31 Ağustos 2012 Cuma

Ovkkkma!

Ya da avukma.
Ya da avkkma.
Ya da ovukma.
Adı ne olursa, ya da nasıl söylenirse söylensin tadı şahanedir.
Yazın favori atıştırmalığımdır.Hatta sabah uzun kahvaltılarda zevkle yenir; misafirlere ikram etseniz hepsi de çok beğenir.
İşte bu şahane salatamsıyı nasıl yapıyoruz'a gelelim biz en iyisi.

Lazım gerekenler:
Domates, salatalık ( ya da acur), biber, soğan, dereotu, maydanoz, zeytinyağı, çökelek, tuz, karabiber

Malzemelerin miktarı size kalmış, ne kadar isterseniz o kadar.

Nasıl yapıyoruz'a gelirsek:
Domates, biber, salatalık, soğan ve yeşillikleri ince ince, küçük küçük doğruyoruz.Üzerine keyfimizce çökelek peynirini serpiyoruz.Ben içine biraz da beyaz peynir ufaladım.Tuz karabiber ve zeytinyağı serpintisiyle bitiriyoruz avukmamızı.

Karıştırın ve servis edin, afiyet bal şeker olsun!

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Kış Hazırlıkları!

Malum yaz bitiyor; ağustos böceği - karınca hikayesindeki gibi yazın yan gelip yatmak iyi, güzel de; kışın ne yiyip ne içicez, değil mi?
Eeee Özlem de öyle bir insan değil tabi.Yatsın, eğlensin olmaz.Dnalarım beni evcimen olmak üzere proglamlamış.Ben de içimden gelen sese kulak vererek kışın aç kalmamak için çalıştım durdum dün bütün gün.
Alimallah açlıktan iğne ipliğe falan döneriz kışın, değil mi?
Gerçi iki annem de yanıbaşımda; eksikliğimi saniyesinde giderirler; yani emrimde iki buzdolabı, iki dondurucu ve eksiksiz, ağzına kadar dolu iki kiler var ama, olsun.Benim de kışlıklarım hazır olmalı.
Yaptıklarım yapacaklarımın garantisidir, deyip başlıyorum.


 Börülcelerimi annemden getirmiştim.Birazcık haşladım ve poşetledim.

 Dedim ya ben bir börülce-severim aynı zamanda.

 Kırmızı biberler de annemlerdendi

 
Birazını közlerim ve kızartırım ama ben yemeklerin içinde de seviyorum hatta omlette bile seviyorum kırmızı biberi.Onu ve acı biberlerin birazını ince ince  doğrayıp koydum dolaba.

 
 Közlenmiş patlıcan.Annem közledi yine sağolsun; o da kışın yapılacak salatalar için dondurucuya kaldırdım.


 Buyrun şekil1-A.
 Bunlar da geçen hafta aldığım ama yemeğe fırsat bulamadığım barbunyalar.Birazcık haşlayıp kaldırdım.

Toplu gösterim.
 Bunlar da artık yumuşamaya başlamış şeftaliler; birazcık şekerle pişirdim ve blendırdan geçirdim.Sonrasında sulandırıp içeriz.
İşte o ev yapımı şeftali suyumuz.Bu haliyle bile nefis oldu.


Efendim devamı gelecek herhalde, yani sanırsam :))))))))))))))))))))

Sade Kahve Çekilişi


Benim olsa keşke bu güzelim kırlentler diyen varsa Ece'ye misafir olunuz efendim....

28 Ağustos 2012 Salı

Annemden Topladım Geldim!

