11 Kasım 2013 Pazartesi

5. Ayımız

Hayde bismillah deyip yazmaya başlıyorum.Bu kez ay içersinde fırsat buldukça yazmaya başlıyacağım ki yumurta kapıya dayandığında ne yazacaaadım diye fazla düşünmeyeyim.

4. ayı kurban bayramıyla birlikte tamamladık.Bu ikinci bayramımız fakat Ramazan bayramından fazla birşey anlamadığımız göz önünde tutulursa asıl bayram serüvenimize bununla başladık.Bayramlıklarımızı giydik, bağırdık çağırdık, kendimizi sevdirdik ve kalabalık ortamlara akmanın şaşkınlığıyla ağladık bile.Seneye bayramlar daha güzel olacak Gülce'yle eminim.

Bayram haftası babamızla olmanın rahatlığı inanılmazdı.Üzerimden büyük bir yük kalktığını hissettim.Bir de halamız falan da gelmişti.Kalabalık olmak ne güzelmiş yaaaa.

Bu hafta ilk market alışverişimizi yaptık Sultanımızla.Gayet uyumlu davrandı, reyonları inceleye inceleye alışverişimizi tamamladık.O gazla bir de kahve içelim bari dedik ama servis de biraz gecikince oturduğumuz kar deyip eve geri döndük.Olsun bu da bir başarı bence.Bu başarının gazıyla da pazar günü Optimum'a gittik.Gidiş yolunda azıcık uyudu Gülce .Gezerken de hiç sıkıntı vermedi.Bir tek karnını doyurmam yetti.Ama Migros alışverişinde başlayan huysuzluk, uyku saatinde uykuya dalamamanın verdiği sıkıntı derken dönüş yolumuz biraz bağırtılı çağırtılı geçti.En son ana kucağı, emniyet kemeri, güvenlik falan dinlemeyip kızı kucaklayıp emzirerek eve vardığımızı hatırlıyorum.Gülce istediğinde çok ikna edici olabiliyor.


Tatil sonrası aşı ile haftaya başladık.Böylece ilk ateş tecrübemizi de yaşamış olduk.Onca şey okuyup kendimi hazırladığımız düşünüyordum ama meğerse teori ve pratik ayrı şeyler-miş.Akşamüzeri kız huysuzlanmaya başlayınca ateşi fark ettim. 37.3'ü gördüm.Soyup soğana çevirdim Gülce'yi.Ege pür telaş eve geldi.O benden de beterdir telaş konusunda.Hemen ılık bir duş aldırdık.Sonrasında da elimde ıslak bez alnına kollarına koydum ama bir ara düşer gibi olduysa da düşmedi.Ateşdüşürücü ilaç vermeyi ilk başta düşünmemiştim çünkü yüksek bir ateşi yoktu.Ama zaman geçtikçe Gülce sadece ağlamaya başladı, çok keyifsizdi.Bilemiyorum işte, ilacı verdim ve bir süre sonra uyudu.Gece de hep kontrol ettim allahtan fazla çıkmadı.Minoset sana yenildim işte.

Bizim kız uykusuna hiç dayanamıyor.Eğer uykusu geldiyse ne yapıp edip uyutacaksın.Sallar mısın, emzirir misin, pışpışlar mısın, orası sana kalmış.Eğer uyuyamazsa vay halimize.Kendi kendine uyusun diye uyku eğitimi versem diye bir hata yaptım, yaklaşık 2-3 saat ağladı.Hani 5-10-15-20 dakika aralıklarla gidip ağlasa da kendi kendine uyumasını sağlıyorsun ya.Bizimkine yemedi.Bir başka bahara kaldı böylece.


Optimum'a gittik demiştim ya, dayısı Gülce'ye oyun halısı aldı, biz de oyuncak reonunun önünde kök saldık, itiraf ediyorum bazılarını kendim için almış olabilirim.Çok güzel oyuncaklar var yarabbim, hepsini almak istiyorum.

Bu ay ücretsiz izne çıktığım aydır.2 ay kadar maaşsız olucam, epey alışmıştık çift maaş olayına, garip gelecek ama kızçem herşeyden önemli.

İnternet alışverişlerini de eksik etmiyorum ama artık kendime değil Gülceye birşeyler bakıyorum.Bu iki parçayı kış için aldım, biraz büyükler ama giydirmek için sabırsızlanıyorum.

Ayın son haftasını da su çiçeğiyle uğraşarak kapattık.Minnacık kızım biraz hızlı çıktı, nerden aldıysak virüsü aldık ve bir hafta çektik.Gerçi şimdi hala kabarcıklar kabuk bağlamış halde ama en azından yenileri çıkmıyor.Bu kez ateşi çıktığında tamamen doğal yöntemlerle indirebildim.Ege de İstanbul'da olunca annemler geldi benle kaldı.
Bu ay biterkenki doktor kontrolümüzde 6.090 kg, 60 cm idik.Evet hastalık boyunca emmesi biraz değişmişti zaten, hafif atlattık belki hastalığı ama kilosu çok artmamış bu sebepten.

