26 Ağustos 2014 Salı

Fikrimühimci geldiiii A'nımmmmm !


Benim pek reklamları işim yok, beceremiyorum. Ama fikrimühim çok başka.
Yayınlamanız için size standart metin göndermiyorlar, ürünler geliyor ve deniyorsunuz.
Son fikrimühim kampanyası da Signal'in White Now Gold diş macunu idi.
Kampanyaya hemen katıldım çünkü bu seriden bir diğer diş macunu White Now'u denemiş ve beğenmiştim.

Paket elime ulaşalı baya oluyor, denedik denettik. Fikrimühim sayesinde raflara yeni çıkan bu ürünü deneme denetme şansına sahip olduk. 

Diş macunu alırken iki tip tüketici var benim gözlemlerime göre. Birincisi aynı marka ve modele Sadık olanlar,dünya batsa aynı macunu alırlar.
Ikincisi ise sürekli yenilik peşinde koşanlar, ya da bir diğer deyişle indirimde olanı alanlar. Ben ikinci kategoriye giriyorum. Hangi macun indirime girerse onu alırım. Her markayı kullanmışımdır nerdeyse. Zamanında çikolatamı diş macunu bile vardı, aldım yani, hatırlayanlar vardır. 



Neysesözün kısası denemeye açık arkadaşlara indirim kuponlarını dağıttım, görüntüye önem veren kişilere  de numuneleri. Bundan sonrası benden geçti.


Gelelim ürünle ilgiliyorumlarıma;
Ürün güzel ve işe yarıyor, ama White Now mu bu mu derseniz bilemiyorum. Ha tabi bri iki kullanışta çamaşır suyuna batırılmış beyazlığı beklemeyin. Ama fark fark ediliyor. Denemekte fayda var, ben hatta evde elimin altında hep yedekte bir tüp bulundurma kararı aldım kendince, acil durumlar için.


Efenim bir fikrimühim kampanyasında daha buluşmak üzere. Esen kalın

Mutfakta yeni oyuncağım

Pazar günü optimumdaydık. Gülce'ye alacağımız bir iki şey vardı. Neyse benim aklıma birden düdüklü bakmak geldi, esse, Tefal falan dolaşıyorum. Birden Fissler' is gördüm. Teyzem de kullanıyor. Yemekleri inanılmaz hızlı pişiriyormuş.

Görevli kızla konuşurken ultra güvenlikçi olduğunu, patlamama garantisi olduğunu, vitaminleri kaybetmeden pişirdiğini, buhar çıkışı olmadığını ve çok sessiz çalıştığını da öğrendim. 
Ani bir kararla mutfakta yeni yardımcım olarak işe aldım kendilerini.


 Hemen kullanıma da açtım zaten. 3 dakikada pişirdi bamyayı. Hatta fazla bile tutmuştum hamur gibi olmuş bamya, kullanımı çok kolay, Iğdır zıvır düğmeleri yok, sessiz, buhar çıkışı yok. 
Bayıldım resmen, düdüklü alma araştırmasında olanlara duyurulur.
Gerçi ben pek araştırmadan hop diye aldım ama en iyisini yapmıştım.

12 Ağustos 2014 Salı

İrmikli tatlı arayanlar buraya bi bakıveesin baskame :)

Böyle güzel bol misafir ağırlamalı bol muhabbeti bol gelmeli gitmeli bir dönemdeydik.
Yedik içtik güldük eğlendik.
Bursa'dan gelen arkadaşlarımızı da ağırlayın gönderdik.
Bu süreci atlattığına göre elimdeki malzemeyi yazabilirim.
Gerçi eskiden hemen elim fotoğraf çekmeye giderdi. Şimdi biraz unutuyorum. 
O zaman size farklı bir irmikli tatlı tarifi vereyim.
Kendisi çakma irmikli helvası tadında üstlük irmikli tatlısı oluyor


Neler lazım derseniz?
1 su bardağı irmik
1 litre süt
1 su bardağı şeker
1 su bardağı Hindistan cevizi
2 yemek kaşığı tereyağ

Üzeri için isterseniz ceviz isterseniz fındık ya da benim yaptığım gibi isterseniz Hindistan cevizi

Nasıl yapıyoruz peki ?
Önce irmik ve tereyağını tencereye atıp kısık ateşte kavuruyoruz. Biraz sonra da Hindistan cevizini atıp kavurmaya devam ediyoruz. Rengi dönmeye başladığında süt, şekeri koyup karıştırıyoruz. Koyulaştığında da kâselere döküp üzerini süsleyip buzdolabında bekletiyoruz.

Ben önce cam tepsiye döktüm ama donmadı. En güzeli kâselere dökmek. Gayet güzel ve basit bir tarif. Hem kokulu hem de klasik irmik tatlısı tarifi değil.

Hadi size afiyet bal şeker olsun efenimmmm!