Dün sabah Ege beni annemlere bıraktı sabahtan.Annemler erişte yapacaklardı, eee yardım lazım.
Ben de Hızır misali yetiştim diyelim.
Erişteyi hazırladık, kestik vs. Yakın komşular, akrabalar da vardı; imece usulü yaptık, bitirdik işi.
Sonra da akşam yemeği için Ege geldi; yedik içtik, evimize döndük.
Elimiz kolumuz dolu döndük ama.Annem ne varsa doldurdu yine.Bugün pazara gitmem bile gerekmiyor o kadar ki.
Her şeyin orjinine, kaynağına yakın olmak muhteşem bir şey ama.Düşünmeden, endişelenmeden tüketiyoruz.
 Yaz demek incir demektir benim için:)))Allahtan anneannemlerin incir bahçeleri var, yeme de dur durabilirsen:)))))))))))))))
 Havası alınabilir saklama kabımda anneciğimin peynirleri var:))))Sabahları peynirli yumurta, Ege'Nin spesyali:))))
 Üzümmmm, çekirdeksiz, evimizin önünden:))))
 Tazecik biberler, itiraf edeyim ben biber-severim, her şeyle yerim!

 Bu meyvenin adı "naşi".Sonrasında uzun uzun yazıp anlatırım, başka bir posta artık.

 Acı biber, buna İzmir biberi de diyorlar sanırım.Bayılırım.

 Yaz demek aynı zamanda börülce de demek.Henüz yemelere doyamadım da.

 Tüysüz ve tüylüsüyle şeftali ve nektarin.

 Ee erişte yapılır da taze taze pişirilmez mi?Pişirilir, kalanı eve de getirilir.Bu kez peynirli ama.

 Haftasonu yapılmış, Özlem'e ayrılmış keşkek.Akşama ısıtılıp afiyetle yenecek.

 Muhteşem sulu domates.
Erikler...
Ve en sevdiklerimden kırmızı biber...Közlesem mi?Kızartsam mı?Salataya mı doğrasam?


EEE bana pazardan alacak bir şey kalmadı!

26 Ağustos 2012 Pazar

Yeni alışverişler....

Colins'ten aldığım elbise, 14.90 tl.
 

Penti'den aldığım tulum, üzerinde şirin fareler var 24,95tl.

English Home'dan ayakkabılık, kapının arkasına astım hemen, ayakkabı koymaya niyetim yok ama:))) 14,95tl.

Batik'ten uzun elbisem, bayıldım kendisine, 59 tl.

DeFacto'dan aldığım elbisem.19.90tl.

Plastik deniz ayakkabısı, biraz geç oldu ama olsun, 5.95tl.

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Neler aldım?

                                             Kısa kısa küçük alışverişlerimden bahsedeyimdir.

Lcwdan 19.90

T-Box 19.90
plaj çantası da no-name olaraktan 10 tl
Alıp kullanmışlığım da çoktur, taslaklar arasında kalmış bir post, yayınlayayım bari!

Buzdolabıma artılar...

Gittiğimiz her yerden hediyelik olması açısından magnet almaya çalışıyoruz, anısı kalsın diye ama bazen unutuyoruz işte.
Amasra hatırası ve uğur böcükleriyle buzdolabımızı süslemeye devam...



İşte dolabımızın son hali:

24 Ağustos 2012 Cuma

64.Extremely Loud and Incredible Close



Bugüne kadar izlediğim en güzel filmlerdendi desem çok mu abartırım, bilemiyorum.Dün akşam Ege'nin ısrarıyla filmin başına oturduk.Baya uzun bir film, 2 saatin üzerinde.Iıık mıııık etsemde başlamıştık artık.Ama iyi ki de izlemişiz.Muhteşemdi.
Resimde gördüğünüz 9 yaşındaki oğlan çocuğu o kadar iyi oynuyor ki, mahvoldum ben filmi izlerken.
Film bir cenaze sahnesiyle açılıyor, Oscar'ın babası ölmüş, 11 Eylül saldırılarında.Öyle güzel bir ailenin böyle saçma bir olayla dağılmasına içiniz burkuluyor.
Baba-oğul arasındaki şahane iletişime de hayran olmamak elde değil.Zaten bir sürü takıntısı olan Oscar'a bu kayıp fazla geliyor dolayısıyla.Bir yıl sonra babasının eşyalarını karıştırırken bir anahtar buluyor.Bu anahtarın nereyi açacağını bulmaya çalışıyor.Tek ipucu kağıdın üzerinde yazan "Black" yazısı.Soyisimleri "Black" olan herkesle görüşmeye başlıyor.Hayata yeniden bağlanıyor bir anlamda...
Sımsıcak bir insan filmi, duygularınızı tam hedeften vuruyor.11 Eylül'ü anlatan nice film izledim ama böyle etkileyicisini görmedim.Hiç bir şey söylemiyor nerdeyse bu konu hakkında ama öyle derinden etkiledi ki beni...
Burnumun direği sızlaya sızlaya, salya sümük, içimi çeke çeke izledim.
İyi senaryo, yavaş ilerleyen ama sıkmayan olaylar, ağlatan ama yer yer gülümseten duygusal sahneler ve çok iyi oyunculuk...( Tom Hanks, Thomas Horn(Bu çocuk muhteşem oynamış bu rolde), Sandra Bullock )
İzlemediyseniz izleyin.Kaçırmayın.


