31 Mart 2013 Pazar

Kahvaltı ve sonrası!


Ah şu kahvaltıları daha çok yapabilsem güne böyle başlayabilsem ne güzel olur?
Keyifli pazarlar!

29 Mart 2013 Cuma

Fırında Patates Cipsi




Ben patatesleri genelde Actifryda yapıyorum ama fırında bu şekliyle de çok güzel oluyormuş.Keşke daha ince ya da standart şekilde kesebilseydim.
Çok basit aslında.Bir kapta patatesleri incecik incecik kesip yağlayıp tuzlayıp baharatlıyoruz.Sonrasında da yağlı kağıt serili tepsiye yayıyoruz.180 derece ve istediğiniz sürede pişsin.Çıkardıkttan sonra kıtır kıtır yemesi çok keyifli:))))

26 Mart 2013 Salı

Son Aldıklarım

Lcw'ya uğramadan olmaz, iki araya bir dereye sıkıştırdım yine bir Lcw'nın içine daldım.Dalmışken de üç beş parçayla ayrıldım.Fiyatlar hakikaten de uygundu, dayanamadım.


Aldığımdan beri en çok giydiğim tunik.Çok hafif tüy gibi nerdeyse, resimde rengi pek yansımamaış ama kök yeşili, taytların üzerine çok giydim.Çok severek giyiyorum  ki 16 tl mi neydi fiyatı, tiril tiril giymeye devam edeceğim zaten.

Bu gömlek de 19.90tl.Alt tarafındaki kırışılık kötü durmuş ama torbadayken oldu herhalde.Bu da tiril tiril bir gölek, şu günlerde hırkayla, baharda da tek başına bolca giyilir.

Bu lacivert hırkaya da kanım kaynayıverdi birden, değişiklik olsun diye aldım.19.90 tl


Bu tolu gösterimde de bir adet t-shirt, renli bir çorap, mor bit tunik var ki hepsi %50 indirimdeydi, 8 tl t-shirt, 3 lira çoarp, 12 tl de tunikti yanlış hatırlamıyorsam.

25 Mart 2013 Pazartesi

Kolay Profiterol


Yapması, profiterol yazmasından daha kolay inanın.
Denerim sonra diye zamanın birinde almıştım Sinangil marka Profiterolü.Başka markalarında var sanırım.Ama bunda toplar hazır sadece iç malzemesini hazırlayıp üzerine sosu döküyorsunuz.Yani son derece pratik.
Teyzemler geldiğinde yapayım dedim.18 tane top var, içini delip dolgu malzemesiyle doldurdum. Sonra da sosu sütle pişirip üzerlerine döktüm.


Keşke üçer beşer porsiyon porsiyon hazırlayıp sosu dökseydim, sunumu da ikramı da daha güzel olurdu.Zaten malzemeler bol bol yetti.Tadı da fena değil.Tabi pastaneden alınanlarla kıyaslamak olmaz.Bir de çok bekletmemek lazım çünkü ertesi güne kalanlar baya yumuşamıştı.

21 Mart 2013 Perşembe

Çırptım çırptım karıştırdım!


Hani bazı zamanlarda tamamen uyduruktan bir şeyler yaparsınız da muhteşem bir şey çıkar ya ortaya.
Ahanda benim kekimin tarifi o.
Normalde benim kekler bu kadar kabarmaz.Puf puf olmaz.Ama tamamen göz kararı yapılan, şeker yeter bu kadar, aman 2 yumurtayla oluversin, azıcık da süt koyayum derken yaptığım eften püften keki görüyorsunuz.Kabaracağı tuttu.


Artık hep bu uyduruktan tayyare kekten mi yapsam acaba?Olmayan ölçüleri bir daha nasıl tutturabilirim?

19 Mart 2013 Salı

Ispanak Hiç Bitmesin!

Ispanak hiç bitmesin, mevsimi hiç geçmesin istiyorum!


Ispanak kavurmasını bu kez kıymayla yaptık.Tadına doyum olmadı.Klasik sade ıspanaktan bıktıysanız ya da yoğurtlamak istemiyorsanız kıymalı ıspanak da şahane bir seçenek!