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Arz-ı Halim

Yazıyor yazıyor! Sahalardan uzun süre uzak kalan müzmin sakat ana blog alemine geri dönüyor.
Selam millet!
İyisinizdir inşallah!
Biz de iyimiz, işte 14 aylık bir güzellik var evde, babasıyla anası ona ayak uydurayım derken zaman geçip gidiyor.
Ben yaş günü yazısı bilen yazmadım değil mi daha?
Vay anam vay!
Olan olmuş diyelim ve önümüzdeki maçlara bakalım artık.

Elimde yeni bir oyuncağım var artık. Apple ailesinin cazibesine karşı koyamadık, elimde mini mini bir iPad var. Sanırım benim yazma işini baya kolaylaştıracak. Çünkü benim emektar artık o kadar yavaşladı ki! Resmen devlet töreniyle açılır kapanır hale geldi. Onun başına geçebilecek ona katlanacak zaman da yok bende. Ama yeni oyuncağım baya rahat, uygulaması bilem var.
Yazmamak için mazeretim kalmadı anlayacağınız.

Haftasonun Bursa'dan arkadaşlarım geliyor. Dört yıl oldu görüşmeyeli. Ne çabuk geçmiş zaman. Onları ağırlayacağım için baya helecan bastı beni. Görücüye çıkacak genç kız gibiyim resmen.hem de burayı gezdiririz. Oğulları da büyümüş, elimizde doğdu resmen. Ay umarım güzel geçer.
Pazar'a seçim var, yazın yaz günü seçim mi olur ya! Birçok insan kullanmayacak oy. Anneler falan yazlıktan gelecek ama tatillerini önceden ayarlayanlardan hiçbiri seçemeyecek. Garip, burası Türkiye ama sonuçta. Neyse hayırlısı olsun.

Anne olayında gün geçtikçe tecrübe kazanıyorum ama o kadar da çoğalıyor bilmediğim şeyler.  Bu konuda fena gözlerim var, onu da başka bir yazıda yazarım sanırım. Çocuk büyüten kendini çocuk gelişim uzmanı ya da profesörü sanıyor, kıl oluyorum bu duruma. Neyse dedim ya bir iki paragraf yetmez şimdi bana başka bir yazıda uzun uzun yazayım bari.


Evet ahali, arz-ı Halim budur. Gülce'nin elindeki annemin bana yaptırdığı iğne oyası. Kızım çamaşır sepeti ve iğne oyalarına oynuyor. Oyuncağı yok ki onun hiççççççç!
Görüşürüz efenimmmmmm!

29 Temmuz 2014 Salı

Burdayımmmmm

Ölmedim kaydolmadım, başıma birşey düşüp hafızamı kaybetmedim. Sadece yazmamıyorum artık eskisi kadar. Hayır yazmayı bıraktığımı yazacak değilim. Daha buralardayım alimallah. Şöyle bir merhaba deyip kaçırma.
Herkese de iyi bayramlar efenimmm.
Geri dönüşme amacım!

30 Mayıs 2014 Cuma

Tavuk - The Real -


Bilmem söze gerek var mı?
Güleç kıza fabrika tavuğu yedirmedik daha, yesin istemiyorum. Ama özgür tavuk bulduk mu, hele köyden annelerden gelen tanıdık özgür tavuk olunca yeme de yanında yat.
Bu arkadaşlar önce başlandı sonra da fırında azıcık kızardı bozardı. Üzerlerinde hafif bir tereyağı dokunuşu da vardı. 
Güleç kız afiyetle yesin deyü yanına da pilav yapıldı suyuynan.
 Orijinal tavuk bulmak bu kadar zor olmamalı....

Başka Olur Anaların Blogu!

Ne yazamadım be arkadaş!Günlerdir aylardır bir oturup iki satır yazamadım.
Ev iş okul en önemlisi de Gülce kız zamanımı aldılar, bloga birşey kalmadı.
Hatta en azından ay dönümlerinde yazıyordum onu bile yazamadım.11. ay senden özür diliyorum.Halbuki bu ay o kadar değişti ki, ne kadar çok şey birikti.Yazamıyorum işte.

Şöyle bir maziyi deşmek gerekirse, yaşımıza ve doğum günümüze bir hafta on günlük bir süre kaldı.Tabi okullar da kapanıyor, işler güçler hep bekliyor.Sınavlar okunacak, ödevler, performans ve proje ödevleri kontrol edilecek, notlar verilecek, yıl sonu işlemleri de var.Bir de tüm yıl uğramayan ama ne hikmetse son hafta okula akın eden velilere laf anlatılacak....
Bunlardan bahsedip de sizi bezdirmeyeyim hemen.Öğretmenlik, okul, ev, iş hatta kendim...
Hiç bir şeyin önemi yok aslında.
Gülcecim büyüyor yaaa.
Anne dedi bu arada.
Baba demişti zaten.Babacı bir kızım olacak, ilk olmayacak zaten.Kızlar babacı olurlar.Genele uyduk.
Atda ilk anlamlı kelimesi, gezmeye bayılıyor da.
Ben mama ve memeyim aynı zamanda.Emmeye devam ama artık sofrada bir tabak da ona ayrılıyor.
Ayağa kalktı, tutunarak heryere gidiyor.Bir iki saniyelik ayakta kalma denemeleri de yapıyor ama şimdilik ilk adımlara biraz daha var sanırım.

