27 Şubat 2014 Perşembe

Tavuklu Pilav

Annemler sağolsun serisinden.
Annemler köyde benim, daha önce de bahsetmiştim.Köy tavuğu yemek büyük bir olay değil tabi benim için.
Annem sponsorluğunda bir tavuğu daha tavuk pilav olayına dahil etmiş olduk.Suyuna çorba ve pilav da bonusu tabi.Tamamen beslenme amaçlı bir etkinliğimizdi.
Yazık ki köy tavuğu atletik olduğu için eti sert oluyor ve fırında da mangalda da iyi olmuyor, çabuk sertleştiği için.En güzeli haşlamak ve pilavla yemek.Gerçi annem nohut ve patatesle yemeğini de yapıyor ama ben daha o sulara girmedim.
İşte :


Özgür tavuk işi en çok bizim kıza yarayacak, yoksa seri üretim tavukcukları ben bile yiyemiyorum artık ki bebeye nasıl yedireyim... Bu arkadaşlar tavuk gibi tavuk olduklarından gönül rahatlığıyla yiyozzz gari:)))

26 Şubat 2014 Çarşamba

Yoğurtlu Salata


Aslında çok ahım şahım bir tarif değil.Yemek bloglarında çokça görüyordum, bir gün ben de yapayım dedim.
Normal zeytinyağı-limon sosuyla yaptığınız yeşil salatayı bu kez sarımsaklı yoğurtla sosluyorsunuz.
Salatamızın içinde marul, rendelenmiş havuç, salatalık, maydanoz ve dereotu var.

Ferah ferah serin serin yemesi çok hoş, arada bir değişiklik yapmakta yarar var.
Sarımsaklı yoğurt olur da tadı kötü olabilir mi hem:))

Ben anımsadım ya bu şiiri anımsatmak istedim size de:)))

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
Yorulmuşsundur;
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını?
Ne gül suyum,ne de gümüş leğenim var
Susamışsındır;
Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
Acıkmışsındır;
Beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
Memleket gibi yoksuldur odam

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
Ayağını bastın odama
Kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
Güldün,
Güller açıldı penceremin demirlerinde
Ağladın,
Avuçlarıma döküldü inciler
Gönlüm gibi zengin
Hürriyet gibi aydınlık oldu odam

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

NAZIM HİKMET

24 Şubat 2014 Pazartesi

Karnabahar Graten


Efenimmmmmmm! "kışın ne pişrisem" konulu düşünme taşınma programına daha hoş geldiniz.Malumunuz kış sebzeleri bir elin parmaklarını geçmez, onları da zaten çoğu kişisevmez.
Ev hanımlığını tam gün ve part time olarak yapan hepimizin "Akşama ne pişirsem? sorusuna gıcıklığı var sanırım.Herşeyi yapıyorsun da akşam menüsünü hazırlamak zor geliyor.Ben bazen her gün aynı şeyi yiyormuşuz sanrısına kapılıyorum.

Neysem uzun lafın kısası karnabahar, lahana, ıspanak, pırasa kısır döngüzüne haoşgeldiniz. Belki pancar, kereviz, brokoli falan diyeceksiniz ama yok efenimmm, bunu yemezler onu öyle demezler...

Karnabaharla başlıyoruz.Beşamel soslu karnabahar yapıcaz da ismi graten olunca afili oluyor.Bozmayın ben...

Bir küçük baş karnabahar, soğan, azcık kıyma hazır ediyorsunuz.Karnabaharı çiçeklerine ayırıp yıkayıp sıcak suda bir 5-10 dakika haşlıyoruz.
Soğanları ince ince kıyıp kıymayla beraber öldürüyoruz, sonra da haşlanmış karnahabarları ekleyip döndürüyoruz.
Çok fazla pişmesine gerek yok.Tuz, karabiber ve dilediğiniz bilimum baharat sonrasında bir ısıya dayanıklı cam kaba boca ediyoruz.

Şimdi sırada beşamel sosu hazırlamak var anacım.2 ölçü üzerinden yapıyorum ben.
2 yemek kaşığı tereyağı, 2 yemek kaşığı un...Unu kokusu gidene kadar kavuruyoruz, çok da yakmadan 2 su bardağı sütü ekleyip muhallebi kıvamına gelinceye dek pişiriyoruz.
Sonra beşamel sosu karnabaharların üzerinde gezdirip hooopp fırınaaa.

Üzeri pişene kadar fırında tutup afiyetle yiyoruz.
Bir karnabahar yemeği için çok aşamalı bir yemek ama lezzeti güzel...En azından değişiklik iyidir.
Afiyet bal şeker olsun!