Resim alıntıdır.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Bayramlık tatlım - Muhallebili Tel Kadayıfı

Evet anneme yaptığım şekerparenin tarifini yayınlamıştım.Tabi o anneye idi, kendi evimize de muhallebili tel kadayıf yapmayı düşündüm, planladım ve gerçekleştirdim.
Amaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa öldüm bittim resmen.
Arefe günü idi, bir sıcak cumartesi günü.Oruç olan bendeniz, evi silip, süpürüp pir ü pak ettikten sonra, saat 14 civarında malzemelerimi bankonun üstüne sıraladım.
Kadayıfı alıp dondurucuya atmıştım çünkü daha rahat kırılıyormuş.
Netten aldığım tariflerde 250-300 gr kadayıf kullanın deniyordu, ben bol kepçe n'aptım?
Kocaaaa paketi, 500 grlık paketi başladım ufak ufak kesmeye.
Elimin altındaki ennnnnn büyük tencereyi koydum ocağa, ha keserim bitmez, ha parçalarım bitmezzzz.
Koca tencere doldu taştı resmen.Ama susuzluktan bi  gram kalmış aklıma gelmedi bunun çok olabileceği.
Tereyağını ve şekerini de koydum durmadan karıştırıyorum.Tam 1 saat kavurdum sözde ama renk hala beyaz, hadi kırık beyaz diyelim.
İşte bi gram kalmış aklım o an çalıştı, böldüm 3 tavaya; bu kez yakmamak için hepsini tek tek karıştırıyorum.Bittim bittim resmen.Ellerim kasıldı kaldı, parmaklarım su topladı, yanan yerlerden bahsetmiyorum bile...
En sonunda yani yarım saat sonra falan hepsini bitirdim.
Sıra muhallebisini yapmaya geldi, o kolaydı allahtan; hemen yapıp soğumaya bıraktım onu da.
Bu ölçülerle iki kocaman tepsi tatlı çıktı; biri yine annemlere gitti; arada kavruk kadayıfları kütür kütür yiyen Ege'nin mideye götürdükleri hariç tabiii.


İşte Tarifi:
250-300 gr tel kadayıf
150 gr. tereyağı
1 su bardağı şeker
1 su bardağı çekilmiş ceviz

Kadayıfı dondurucuya koyup öyle küçük küçük doğrarsanız rahat edersiniz.Yağ ve şekeri ekleyip kavuruyoruz, en son cevizi ekliyoruz.Sonrasında soğutuyoruz.

Muhallebi:
1 lt. süt
4 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı mısır nişastası
4 Türk kahvesi fincanı şeker
1 yumurta
1 paket vanilya

Malzemeleri bir güzel çırpıp ocağa koyup pişiriyoruz.En son vanilyayı ekliyoruz.Sonra bırakıyoruz soğusun.Soğuduktan sonra mikserle çırparsak çok güzel özleşiyor.Mikserle çırparken bir paket krem şanti de eklenebilir, tadı güzelleştirdiği kesin.