Koltuğun altına birşeyler saklamayı; elindeki oyuncağını atıp "atdi" demeyi, masal kitabının sayfalarını çevirmeyi çok seviyor.Sokaktan geçen kedileri görünce çıldırıyor, "gel gel" yapıyor bir de.
Saçları uazdı ilk fıskiyemizi gururla yaptık.
Adrenalin bağımlısı bir genç bebek olarak her türlü tehlikeli yeri çok seviyor, elektronik her şeyin hayranı.

Ahvalim budur sevgili arkadaşım.
zamanımın yüzde ikiyüzü miniğimin.ne internet ne televizyon.Hiç birşeye zamanım da enerjim de yok.Dengesiyliğin içinde dengeyi kurmuş gibiyim.
kızçemi seviyorum, Ege'yi seviyorum, çok yoruluyorum.Çoğu zaman tükenmiş de hissediyorum ama yıkılmadım ayaktayım.
Kendim için yaptığım çok az şey var, biri de blogları, facede ve instagramda arkadaşları takip etmek.ha bir de Candy Crush oy.nuyorum.
Yine görüşürüz .




23 Nisan 2014 Çarşamba

Mutlu Yaşlara Kocacım !

Bir evde aşk olmalı
Mutluluk olmalı
Kıskançlık olmalı
Kavga da olmalı, barış da
Bir evde kahkaha da olmalı,gözyaşı da
Duvarları anılar kirletmeli
Mobilyalar yıpranmalı
Çöp kutusu hep dolu, penceresi hafif ayrık olmalı
Bir evde hayat yankılanmalı
Örtüler buruşuk, bardaklar boş durmalı.
Hafif bir ekmek kokusu gelmeli derinden
Minicik el izleri olmalı aynalarda.
Kapıyı açınca sahici bir ömür çarpmalı yüzüne.


Ama önce ev olmalı.
O evde sen olmalı.

11 Nisan 2014 Cuma

10

Nerdennnnnnnnnn nerelere geldik sayın seyirci:)))
Nerdeydik şuan nerdeyiz?
10 aylığız artık, yazıyla da on.
Su gibi akan zaman biz durup dinlenmeden farkına varmadan bizi de sürüklüyor işte.
Bu sıralar pek keyfim de yok açıkçası.
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz?
Yavrumun güvenliğini nasıl sağlıycam?
Dünya daha ne kadar kötü bir yer olabilir?
Berkin'ler, Pamir bebek, Elfonynin kızı Ece, Mert  ve daha bir çokları...
Ahhh! Yavrucaklar, ahhhh.

Ben kızımın mutluluğunu, huzurunu, sağlığını nasıl sağlarım? Onu nasıl korurum?
Büyüdükçe bu tür sorular nasıl da büyüyor içimde.
Net cevaplar bulamadıkça da kıvranıyorum resmen.

İşte 10 aylık oldu bile, yaşına az kaldı.Mutlu, huzurlu bir bebek Gülce.Sıkıntısı olmadığında güzel güzel oynar sizinle, dikkatinizi çekmek için neler neler yapıyor.Uykusu geldiğinde haber verir, yemeğe de çok meraklı, tatmayı çok seviyor.Sanırım annesi gibi tatlı sevecek.

Ayaklarına çok güzel basıyor artık.Bir süre bastırmak istemedim ama o kadar meraklı ki.Engel olamıyorum.Emeklemede çok ustalaştı.Konuşmasına da ramak kaldı, çok şey söylüyor ama henüz anlamlı değil.Bye bye ve gel-gel de yapmayı öğrendi.Deliriyoruz Gülce yeni bir şey öğrendiğinde.Çok tatlı oluyor kızçe.



Tabi herşey güllük gülistanlık değil.Uykuları karışık, gece baya uyanıyor; zaten deli kız uyuması da delice, battaniye yorganı saniyesinde üzerinden atıyor.Tulum aldım ama onu da çok sevmedi hareketleri kısıtlanıyor diye, kolunda kızarıklıklar peyda oldu bir zaman önce.Egzama dedi doktor, krem falan vermedi, zaten o kadar çok değil de insan endişelenecek yer arıyor ya, geçse de rahatlasam.Kaka sorunumuz var, armut, kabak, bal kabağı başkalarını ishal yapar belki ama bizim kıza pek etki etmiyor.Gün aşırı kayısı kurusu veriyordum onun miktarını arttırdım.Bakalım ne olacak.Muz, patates falan da vermiyorum yavruya.Ama rahat rahat kaka yaptığımız günleri bakalım ne zaman göreceğiz.

