorum.Sonrasında gelen mutsuzluklar, kavgalar ve ayrılıklar da görünen köy deyimini haklı çıkartıyor.
Doğru yer, doğru insan ve doğru zamanlama.Bu üçünün kesişimi olmadan güzel sonuç artaya çıkmıyor.O yüzden evlen baskısı kişiyi sadece yıpratmaya yarıyor.Onun dışında evlendirmeye felan özendirmiyor.
Düğünlere gitmeyi bu yüzden sevmezdim çünkü herkes sana bakıyor gibi geliyor.Evlenmedi mi?Niye evlenmiyor?Ne zaman?Kaç yaşına girdi ki bu?
Bu soruları üzerinde hissediyorsun zaten.Ama dediğim gibi bu baskının özendirici bir yanı yok.
Halbuki eşinle bir ömrü paylaşıyorsun; ortak bir tarihiniz var ve ortak bir gelecek planlıyorsunuz.Sana kendin kadar yakın biri var; içine baktığında herşeyi görebilen, sen ona baktığında ise saydam olan biri.Böyle bir can yoldaşlığını, gönül sahipliğini başka bir yerde bulamn ise mümkün değil.

Evlilik güzeldir ama zordur da.Güzel olan herşey gibi, külfetlidir, zordur, zahmetlidir.
Lakin sonuçta bu iş kısmet işi anacım, kısmet:)))))))

Guardiola'nın vedası

Ben bir futbolseverim, kendimi bildim bileli çok iyi bir izleyici olmuşumdur.Nedense de hep Barcelona'ya yakın hissettim kendimi; Galatasaray'la çok karşılaşmışlardı bir ara Şampiyonlar liginde, belki ondan.Belki Koeman, Luis Enrique, Figo,Ronaldo... Bilemiyorum.Ben hep Barcelonalıydım da.
Hele son 5-6 yıldır oynadıları futbol, seyrine doyum olmaz güzellikteydi.Kazanılan kupalardan, ödüllerden, şampiyonluklardan bahsetmek yersiz, sayılar ortada.Ama gözle görülen asıl başarı oyuncuların dayanışması, Futbola, takımlarına, teknik direktörlerine olan saygılarıydı.Seviyorum Barca'yı ve sevicem de.

Asla Realli olamam, C.Ronaldo'nun çok iyi bir futbolcu olduğunu bilsem de onun şımarıklığını, küstahlığını, kendini beğenmişliğini bile bile onu destekleyemem.

Bugün bilgisayarı açınca Pep Guardiola'nın yeni sezonda Barcelona'Nın başında olmayacağını öğrendim.Belli ki yorulmuş, bunalmış.Yerini yardımcısına bırakacak.Barca yeni sezonda belki kupalar kazanacak, belki de kazanamayacak ama bu haberin üzerine bu yazıyı yazma zorunluluğunda hissettim kendimi.

Evet, burası bir futbol blogu değil, ama eğer özne bensem, bu cümlede futbol da var.Üzülmesine üzüldüm, gelecek için de düşüncelerim, çekincelerim var.Zaten futbolda dün yoktur, dünün başarıları tarih olur hemen ama bu takıma ve bu teknik direktöre kendimce teşekkür etme yöntemim bu.
Aradan yıllarca zaman geçecek ve ben bu takımı izledim diyebileceğim.Bu Barcelona tarihin en iyi takımıydı.

Küçük hanımla tanıştık!

Bu akşam kuzenime gittik; minik hanımla tanışmaya.Çünkü bu akşam o tam 15 günlük, yarı ayı devirdi artık.O anne-babasına, anne-babası da ona alıştı.Biz de hediyemizi alıp gittik.
Miniğim herşeyiyle eve güzellik katmış, azıcık sevdik, bol bol şımarttık.
Bugün Alya'nın halası ve eniştesiyle tanıştığı akşmadır.Tarihe not düşülsün.
Fotoğraf çektirmedik, götürmedim de zaten makineyi bilerek.
Daha sonra zzaten bol bol çekiliriz.
Öz. genç ama dehşet bir baba olmuş.Benden küçüktür ama bir kaç yaş birden büyüyüvermiş baba olunca.

Alya'cım, ömrün uzun, keyifli ve bizimle olsun:))))

26 Nisan 2012 Perşembe

İşte muffinde ulaştığım son nokta!

Ya şu dünyanın işine bak!Ben ki harika kekler yaparken birden kabarmayan, basık, lök gibi kekimsi şeyler yapmaya başladım; bu yüzden olacak en son ne zaman kek yaptım, onu bile unuttum.
Yiğitliğe laf söyletmemek için suçu fırında buluyorum ama, bilemiyorum sonuçta.
E buraya nerden geldik; haaaaa şurdan geldik, ben kek yapamıyorum belki ama muffinlerim kabarmaktan helak ettiler kendilerini.Muffinlerim kabarmakta en son noktaya ulaştılar.
Tarif veremiyorum çünkü versem şöyle olur:
1 su bardağından az şekeri 1 yumurtayla çırptım.1 su bardağı süt ve yarım bardak tahin ekledim.Karbartma tozu, vanilya ve 1 poşet toz salep koydum.Un ise tamamen göz kararı.
Benim tarif bu, zaten ne zaman bir tarifi uygulamaya çalışsam mutlaka kendimce değiştiririm.Huyum kurusun.
Kabartılar da bu hale geldiler, mantar gibi oldular efenimmmmmmmmm!

İkeadan aldığım bu muffin kabını tepe tepe kullanıcam, elimden düşmeyecek sanırım.

mantara benzediler sanırım

Şimdi de lezzetine bakma zamanı
Tabi ki yanında sütle.Süt olmasa ben nasıl yaşardım:)))


25 Nisan 2012 Çarşamba

Mutlu yıllara aşkım!

Bu hafta canımın, canımın içinin, bitanemin doğum günü var.Bu sene 30'a girmenin şerefine daha bir içten daha bir gönülden kutlayacağız.

Sevgili kocama bu sene cebren ve hile ile soktuğum bir spor mağazasında güzel bir çift spor ayakkabı aldım.7/ 24 birlikte olunca işin içinde sürpriz de olmuyor zaten.Gşirdik zorla da olsa mağazaya(erkeklerin çoğu gibi Ege de alışveriş denilince Frankestayn gibi oluyor birden) beğendik, denedik ve aldık.

Güzel günlerde giy aşkım, ayakkabı eskisin, biz eskimeyelim:)))


Ege'de Nike takıntısı var, Adidas, puma falan sevmez.

Biz çok beğendik bu ayakkabıları


ayakta ise böyle

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...