Geldik ikisini kombinlemeye.Kare/ dikdörtgen nasıl bir kabınız varsa alta kadayıfları yayıp üstüne muhallebiyi döküyoruz.En üste de bir kat daha kadayıf yaydık mı demeyin keyfimize...

Not: İnternet alemi sağolsun, bir yorumda okudum, şimdi bu kadayıflar biraz bekleyince yumuşuyor ya, en üst kattaki kadayıfları servis sırasında koyuyorlarmış.Böylece kıtır kıtır kalmaya devam ediyormuş.Zekice.Ben yapmadım ama sizin aklınızda bulunsun.


O kadar yorulduğuma değdi ama, döne dolaşa yiyoruz efenimmmmm.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Bizim Şekerpare...

Gördüğüm ve okuduğum kadarıyla çokça şekerpare tarifi var, bazılarında irmik falan var mesela.
ben bu tarifi gazetelerin verdiğiyemek eklerinin birinde görmüştüm, liseye falan gidiyor olabilirim o zamanlar.
Taa o zamandan beri arada yaparız, annem özellikle çok sever.Geçen cumartesi gittiğimizde de yaptık, bayramda ikram edilir diye.
İşte bizim şekerpare...
2 Yumurta
1 paket eritilmiş margarin / tereyağı
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
4 su bardağı un ( net tarifleri severim, alabildiğince un kavramı bana göre değil)
Süslemek için fındık, badem vs.
Üzerine 1 yumurta sarısı ( ben kalan yumurta beyazını da hamurun içine katıyorum)

Şerbeti içim:
3,5 su bardağı şeker
3,5 su bardağı su
yarın limonun suyu
Not: Şerbet bu ölçüyle fazla oluyor genelde, ben 3'e 3 yapıyorum.Önceden kaynatmakta fayda var çünkü şerbet soğuk dökülüyor.Fırından çıkar çıkmaz soğutulmuş şerbeti döküyoruz.


Şekerpare hamurumuzu güzelce yoğuruyoruz.Küçük parçalar koparıp yuvarlıyoruz.Tepsiye koyup ortasına parmağımızla bastırmak luzümlü.O çukura fındık yerleştirebilirsiniz de, şerbet sonrası hindistan cevizi de koyabilirsiniz de.Neyse yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış fırında 180 derece gayet uygun oluyor.Üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.O da yaklaşık 30-40 dakika sürüyor.Tabi süre size ve fırınınıza kalmış.
Çıkar çıkmaz da soğuk şerbetimizi döküyoruz.Cısssssssssssssssssss sesi de geliyor, ohhhhhhhhhhhh mis diyerek şerbetin çekmesini bekliyoruz.
Afiyetle!

21 Ağustos 2012 Salı

Pastel kokulu ojelere devam - mint

Ezgicimin hediyelerinden biriydi bu oje.Tam yaz rengi aslında.Denizin içinde, havuzun içinde o kadar güzel görünüyor ki.
Son zamanlardaki en sevdiğim ojelerden biri oldu.Kokusu bildiğin nane kokusu.Gerçi suyun içinde olduğundan sanırım uzun süre dayanmadı kokusu ama olsun.

Oldukça başarılı bir oje, beğendim.





19 Ağustos 2012 Pazar

Şeker tadında bayramlar!!!!!!!!!!!!!!!!

Ben eksik kalmayayım, değil mi?
Blogger alemi post üstüne post yazadursun ben hiç durar mıyım?
Mutlu  Bayramlarrrrrrrrr!

Şeker komasına girmeden; "onu da yiyin, bunu da tadın" ısrarlarına göğüs gerebilecek kararlılıkta, bol sohbetli,bol şerbetli, "Nasılsınız? -İyiyiz, siz nasılsınız?" faslının kısa sürdüğü, havaların sıcaklığından az dem vurulduğu, kapınızı çalanın çok olduğu bir bayram diliyorum herkese!
Seneye de buralarda oluruz inşallah!

Biz hakkımızı aldık, gerisi de sizlerin!
:)))))))))))))))))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...