Görüşmek üzere!


4 Nisan 2014 Cuma

Kahvaltım

Bu kahvaltı üzerine yazdığım kaçıncı güzelleme?
Seviyorum yaaa, keşke her gün bu kadar özenebilsem kahvaltıya...
Bu kez kahvaltıya baharatlı patates jokerinidahil ettim.


Yapımı da çok basit; patatesleri yıkayıp, doğrayıp yapışmaz tavaya atıyoruz, bir nevi soteliyoruz, pişmeye yakın domatesleri ve baharatları atıp tabağımıza alıyoruz.İşte bu kadar!


Patatese eşlik etmesi için yeşillik, domates, peynir, zeytin ve yumurta da getirdim.

3 Nisan 2014 Perşembe

Müsli kaşıklarım!

Tchibo'yu seviyorum; bir şey almasam dahi içeri uğrayıp göz atarım her zaman.Geçenlerde de müsli kaşıklarını gördüm.
Geçenlerde dediysem bayaaa bayaaa oluyor.


Dörtlü set halindeler ama fiyatı hatırlamıyorum.Benim gibi müsli, mısır gevreği yemeyi seven biri için yemek kaşıkları çok büyük, tatlı kaşıkları çok küçük geldiğinden ihtiyacımdır diyerek aldım hemen tabii.


Renklerinin güzelliği de cabası .

2 Nisan 2014 Çarşamba

Kıymalı Karnabahar Yemeği

İşte benim favori kış yemeğim.Her hafta yaptım resmen, hatta nohutlusunu da yaptım, havuçlusunu da yaptım.O kadar seviyorum ki kendi yaptığım bu versiyonu başkalarınınkini yani anneminkini bile beğenmiyorum artık.
Kış sebzesi zaten bir elin parmakları kadar; pırasa, lahana, ıspanak, karnabahar...Dön dolaş aynı ama bu yemeği yaz kış yesem de bıkmam herhlade.
Normal karnabahar yemeği aslına bakarsanız.Pek öyle bir şapkadan tavşan çıkarma durumu yok.Ama ben yaparken biraz soteliyorum öncesinde.
Neyse efendim siz bir küçük boy karnabaharı, salçayı, soğanı, sarımsağı ve azıcık kıymayı hazır edin.Başlıyoruz.


Karnabaharı güzelce parçalayıp yıkıyoruz.Sonra yağ koyduğumuz tavada karnabaharları soteliyoruz.Yani baya kavuruyoruz.Kıymaları da ekleyip kavurmaya devam.En son da soğan sarımsakalrı doğrayıp tavaya atmasyon.
Salça size kalmış ama ben seviyoruz, az biraz koymakta yarar var.Tuz, karabiber eklemesinden sonra sebzeleri örtecek kadar su koyup ocağın altını en kısığa getirip yemeğimizi pişmeye bırakıyoruz.Ben bazen dondurucuda hazır beklettiğim nohutlardan da koyuyorum bu yemeğe.O da çok yakışıyor.
Afiyet bal şeker efenimmmm!

28 Mart 2014 Cuma

Elmalı Salata


Standart salata yaparken bi zahmet içine elma da ekleyiverin.Hani marullu, havuçlu bilimum yeşillikli salata yapıyoruz ya, bir güzel de limon sıkıyoruz.İşte o salataya bir de elma ekleyin.
 Biz bayıldık bu salataya, o ekşi limon sosu nasıl da güzel dengeleniyor tatlı elmayla..Yemelere doyamadık resmen.
Deneyiniz anacım:)))

27 Mart 2014 Perşembe

Yumurtalı Pancar Sapı Kavurması


Kış gelince en çok pancar için seviniyorum yalanım yok.Bayılıyorum pancara, hepsini de ben yiyorum genelde.Yoğurtlusu, ekşilisi, salatası, kavurması...Benim için hepsi şahane.
Artık bitti gibi zaten de, sezon finalini yaptı pancar.
Ben de sezon finaline yakışan bir sonla hüplettim pancarları.
Tarifim ise pancar değil bu sefer, pancarların yaprakları.
O güzelim renge sahip gıcır gıcır yaprakları görünce her Egeli gibi "Ben bunları yerim" bakışı belirdi gözlerimde.
Bir güzel yıkadım ve bol soğanla kavurdum sapları.Üzerine de bir yumurta çaktım.Oldu mu sana bir ziyafet.


Anacım sözüm size, atmayın bu pancarların saplarını, yapraklarını.Kavuruverin hemencecik, sıcak sıcak da yiyin hemen.Afiyet bal şeker olsun efenimmm!

17 Mart 2014 Pazartesi

Bir 9. Ay Yazısı Kolay Kolay Yazılmıyıııiii


Perşembe gününden bu yana gündemimiz baya değişti.Keşke olmasa dediğimiz şeyler yaşıyoruz.Her şey bu kadar kötüyken, yakamızı bırakmayan kötü olaylar arasında Gülce bizim günışığımız.
Günışığımız artık 9 aylık.
Bu yazıyı onun için yazabiliyorum.