18 Mart 2013 Pazartesi

Filmlerden


77.My Sister's Keeper: Ağlaya ağlaya içimin çıktığı filmlerden.Gecenin geç bir vakti deizleyince duygusallık tavan yapmıştı.Başrollerde Cameron Diaz, Abigail Breslin, Alec Baldwin, Jvar ason Patrick var.3 çocuklu güzel bir aile var ama en büyük kızları kanser.Buraya yazması bile acı veriyor ama aile tüm bireyleriyle kızları Kate'i yaşatmaya çalışıyorlar.Tabi zaman zaman gerilimler, kavgalar da yaşanıyor ama en küçük kızları ailesini mahkemeye veriyor, ablasına kan, ilik vermke için daha fazla acı çekip ameliyat olmak istemediği için.Kızamıyorsunuz da.Anne özellikle çok çaba veriyor ama film insanı duyguları o kadar iyi işliyor ki.Dedim ya ağlamaktan kendime gelemedim.Film iyi bitmiyor tabi ama asıl noktayı öğrenince daha da fazla ağlıyorsunuz.Güzel film.









78.What to expect When You Are Expecting:A bu filmde de Cameron Diaz var.Gerçi sadece o değil, filmde yok yok.Jennifer Lopez,Elizabeth Banks,Chace Crawford,Brooklyn Decker,Anna Kendrick,Matthew Morrison,Dennis Quaid,Chris Rock,Rodrigo Santoro,Joe Manganiello...Yaz yaz bitmez.Çocuk sahibi olma arefesindeki çiftlerin yaşadıklarını anlatıyor.Tama hedeflediği kadar komik bir film değil ama kendini izlettiriyor.




























79.The Amazing Spiderman:Çizgi roman uyarlamalarını çok severim.Spiderman Tobey Maguire iken de hepsini izlemiştim; Andrew Garfield yeni spidey olunca da izlememk olmaz.Zaten film ilk serinin bittiği yerden başlamıyor; tekrar en baştan anlatıyor hikayeyi.Bu biraz sıkıcı aslında.Ama Mary Jane yok bu kez, gwen var, yani yeni bir başlangıç yapmışlar.Aksiyonu da güzel.Daha ne olsun?






80.The İmpossible: İşte bizi can evimizden vuran bir film daha, Mahvolduk izlerken.Ağlamaktan içim şişti yine.Bir de hikaye yaşanmış bir olaydan esinlenmiş olunca, koyuverdim kendimi.Aslında İspanyol bir aileymiş Tsunamiden kurtulan ama filmde İngiliz olarak değiştirmişler, üç güzel oğulları var ve tatile Tayland'a gittiklerinde Tsunamiye yakalanıyorlar.Anne ve büyük oğul bir yana savruluyor; baba ve küçük oğulları diğer yana.Hem hayatta kalma mücadeleleri, hem yaşanan felaketin büyüklüğü sonrasında da birbirlerini bulma çabaları.
Filmin gerçekçiliğinden çok etkilendik; resmen belgesel tadında çekmişler, çok gerçekçiydi.
Kurtulan ve birbirlerine kavuşan o aile için çok seviniyorsunuz ama kayıplar o kadar fazla ki.Zaten aile de kurtulduğuna çok sevinemiyordu.
Çocuk oyuncular ayrıca çok çok iyiydi.






81.Cloud Atlas :Wachowski kardeşlerin son filmi.Aslında beklenti büyük oluyor.Ne de olsa elinizde referans olarak Matrix serisi var.Ama tabi o ayarda bir film değil.
Gerçeği söylemek gerekirse  filmin konusunu net bir şekilde anlatmak olası değil.Birbiriyle ilintili 7-8 olay var.Geçmişte, şimdiki zamanda ve gelecekte geçen.Filmde kaderci bir bakış açısı var, yani insanlar kaderlerine yazılı olanları yaşıyorlar ve yaptıkları iyilikler ve işledikleri suçlar onlara geri dönüyor diyerek karmaya da dokunuyor.Ama asıl kader konusu aşk hakkında.Sonsuz aşkın üstü çiziliyor kalın çizgilerle.Arada özgürlük ve köleliğe de dokunuyor farklı çağlarda ve zamanlarda...
Baya karışık görünüyor ben anlatırken ama bu sahneleri çok güzel kolajlamışlar ve film oldukça akıcı.
Filmin oyuncuları arasında Hugh Grant, Halle Berry, Tom Hanks, Hugo Weaving, Susan Sarandon falan var ama kılık değiştirip, makyajlarla çok farklı rollerde hep aynı isimler oynuyor.A bak bu da o, bu da o diyerek izliyorsunuz.


