22 Temmuz 2012 Pazar

Bu imzayla ...

Bu imzayla ben, bir daha doğdum, bir daha ben oldum, senin oldum.
Bu imzayla sen sen oldun, benim oldun.
Bu imzayla biz birlik olduk, biz olduk; tek,ilk ve son olduk!

Hayatımızın en doğru, en anlamlı, en hayati, en geri dönüşümsüz, en pişmanlıksız, en eğlenceli, en müthiş, en güzel, en harika, en mutlu, en heyecanlı, en sonsuz, en bitimsiz imzasını attık...

İki ancak bizim imzamızda bir başlangıç olur.

Nice 2lere, nice 3lere, nice 10lara, 20lere sevgilim, sevgili eşim!


21 Temmuz 2012 Cumartesi

Kısa bir mola!


Blog tutmaya kara verdiğim günden beri her gün yazdım; hatta günde üçer beşer post bile hazrıladığım olmuştur.Artık kısa bşr mola vermenin zamanı geldi.
Eşim de izne çıktığına göre gezmek, tatil yapmak, dinlenmek, deniz, kum,güneş; aileler, akrabalar, yollar, yen, yerler... ilgileneceğim şeyler olacak.Ben diyeyim 10 gün, siz deyin 15 gün....
Bu sürede net, bilgisayar, blog gibi kelimeler sanırım dağarcığımızda olmayacak.

Beni özleyin anacım.

Dönüşte yine bu adreste, bu blogda olacağım:))))

Herkese iyi tatiller, iyi eğlenceler!
Resimler alıntıdır.

20 Temmuz 2012 Cuma

Milföyden tatlı çeşitlemesi

Milföyü herkes sever sanırım.Tamam yağlı, kalorili ama çok da lezzetli.
Ben de severim.Arada misafir gelince de yaparım.Pratiktir, çabuk hazırlanır, çabuk pişer, herkes sever.Daha ne olsun, değil mi?


Neyse genelde peynirle yaparım ama yemesi biraz sıkıntı yaratır.Hele çocuk misafirler onu ellerinde bir oraya bir buraya taşırken her yer kırıntı içinde kalır.


İşte bu sıkıntıdan milföylerin boyutunu küçültüyorum ben.Her yaprağı dörde bölüyorum.Yaparken biraz uğraştırıyor ama yerken acayip keyifli ve pratik.

 Kışın elma-ceviz-tarçınla iç harç yapıp onunla hazırlarım, elmalı tart gibi oluyor.Şimdi ise tahin-cevizle iç harç hazırladım.Çikolatayla da yapılabilir.

İç harcı koyup mantı gibi kapatıyorum.
Sonra da aynen fırına

Çıkarınca da üzerine pudra şekeri
ÇAyın yanında müthiş oluyor:))))
Bu arada herkese hayırlı Ramazanlar!

19 Temmuz 2012 Perşembe

Yağ-larım!

Yok ya!
Yani hafif yağlıyım ama bu yağlar o yağ değil!
Bunlar işe yarayıp yaramadığını bilmediğim, ama nedense saçıma, yüzüme, vücuduma sürdüğüm, bir ara acayip takık durumda olduğum ama şimdi o kadar da önemsemediğim yağlar.
İşte bunlar canım:

Teker teker incelemek gerekirse yani hangisini, niçin, nereme sürüyorum babında.
Şöyle ki:

 Bunlar tatlı badem yağı: Cildi yumuşatıp besliyor.Saç diplerine de masaj yaparak uygulanabilir, rahatlatıyor saçı ve besliyor.

Yazısı silinmiş olan çörek otu yağı:Saç diplerine masaj yaparak uygulanır, ben dökülemesin diye kullanıyorum.
 Kayısı çekirdeği yağı:Cilt yenileyici, nemlendirici.Kırışlar üzerinde bile olmulu etkisi varmış.Ama bu yağı sürdükten sonra güneşe çıkmamak gerekiyor, çil ya da leke yapıyormuş, sanırım.

Diğerini yazmak bile istemiyorum adında dolayı.Senelerce kendimi kandırdım o "yılan yağı" değil; "ylang yağıdır." diye ama üzerinde kocaman "snake" yazıyor işte; İngilizce bilmiyormuş gibi davransam?Ona bile gerek yok.Efendim bu lakırdının nedeni yılanlardan çok korkmam.Baya bayaa korkuyorum, sözünün geçmesi bile beni delirtebilirdi eskiden.Yine korkuyorum ama en azından ismini anabiliyorum bakın.Tvde felan görsem bağırır; gece de rüyalarıma girerdi.Sabah dudaklarım uçuklamış kalkardım.Efendim saç dökülmesini engellediğinden mütevvellit saçıma sürüyorum.Korkumu az da olsa yendim.