Kıpır kıpır bitiriyoruz bu ayı, yan dönmeye başladı, eller kollar hiç yerinde durmuyor zaten.Uykuya dalma hala sıkıntılı çoğu kez ağlamaktan katılıyor ve mecburen elektrik süpürgesiniçalışıtırıyoruz.Bilmeyenler için söyleyeyim o ses bebekleri rahatlatıyormuş.Anne karnındaki ortama benzetiyormuş miniminiler.Bizimki de pek seviyor o sesi, hem sakinleşiyor bir süre sonrada uykuya dalıyor.
Televizyon izletmiyoruz, doktorumuz özellikle uyarıyor ama bazen televizyon açıkken önünden geçsek bile 5 aylık bir kuzunun ekrana bakmak için nasıl uğraştığına hayret edersiniz.Aynı şey telefon ekranı için de geçerli.Nasıl da ilgilerini çekiyor hayret.

Bu ay birbirimize daha da bağlandığımız ay oldu.Bazen birbirimize baka baka gülüyoruz, kucağında ise bir süre sırıtıyoruz birbirimize, ben konuşuyorum o dinliyor, bazen de o konuşuyor ben dinliyorum.Ay çok dilinden de anlamaya başlıyorum.

Bu ay ellerini keşfettiği ay ayrıca, nesnelere dokunmaya, ellerini kullanarak hareket ettirmeye başladı.Çıngıraklı ve ses çıkaran oyuncaklar favorisi.Bir de parmaklarını emmeye bayılıyor, uyumak için başparmağı kullanıyor ama genellikle tüm parmaklarını ağzına sokmaya çalışıyor.Halleri pek komik.
 Günler geçiyor işte, 6. ayda görüşürüzzzzzzzz!

6 Kasım 2013 Çarşamba

Gülce Kızın Suçiçeği ile Savaşı

Bir önceki yazımda da bahsettiğim üzere evimizin gündemi suçiçeği.
Artık hastalık gerileme dönemine girdi.Gülce ile şarkılar söyleyerek, tehditler savurarak akvuyarları harekete geçirip virüsleri geri püskürtmeyi başardık.Geceleri ateşimiz çıksa bile akyuvarlarımızın moralini yüksek tuttuk.Gülce kaşınma nedir öğrenmeden bu hastalığı bitirirsek süper olacak.

Bugün çarşamba ve ancak kabarcıklar yavaş yavaş kösmeye başladı.Özellikle pazar günü baya korktuğumu itiraf etmeliyim.Eli kolu bağlı olmak çok kötü, yalnız başına olmak da öyle...
Hastalık geçiyor ama mızmızlık kaldı birazcık. Uyku düzenimiz değişti, yememiz içmemiz de keza öyle.Biizm kızçe işler istediği gibi olmayınca ağlamayı tam ağlama da değil de bağırmayı öğrendi.
Hade bakalım hayırlısı.
Bu hastalığı da burada bitirip yolumuza bakıyoruz ey ahali:)))

2 Kasım 2013 Cumartesi

Gülce kız çiçek açtı !

Annelik ah bu annelik.
İlk resmi büyük hastalığımızı olduk bu hafta. Bir iki kızarıklık ile başladı. Önemsemedim.  Bebek sivilcesidir diye ama değilmiş. Ertesi sabah kalktığımızda kafasında, bacaklarında, sırtında su dolu kabarcıklar görünce dank etti kafama. Saati zor ettim doktoru aradım. O da teyit etti. Gülce suçiçeği çıkarıyor.
Yapılacak pek de bir şey yok.  Ateşi kontrol edicez. Çok kaşımamasını sağlıycaz. Sabredip bekliycez.
Çok zor bu bekleme işi. Öpmeye bile kıyamadığım yumuşacık yeninde kırmızı kırmızı kabarcıklar. .. Allahım yardım et. Kuzucum çabucak atlatsın en azından hafif atlatsın.
Bu kadar küçükken yakalanması da ilginç. Bizim kızın hiç bir şeyi normal değil olmayacak da sanırım.

Aksi gibi yalnızım da bu hafta. Ege eğitim de İstanbul'da.  Annemler Tatvanda Ezginin yanında. Kardeşim benimle kalıyor ama onun da işi çok yoğun, fabrikayı taşıyorlarmış. İşe girişi belli çıkışı belli değil.  Annemler de dayımın küçük oğlunu everiyorlar. Yanlızım işte .

Puantiyeli Gülce sultan ve annesi selam eder.
Bebeler hasta olmasın, insanlar yalnız kalmasın deyü.


Edit: İkinci sabahımıza uyandık. Suçiçeği giller yayılımcı bir politika izlemiş gece. Sayıca ğek çoğalmışlar. Özellikle saçının içinde gerçi saç demesek de tüy desek daha anlamlı olacak.  Gövde ve bacakta da yerleşik düzene geçmişler. Ateş yok ve Gülce kız normal. Tek sıkıntısı eline taktığım eldiven.  Parmağını ememiyor da sinir oluyor.

Gün gün bu yazıyı editleyerek yazmaya devam edicem.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...