Not: Resimler alıntıdır.




Haaa  unutmadan ben de bloglovin olayında varım.Eksik kalmayayım:)))
follow my blog with bloglovin

17 Mart 2013 Pazar

Özlem'in Nezleyle İmtihanı

Kişisel tarihinin en meşakkatli soğuk algınlığıyla mücadele etmekte olan benden sevgiler saygılar...
Hala tam randımanlı ben olamadım ama en azından sesime tekrar kavuşmanın sevincini yaşıyorum.Ne nezleymiş arkdaş yaaa!
Geçmedi, dalga dalga geldi resmen.Boğazla mı ilgileneyim, akan gözlerimle mi yoksa kırım kırım kırılan vücudumla mı.7/24 akan burnumu saymıyorum bile...Mendillerden tuvalet kağıdı rulolarına geçiş yaptım zaten.Rulo rulo tükettik bilmem kaç tanesini..
Geçmedi....
İlk kez hastalık yüzünden rapor aldım ben yaaa, anam ne garip duygu sanki ben gitmesem okul yıkılacak...Neyse ki hastalık onu düşünmeme izin vermiyor.
Ben ilaç içmesini de sevmem.İçmiyorum da.O zaman ver elini limonlu ballı sıcaklar; bol karabiberli ekşili çorbalar...Gelsin portakallar gitsin kiviler...
Geçmedi...
Hele o akan buruna ne demeli; anacım nerde üretiyorsun o kadar sıvıyı.Aktı da aktı.Ben ne güzel açıyorum, dakikasında nasıl kapanıyorsun o kadar şeyle...Oturduğum yerle lavabo arasında kaç sefer yaptım belemedim.
Geçmedi...
Şimdi de öksürük çıktı...Zencefilli ballar ve karabiberli pekmezler var sırada...Daha da olmazsa doktor amcaya ziyaret.
Bir de tabi "Kendine bakmadın, o montu giyecektin, sana soğuğa çıkma demedim mi?" veryansınları var kocamdan...Ki ben iyi bakarım kendime , yani dikkat ederim ama oldu işte.Geçen hafta lodos her şeyi uçururken mikrop, virüs ne varsa onları da uçurmuş havaya.Kaptım işte bir şekilde...

 Neyse ahvalim budur a dostlar, iyileşinceye kadar sağlıcakla kalın!

13 Mart 2013 Çarşamba

Hastalık vuruyoooooo!

Evet bir gün güneşli, ertesi gün yağmurlu arada çok çok rüzgarlı bir mevsimdeyiz.Kaçmama rağmen soğuk algınlığından kurtulamadım.Önce kırgınlık, sonra göz kapaklarında ağırlaşma, boğazda yanma, burun akıntısı...Artık siz ne isterseniz tüm belirtiler üst üste geldi.Hatta kardeşim de bize yemeğe gelmişti - ki o da hasta,onda bahar nezlesi ve baş ağrısı da var; bonus olarak- yatmada-dinlenmedeyim sizin anlayacağınız.
Hasta mode on....
Gelsin C vitamini depoları, gitsin bol karabiberli ekşili çorbalar....


O çok güvendiğimiz sirkeyle gargara bile istediğim şıplıkta kesmedi şu hastalığı.
Mendillerimi alayım da azıcık dinleneyim izninizle...
Sağlıcakla kalın!

8 Mart 2013 Cuma

Uzun zaman sonra bir mim:)

Selma beni mimleyeli çok oldu ama okul falan derken kaldı da kaldı, hemen aklımdayken bu güzel soruları yanıtlayayım:))))Selma'ya kocaman sevgiler!

1)En son kime yalan söyledin, neden?