Bu ay güzel güzel emekliyoruz artık, her şey daha anlamlı.Gülmesi, yemesi, içmesi, cevap vermesi.
Güzel güzel yemek yemeye de başladık, yoğurdu, meyveleri güzel güzel yiyor.Kahvaltıya da başladık.Yavaş yavaş herşeyi tattırıyorum.Umarım sever her şeyi yer.



Resimler öncesine ait, Gülce varken herşey daha güzel.Allahım onu üzmesin, ağlatmasın inşallah!


izmir'İn soğukları martta başladı biz de böylece kendimizi korumaya aldık!

Baba diyor artık, ağlarken bile.Kızlar babacı olur ya.Bizimki de öyle.!Ben okuldayken babaanne bakıyor ve çok güzel anlaşıyorlar.

Bu ay KKK aşımız vardı, onu da olduk geçirdik.Önümüzdeki aşılara bakıcaz artık.
Dertler sıkıntılar biterse yazıcam.Yani umarım!

8 Mart 2014 Cumartesi

8 Mart Kadınlar Günü...

Öncelikle şunu belirteyim tüketici toplumuna çanak tutan her belirli gün ve hafta kutlamasıyla aram hiç yoktur. Kutlamaymış hediyeymiş çok da önemsemem.
Bir iki senedir 8 Mart da bir sevgililer günü bir anneler günü gibi kutlanmaya başladı. 8 Mart indirim furyasına döndü. Üzgünüm ama bu günü mağaza  indirimlerinde, çaylarda brunchlarda , % 50 indirimlerde avm gezmelerinde kutlayamam. Bu işe anlam vermem olanaksız.
Korkarım 1Mayıs da yakında bu hale gelecek.
Kadın olmanın zor olduğu yetmezmiş gibi , erkek egemen bir toplumun görmezden geldiği yetmezmiş gibi bir de bugünün anlamından uzaklaşması gerçekten çok manidar.

Anne olup toplumu yeniden yaratan, elinin emeğiyle yaşayan yaşatan, her türlü baskıya karşı duran, üreten, azı çok eden, ekmek parası uğruna her türlü eziyete katlanan , evlatları uğruna yapamayacağı şey olmayan , kimi zaman dayağa işkenceye hatta ölüme layık görülen, geri planda kalmayı hor görülmeyi alt edip karda açan çiçek misali açan tüm kadınlarımızın günü kutlu olsun.Hak ettiğimiz güzel günlere...

5 Mart 2014 Çarşamba

İglo Dondurulmuş Börek

Bazen hamaratlığım tutar herşeyi kendim yapmak isterim ama bazen de uğraşmadan, malzeme aramadan şıp diye pişen şeyler arıyorum.
İşte markette gördüğümde hemen aldığım şeylerden biri:


İglonun çıtır börekleri.Ispanaklı peynirli.Dondurulmuş halde.Elinizin altında bekliyorsunuz sonra da hemen ısıtıp yiyorsunuz.


Uzun süre dondurucuda bekledi, sonra da aklıma geldi, canımız da ne çok istemiş börek yemeği; poşetten çıkardık hemen fırına verdik.


Kızarıncaya kadar bekleyip fırında çıkardık, dışı çıtır çıtır, içi de yumuşacık.
Afiyetle yedik.
Ben daha da alıp dondurucuya koymayı planlıyorum.Acil durumlarda, misafir gelmesi felan gibi el altında bulundurmakta fayda var...

27 Şubat 2014 Perşembe

Tavuklu Pilav

Annemler sağolsun serisinden.
Annemler köyde benim, daha önce de bahsetmiştim.Köy tavuğu yemek büyük bir olay değil tabi benim için.
Annem sponsorluğunda bir tavuğu daha tavuk pilav olayına dahil etmiş olduk.Suyuna çorba ve pilav da bonusu tabi.Tamamen beslenme amaçlı bir etkinliğimizdi.
Yazık ki köy tavuğu atletik olduğu için eti sert oluyor ve fırında da mangalda da iyi olmuyor, çabuk sertleştiği için.En güzeli haşlamak ve pilavla yemek.Gerçi annem nohut ve patatesle yemeğini de yapıyor ama ben daha o sulara girmedim.
İşte :


Özgür tavuk işi en çok bizim kıza yarayacak, yoksa seri üretim tavukcukları ben bile yiyemiyorum artık ki bebeye nasıl yedireyim... Bu arkadaşlar tavuk gibi tavuk olduklarından gönül rahatlığıyla yiyozzz gari:)))

26 Şubat 2014 Çarşamba

Yoğurtlu Salata


Aslında çok ahım şahım bir tarif değil.Yemek bloglarında çokça görüyordum, bir gün ben de yapayım dedim.
Normal zeytinyağı-limon sosuyla yaptığınız yeşil salatayı bu kez sarımsaklı yoğurtla sosluyorsunuz.
Salatamızın içinde marul, rendelenmiş havuç, salatalık, maydanoz ve dereotu var.