Çam terebentin yağı:Bir sürü yararı var ama ben saç dökülmesini engellemek için kullanıyorum.Kullandığım şampuanın içine bir kapak döküyorum.Çalkalayıp öyle kullanıyorum şampuanı.Çok ağır bir kokusu var ama.

Keten tohumu yağı:Bunu da saça masaj yaparak kullanıyorum, saçlarım dökülmesin diye.Sindirim üzerinde de etkiliymiş ama kullanmadım bilemem.


Bu kadar yağı sür saçlarına dökülmesin diye...Sonuç var mı?
Eh işte!

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Salıları anne günüdür!

Haftasonlarını yazlıkta geçirdiğimiz için annemlere salıları gidiyoruz.Salı buranın pazarıdır, babamlar pazara geliyor, sonra hep beraber köye gidiyoruz.Ege de işten çıkınca geliyor, akşam yemeğini birlikte yiyip evimize geri dönüyoruz.İşte bizim salı programımız bu.

Annem sağolsun bu günü yeme-içme festivaline dönüştürüyor.O kadar çok şey yediriyor ki annem , yemek görecek yanımız kalmıyor!

kumru yavrusu

kedi yavrusu

civcivler

kumru yavruları anneleriyle, uçmayı yeni öğreniyorlar da!

Patlıcan balığı ( patlıcan dilimlerini mayalı hamura bulayıp yağda kızartma suretiyle yapılır, ayıla bayıla yenilir)

Karışık kızartma

Biber dolması sarmalar tadımlık!

etli nohut

meyvelerin şefi, şeftali

üzüm

üzüm iki gözüm!

anne tavuk!

Mike!


damdaki kedi

yuvasından etrafı seyreden kırlangıç kardeş
 Bundan sonrası da keşkek!

Keşkek bizim buraların baştacı, düğün yemeği hatta!

Aşure yapılan buğday ile aynı kiloda et ımıl ımıl ( yavaş yavaş) ateş üzerinde pişirilir.Annemler odun ateşinde yapıyor tabi, evde düdüklüde pişirilebilir.İçerisine arzu edilirse tereyağ ya da zeytin yağı da konulabilir.Tavuk eti de konulursa rengi beyaz olur, güzel olur.

Pişme işlemi bittikten sonra bu koca kaşıkla dövme işlemi başlar.

Düğünlerde köyün tüm erkekleri gelip, kocaman kazanlarda pişen keşkeği hazırlarlar hatta.

İyice dövülüp, ezildikten sonra salçalı sosla servis edilir.

17 Temmuz 2012 Salı

Yoğurt Tatlısı (?)

İsmi tam olarak bu mudur bilemedim şimdi.
Geçen hafta misafir gelecek diye yapmıştım bu şerbetli tatlıyı.Gerçi onlar da gelmedi ben de arkadaşıma götürdüm, hep beraber orda yedik.
Yapılışı da çok kolay, lezzetli de oluyor.Aklınızın kenarında bulunsun.
Malzemeler:
2 yumurta
1 çay bardağı şeker
1 çay bardağı sıvıyağ
1,5 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı irmik
100 gr kakao
1 su bardağı un
Kabartma tozu, vanilya

Yapılışı da basit.Yumurta ve şekerleri köpürene kadar çırpıyoruz.Sonra sıvı malzemeleri, en sonra da diğer malzemeleri çırpma kabına alıyoruz.

Harcımızı bir borcama döküp önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişiriyoruz.(Tam bu aşamada araya gireyim.Tam şekerleri çırptım yumurtalarla bir de ne göreyim, kakao yok.Eeeee nasıl yapıcam bu tatlıyı diye düşünürken sıcak çikolata paketine gözüm takıldı.O yüzden benim tatlım ne beyaz oldu ne de kakao olmadığı için kara olabildi.Dip not olarak belirteyim)

O fırında pişerken 2 su bardağı su ile 1 su bardağı şekeri kaynatıyoruz.Tatlı seviyorsanız şeker miktarını arttırın.Ben çok ağdalı sevmem.

Fırındaki tatlımız 30-35 dakikada pişer.Fırından çıkıp ılıtın biraz.Daha sonra da sıcak şerbeti üzerine dökün.
Soğuduktan sonra buzdolabında bekletip servis yapın.


Son hali budur!
Afiyet Olsun!

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Annemler Annemleri Ziyaret Etti!

Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu haftasonu anneler ve babalar buluştu.Keyfini sürmek; yemek-içmek de bizlere kaldı.

bahçedeyiz

babam mangalın başında tabi

köfteler kallavi!

Bir tek Ezgi'miz eksik!

Bendeniz!

Köz kırmızı biber salatası

barbunya

Yoğurtlu patlıcan ezme

servis anları

mercimek çorbası


sofra tüm!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...