Hatırlamıyorum ki, ama sanırım öğrencileri geçiştirmek için söylemişimdir.Bazen pek ısrarcı ve laf anlamaz oluyorlar.

 2)Biz okumuyoruz farzet ve kendine bir itirafta bulun.  
Özlem çok zekisin yaaaaaaaaaaaaaaaaa!
3)Şu an istediğin işi mi yapıyorsun?


Evet, memnunum.

4)Mutlu musun?

Çokkkkkkkkkkkk hem de.

5)Keşke ..............?


Kilolarrrrrr, ah o kilolar.Geldikleri gibi gitseler keşke.

6)Sence ideal eş nasıl olmalı?


İdeal eşi bulan biri olduğum için söylemesi çok kolay.Sayan, seven biri olmalı; sana prensesmişsin gibi, dünyada tek sen varmışsın gibi davranmalı; güven vermeli; çok sevmeli; kocacım gibi olmalı

7)Nerede yaşıyorsun ve ömrünü nerde geçirmek istersin?  
İzmir-Tire, zaten buralıyım da.Hep de burada yaşamak istemiştim.
8)Seni en çok ne mutlu eder? 

Küçük şeyler tabi; arkadaşlarla çay-kahve-sohbet; indirimden muhteşem birşey bulmak; Dondurmayla eve dönmek; güzel bir film izlemek; kocacımla kahvaltı yapmak; Sevdiğim dizilerin sezonbaşları.....
9)Korkuların neler?  
Yılanlar, yükseklik
10)Hayatında en çok utandığın an?

Bak bunu da uzun uzun düşünmem lazım.Haaa bak aklıma geldi, üniversite bilmem kaçıncı sınıftayız.Konuyu biz araştırıp biz anlatıyoruz.Hoca arkada dinliyor.Ben kaptırmış ders anlatıyordum, birden telefon sesi duydum; çaldı işte; dayanamadım " Arkadaşlar ayıp olmuyor mu?Telefonları kapatın." tarzında birşeyler söyledim.Meğer hocanın telefonuymuş.Sonra bana anlattıklarında çok utanmıştım.
Haaaa bir de yine üniversitede ben "Öğretmenim" demiştim ağız alışkanlığıyla."Hoca"ya geçiş aşamam çok sancılıydı anlayacağınız.Derste herkes gülmüştü bana da ben de gayrı ihtiyari "Eee siz de öğretmen değil misiniz?" diyerek durumu kurtarmaya çalışmıştım.
Hey gidiiin hey!
11)Kendinde en sevmediğin özellik?

Çok mükemmeliyetçi olmam, çok sevecen olmam, çok anlayışlı olmam.... Yok yaaaa nerdeeeee! Bu tarz sorulara genelde böyle cevaplar verilir ya.
Ben neyimi sevmiyorum'a gelince, çabuk tepki veremem, konuşmadan önce günlerce ne diyeceğimi falan düşünürüm, kafaya çok takarım ilk bir kaç gün, sonra da unutur giderim.Çabuk kırılırım, neye kırıldığımı hemen anlatamam.

Yeni mimlerde görüşmek üzereeeeeeeeeeeeeeee!

Not:Dünya bacılar günümüz kutlu, mutlu, huzurlu olsun hanımlar :))))

7 Mart 2013 Perşembe

Yoğurtlu Pancar Salatası

Bu salatayı hem pancarları haşlayarak hem de yağda kavurarak yapabilirsiniz. Maksat pancarı sarımsaklı yoğurtla buluşturmak.

Ama şu var ki haşlarsak pancarın tüm zenginiği haşlama suyuyla birlikte gidiyor, kavurmaya kalkarsak hem çok uzun sürüyor hem de çok yağlı oluyor.
O zaman bir orta yolu bulmalı derim ben.
Peki ben nasıl yapıyorum ona gelelim.( Aslında tüyoyu annem verdi)


Pancarlarımızı güzelce yıkayıp soyuyoruz.Ben bir-iki pancar yaprağını da aldım, kıyamadım çok tazelerdi çünkü ve bir-iki pırasa.
Pancarları bir güzel rendeleyip tavaya alıyoruz, diğerlerini de ince ince doğrayıp hooop tavaya.
İşin sırrı yağla değil suyla sotelemek ve suyunu çektirmek.Böylece vitamini falan tencerede kalıyor.