Ferah ferah serin serin yemesi çok hoş, arada bir değişiklik yapmakta yarar var.
Sarımsaklı yoğurt olur da tadı kötü olabilir mi hem:))

Ben anımsadım ya bu şiiri anımsatmak istedim size de:)))

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
Yorulmuşsundur;
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını?
Ne gül suyum,ne de gümüş leğenim var
Susamışsındır;
Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
Acıkmışsındır;
Beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
Memleket gibi yoksuldur odam

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
Ayağını bastın odama
Kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
Güldün,
Güller açıldı penceremin demirlerinde
Ağladın,
Avuçlarıma döküldü inciler
Gönlüm gibi zengin
Hürriyet gibi aydınlık oldu odam

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

NAZIM HİKMET

24 Şubat 2014 Pazartesi

Karnabahar Graten


Efenimmmmmmm! "kışın ne pişrisem" konulu düşünme taşınma programına daha hoş geldiniz.Malumunuz kış sebzeleri bir elin parmaklarını geçmez, onları da zaten çoğu kişisevmez.
Ev hanımlığını tam gün ve part time olarak yapan hepimizin "Akşama ne pişirsem? sorusuna gıcıklığı var sanırım.Herşeyi yapıyorsun da akşam menüsünü hazırlamak zor geliyor.Ben bazen her gün aynı şeyi yiyormuşuz sanrısına kapılıyorum.

Neysem uzun lafın kısası karnabahar, lahana, ıspanak, pırasa kısır döngüzüne haoşgeldiniz. Belki pancar, kereviz, brokoli falan diyeceksiniz ama yok efenimmm, bunu yemezler onu öyle demezler...

Karnabaharla başlıyoruz.Beşamel soslu karnabahar yapıcaz da ismi graten olunca afili oluyor.Bozmayın ben...

Bir küçük baş karnabahar, soğan, azcık kıyma hazır ediyorsunuz.Karnabaharı çiçeklerine ayırıp yıkayıp sıcak suda bir 5-10 dakika haşlıyoruz.
Soğanları ince ince kıyıp kıymayla beraber öldürüyoruz, sonra da haşlanmış karnahabarları ekleyip döndürüyoruz.
Çok fazla pişmesine gerek yok.Tuz, karabiber ve dilediğiniz bilimum baharat sonrasında bir ısıya dayanıklı cam kaba boca ediyoruz.

Şimdi sırada beşamel sosu hazırlamak var anacım.2 ölçü üzerinden yapıyorum ben.
2 yemek kaşığı tereyağı, 2 yemek kaşığı un...Unu kokusu gidene kadar kavuruyoruz, çok da yakmadan 2 su bardağı sütü ekleyip muhallebi kıvamına gelinceye dek pişiriyoruz.
Sonra beşamel sosu karnabaharların üzerinde gezdirip hooopp fırınaaa.

Üzeri pişene kadar fırında tutup afiyetle yiyoruz.
Bir karnabahar yemeği için çok aşamalı bir yemek ama lezzeti güzel...En azından değişiklik iyidir.
Afiyet bal şeker olsun!


19 Şubat 2014 Çarşamba

8. Ay Yazısı Geldiiiii AAa'nımmmm!

Ya işte böyle o gün yazarım şu gün yazarım dersen böyle iş çığrından çıkar, 9.ay olmadan hele şükür oturabildim bilgisayarın başına da.Yoksa işi bir bırakırsam tekrar başlayamam diye korkuyorum.
Bu yazı yazılacak arkadaş...

Çok yoğun günler geçirdik yaaa, çok yoğun.Anlatamam.
Okullar kapanmadan son bir hafta benim iznim bitiyordu, o hafta okula gelip gittim.Gülce'yle ayrılığımızın ilk alıştırmasıydı.Sonrasında da Ezgi'nin düğün telaşı vardı, gelenler gidenler, hazırlıklar....
Ooooo...Şimdi anlatmak bile gözümde büyüyor.Neyse ki çok güzel bir düğün oldu, herşey şahaneydi.Yazar burdan genç çifte mutluluklar diliyor...

Gülce kız halasının düğününe pek katılmadı.Biz götürmedik salona, o hengamenin, insanın, müziğin içine götürmek istemedik.Evden iştirak etti kızçe.Artık önümüzdeki düğünlere bakıcaz...

Zaten ne olduğunu anlamadan tatil de bitti, 10 şubat işbaşı yaptık.10 Şubat aynı zamanda 8. ayımız da bitiyordu ama sabah 5'te Gülce'nin ateşlendiğini fark edince herşey değişti bende.Zaten ben bir haftadır hastaydım.Ki haftasonunu yatarak geçirdim deyim yerindeyse..

Süt korur mu falan dedik ama nafile Gülce kız pazartesinden itibaren önce hafif ateş - ki ben bunu dişe yormuştum başta- sonrasında burun tıkanması en sonunda da öksürükle seriyi tamamladı.Doktorumuz İzmi'de olduğu için telefonla ulaştık; burnunu açık tutun öksürük ilacı falan vermeyin dedi.
Tam da ek gıdaya başaldığımız hafta...
Tam da benim işe başladığım hafta..
Tam da ikinci dişin geldiği hafta...
Evet artık iki dişli bir canafor var evde...
Dikkat ısırabilir, en azından deneyebilir...

Öksürük giderek arttı tabi, 3 gece nerdeyse hiç uyumadık.2-3 saatlik uykulardan bahsediyorum.Ama ben nasıl bir güçse artık dayandım.Ege dayanamadı mesela, kaç haftadır zombi gibi geziyor..
Burnu açıcaz diye şekilden şekile giriyoruz.Balgam söktürücü bir ilaç vermişti doktor, bizim kız ağzını kilitliyor onu görünce...

İlk hastalığımız su çiçeğiydi bu ise bronşiolit-miş.Hep afili hastalıklarımız var bizim yani.Allahtan hafif atlatıyormuşuz da hastaneye gitmeye gerek kalmadı.Geçen haftadan itibaren de iyileşmeye başladık, onun keyfi yerine gelince bizim de geldi doğal olarak.Bir haftalık olağanüstü hal de kalktı böylece bizim evde.

Gülce kız hastalığın da etkisiyle az kilo almış bu ay.Ama müthiş değişti; yeni yeni huylar edindi.kollarını kaldırıp beni alın diyor, kucaktan kucağa da gidiyor artık, gülücükler de bu ayın bonusu...Sevildiğini hissettiği an şımarıyor ve kıkırdıyor.Isırmayı öğrendi malesef.Sadece alt dişleri var ama bayaa acıtıyor.Bu bebeklerin memebaşı ısırma fantazisi korku filmi gibi resmen. Yatağa yatınca ağlamayı da öğrendi.Uyumak istemediği zaman gözyaşı döke döke ağlıyor.
Havalar çok güzel ya, parka gitmeyi de seviyor; oyun oynayan çocukları izliyor güzel güzel.
Sağa sola çok hızlı ve aniden dönüyor, totoyu da havaya kaldırıyor ya, emekleme yakındır sanırım.
Bu ay Gülce kız yine yataktan düştü, annemlerdeydik ve yatağın üstünde yatıyordu Gülce, yanında yastıklar da vardı ama onu orda bırakmakla hata ettik, salaklık ettik resmen.Allahtan yastığın üzerine düşmüş de sadece korktuk.Allah korudu kuzumu.
Konuşmaya da az kaldı sanırım."da aat ad, ann " hecelerini güzelce söylüyor, hepsini birleştirmesine az kaldı.

Ders programım kavga ede ede bir şeye benzedi, 4 gün sabahtan dersim var.Cuma aralıksız 7 saatti ve ben öğle teneffüsü ile birleştirmek istedim önceki saati.Müdür yardımcısıyla papaz olduk.Sağolsun kendisi bana " öğretmen" olduğumuz hatırlattı.Ben unutmuşum da.
Allahım ne insanlar var ya, empati yoksunu...Kendi çocuğun olsa 1 saat içinde eve gelip kendin yememk yiyip sonra da bebeği nasıl emzirebilirsin, benim yerime koysana kendini...
Bir hafta uğraşmış-mış bu programı yapmak için..
E senin de işin bu, ben de sana "idareci" olduğunu mu hatırlatayım.
Yaşına hürmeten alttan aldım da, o günümü heba etti adam.Saatlerce ağladım okulda..Hakkımı da helal etmiyorum.
Sonrasında müdür beyden rica ettim de 4. saatimi boşattı.Şimdi 2 saat oldu ara da birşeye benzedi.

İşte canolar, böylesi bir aydı.
Hüzn, neşe, hastalık, düğün, dernek hepsi içiçe.
Daha sık yazıcam anacım.

3 Şubat 2014 Pazartesi

İssssyaaaaaaaaannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn!

Buna çok benzer bir yazıyı daha önce de yazmıştım.Henüz Gülce 2-3 aylıktı.O zaman başka şeylere takmıştım ama şu an da öyle.
Dikkat bu bir iç dökme yazısıdır.Kişiseldir, içtendir, ama bireyi ilgilendirir.Amannnn ne işim olur diyenler burdan sonrasına devam etmesin.

Malumunuzdur bizim kız 32. haftasında doğdu.1800grdı.16 gün küvezde kaldı.böyle olunca da biz üzerine titredik, çok gezmedik, dışarı çıkmadık, misafir çok kabul etmedik.Herşeye dikkat ettik yani, 8de yatırmaya çalıştık, fırsat buldukça emzirdim vs.
Çok şükür şu an iyiyiz, atlattık herşeyi.Normal olmanın güzelliğini yaşıyoruz.