Suyunu çektikten sonra biraz da yağla çeviriyoruz.Tuzunu falan da ekledik mi, işte bu.


İşte biraz sonra sarımsaklı yoğurtla buluşacak olan pancarlarımızın pişmiş hali.İnanın bana bu haliyle bile çok lezzetli; ben çok seviyorum ya bana öyle geliyor da olabilir.

En son olarak artık sarımsaklı yoğurtla kaynaşma zamanı...

Afiyet ola.

5 Mart 2013 Salı

Okuma köşesi

En en en ennnn sevdiğim yazarlardan biridir İhsan oktay Anar.Tüm kitaplarını okudum ama en çok sevdiğim şey okuduklarımı yeniden okumak.Kitab'ül Hiyel de onlardan.Daha kim bilir kaç defa okunacaktır bu kitap?Hiç sıkılmadan, sonunu merak etmeden adeta yutarcasına okuyorum.Okumanın keyfine varmak varken sonunda ne olacak diye düşünmem zaten...


Sonrasında da sırada bunlar var, Sevgili Arsız Ölüm de tekrar okuduklarımdan.Çok severim.Tekerleme gibi bir solukta okurum.Diğeri ise tarihi şahsiyetleri masalsı bir şekilde anlatıyor, bir süre önce başlamıştım ama bitirememiştim.Yeniden alıcam elime...

1 Mart 2013 Cuma

Brownie

Pazar günü sabahtan canım tatlı istemeye başladı, hem de ne istemek.Gözümün önünde dönüyorlar; kekler, kurabiyeler...
Yaklaşık bir saat nette dolandım.Yetmedi tarif defterimi karıştırdım baya.Aslında kurabiye yapmak aklıma yatmıştı ama brownie yazısını görünce "Evreka!" dedim.
Tarifi nerden buldum da yazdım hatırlamıyorum ama normal tariflerden biraz farklı olduğu için yazmışımdır mutlaka.Ben sıvı harçtan ayrılıp da sonradan kekin üstüne dökülen tarifleri sevmiyorum.Yapamıyorum.Yerim ama yapamıyorum.


Neyse tarifi vereyim, yani önce yazdığım tarifi vereyim de sonradan yaptığım değişiklikleri anlatayım.

Lazım Gelenler:

200gr. margarin ya da tereyağı ( Bu kadar margarin pek de iyi bir şey değil, içime pek sinmedi.Sırf sıvı yağla yapmayı da gözüm yemedi, ben de 100gr sıvı yağ ve 100gr tereyağ olarak kullandım)

Yarım su bardağı  kakao

2 Su bardağı şeker ( Hoooooooo, tarifi yanlış mı aldım acaba dediğim yer. 2 bardak şeker bana çok gelir, ben 1 buçuk şeker kullandım ama o bile bana çok şekerli geldi açıkçası, bir daha yaparken azaltıcam şeker miktarını.Ağız tadınızı düşünerek şeker miktarını ayarlayabilirsiniz)

1 su bardağı un

2 Yumurta

1 kahve fincanı süt (Orjinal tarifte yok süt ama ben koymadan edemedim)

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

Yarım su bardağı dövülmüş ceviz

Gelelim nasıl yaptığımıza:

Geniş bir tencereye yağı ( Yağlarımızı) alıp kakaoyu ekliyoruz.Kısık ateşte erimeye bırakıyoruz.Yağ eriyince şekeri de ekleyip erimesi için karıştırıyoruz.Şeker eriyince de alıp ılımaya bırakıyoruz.Ilıyınca da süt, un, ceviz, vanilya ve kabartma tozunu ekliyoruz, yumurtaları da tek tek kırıp mikserle karıştırıyoruz.
Harcımız hazır önceden ısıtılmış fırında 20-25 dakika pişirirseniz ziyafetiniz hazır olacaktır.
Yalnız bir şey daha ekleyeyim ben biraz fırında fazla tutmuşum, çok ıslak ıslak olmadı.Siz siz olun 25 dakikayı pek geçirmemeye çalışın.
Afiyet ola!



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...