Ee Özlem ne var bunda derseniz, işte ona geliyorum.
Suçum pinpirikli anne olmak.
En yakınlarımdan bahsediyorum, sürekli eleştiriliyorum.Yok çocuğu çıkarmıyormuşum, gezdirmiyormuşum.Yok onu yedir, yok onu içir, yok gezdir.. vs vs...
Ben belli bir düzen oturtmuşum, rutin oluşturmuşum.Bunların hepsini elimin tersiyle itecekmişim.
Mesela geçen haftasonu Ezgi'yi everdik.Düğün kapalı bir mekandaydı ve hava soğuktu.Tahmin etmek çok zor değil ama babasıyla ben kızı götürmeme kararı verdik.
Oooo herkesin bir fikri var maşallah.Kız nerde?Neden getirmediniz?Çok düşüyorsun üstüne...
Ya şimdi 7 aylık bebek düğünden ne anlayacak?
O kapalı alanda benim kulaklarım çınladı, o yavrucak bu gürültüye nasıl dayanacak?
Bir de gelen geçen öpecek dokunacak.
Allahım ne öpüşgen bir milletiz.Bebek gördük mü öpmeden duramıyoruz.Yanaktan öpmeyen ellerinden öpüyor.Sanki çok şey fark ediyor.Bizim kızın ellerine ağzında hep, ne anlamı kaldı ellerinden öpmenin.
Öpme arkadaş ya, öpme dokunma.
Ben nerden bilicem senin ellerinin temiz olduğunu?Belki tuvaletten yeni çıktın, belki pisliğe dokundun, belki sümkürdün, belki totonu kaşıdın.
Ben düğüne mi bakıcam kızımı mı savunacam.
Çok da rahat içim götürmeme konusunda.

Ama resmen eleştiriliyorum hatta dalga geçiyorlar.
En yakınlarım yaaa.
İnsan bir kere de bu çocuğun bu hale gelmesi senin sayende desin ya.Allahın izniyle senin sayende yaşıtlarını yakaladı.Sen bu kadar dikkatli olmasaydın bebeğimiz şu halde olmazdı desin.
Nerde!
Eleştirmek çok kolay ya!
Gezdirin bu çocuğu, açık havaya çıkarın.
Nerden biliyorsun benim çıkarmadığımı!
İnsan içine çıkartın, hastalanacaksa hastalansın...
Yaaa siz seveceksiniz, bir-iki saat gönlünüze eğleyeceksiniz de sonra ne olacak? Eve gidince gece başını ben bekleyeceğim, uykusuz.
Neden hastalansın çocuk, her yer grip diye inliyor; dikkatli olmam önlem almam neden dalga konusu oluyor...

İsyannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnım buna işte.
Eleştirmeyin anacım, azıcık takdir edin eyyy en yakınlarım.


İç dökmesinin sonuna geldik.Görüşmek üzere!

26 Ocak 2014 Pazar

Fikrimühim Coffee-mate kampanyası ve Pratik bir tarif

Yazının sonuna kadar gidin ve şahane bir tarif var onu muhakkak deneyin efenim, benden uyarması.
Evet Fikrimühim kampanya üstüne kampanya yapıyor.Bu kez çok benlik bir ikiliyle geldiler.
Kahvesevere gönderebilecek en güzel şey geldi geçen hafta.
Zaten bloglarda görmüşsünüzdür.
Hemen yani açar açmaz kahvemi yudumladım.
Ben genelde sütle severim ama coffe-mate gerçekten kahvenin en iyi arkadaşı.
Yumuşacık, leziz ve şahane bir tadı var.
Keşke paketin içinden bardak da çıksaydı, gerçi bende 10 kadar var Nescafe bardağı ama yetmezzzzzzzzzzzzz.


Hemen kahvemi hazırladım ama malum bebeğim var ve emziriyorum.Misafirlerime ikram da etsem eldeki stoklar bitmeyecek.Kendim de çok içemem dedim ve Coffee mate ile yapılabilecek şahane bir tarif buldum.

Kahvenizi için, ama bu tarifi de deneyin anacım.

Kartopu:
Neler lazım...
Bir kutu krema
Bir su bardağı pudra şekeri
Bir su bardağı coffee-mate
Üç buçuk su bardağı hindistan cevizi


Tüm malzemeleri birgüzel yoğurup buzdolabına koyuyoruz.İki-üç saat bekledikten sonra ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yine hindistan cevizine buluyoruz.
Sonrası yok.Kahvemizin yanında löpür löpür götürüyoruz.


 Ben bu miktarların yarısıyla yaptım, hem bize yetti hatta misafirliğe giderken de yanımda götürdüm, orda da herkes bayıldı.

İşte bu da böyle bir Fikrimühim kampanyası anımdı :))))))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...