19 Şubat 2014 Çarşamba

8. Ay Yazısı Geldiiiii AAa'nımmmm!

Ya işte böyle o gün yazarım şu gün yazarım dersen böyle iş çığrından çıkar, 9.ay olmadan hele şükür oturabildim bilgisayarın başına da.Yoksa işi bir bırakırsam tekrar başlayamam diye korkuyorum.
Bu yazı yazılacak arkadaş...

Çok yoğun günler geçirdik yaaa, çok yoğun.Anlatamam.
Okullar kapanmadan son bir hafta benim iznim bitiyordu, o hafta okula gelip gittim.Gülce'yle ayrılığımızın ilk alıştırmasıydı.Sonrasında da Ezgi'nin düğün telaşı vardı, gelenler gidenler, hazırlıklar....
Ooooo...Şimdi anlatmak bile gözümde büyüyor.Neyse ki çok güzel bir düğün oldu, herşey şahaneydi.Yazar burdan genç çifte mutluluklar diliyor...

Gülce kız halasının düğününe pek katılmadı.Biz götürmedik salona, o hengamenin, insanın, müziğin içine götürmek istemedik.Evden iştirak etti kızçe.Artık önümüzdeki düğünlere bakıcaz...

Zaten ne olduğunu anlamadan tatil de bitti, 10 şubat işbaşı yaptık.10 Şubat aynı zamanda 8. ayımız da bitiyordu ama sabah 5'te Gülce'nin ateşlendiğini fark edince herşey değişti bende.Zaten ben bir haftadır hastaydım.Ki haftasonunu yatarak geçirdim deyim yerindeyse..

Süt korur mu falan dedik ama nafile Gülce kız pazartesinden itibaren önce hafif ateş - ki ben bunu dişe yormuştum başta- sonrasında burun tıkanması en sonunda da öksürükle seriyi tamamladı.Doktorumuz İzmi'de olduğu için telefonla ulaştık; burnunu açık tutun öksürük ilacı falan vermeyin dedi.
Tam da ek gıdaya başaldığımız hafta...
Tam da benim işe başladığım hafta..
Tam da ikinci dişin geldiği hafta...
Evet artık iki dişli bir canafor var evde...
Dikkat ısırabilir, en azından deneyebilir...

Öksürük giderek arttı tabi, 3 gece nerdeyse hiç uyumadık.2-3 saatlik uykulardan bahsediyorum.Ama ben nasıl bir güçse artık dayandım.Ege dayanamadı mesela, kaç haftadır zombi gibi geziyor..
Burnu açıcaz diye şekilden şekile giriyoruz.Balgam söktürücü bir ilaç vermişti doktor, bizim kız ağzını kilitliyor onu görünce...

İlk hastalığımız su çiçeğiydi bu ise bronşiolit-miş.Hep afili hastalıklarımız var bizim yani.Allahtan hafif atlatıyormuşuz da hastaneye gitmeye gerek kalmadı.Geçen haftadan itibaren de iyileşmeye başladık, onun keyfi yerine gelince bizim de geldi doğal olarak.Bir haftalık olağanüstü hal de kalktı böylece bizim evde.

Gülce kız hastalığın da etkisiyle az kilo almış bu ay.Ama müthiş değişti; yeni yeni huylar edindi.kollarını kaldırıp beni alın diyor, kucaktan kucağa da gidiyor artık, gülücükler de bu ayın bonusu...Sevildiğini hissettiği an şımarıyor ve kıkırdıyor.Isırmayı öğrendi malesef.Sadece alt dişleri var ama bayaa acıtıyor.Bu bebeklerin memebaşı ısırma fantazisi korku filmi gibi resmen. Yatağa yatınca ağlamayı da öğrendi.Uyumak istemediği zaman gözyaşı döke döke ağlıyor.
Havalar çok güzel ya, parka gitmeyi de seviyor; oyun oynayan çocukları izliyor güzel güzel.
Sağa sola çok hızlı ve aniden dönüyor, totoyu da havaya kaldırıyor ya, emekleme yakındır sanırım.
Bu ay Gülce kız yine yataktan düştü, annemlerdeydik ve yatağın üstünde yatıyordu Gülce, yanında yastıklar da vardı ama onu orda bırakmakla hata ettik, salaklık ettik resmen.Allahtan yastığın üzerine düşmüş de sadece korktuk.Allah korudu kuzumu.
Konuşmaya da az kaldı sanırım."da aat ad, ann " hecelerini güzelce söylüyor, hepsini birleştirmesine az kaldı.

Ders programım kavga ede ede bir şeye benzedi, 4 gün sabahtan dersim var.Cuma aralıksız 7 saatti ve ben öğle teneffüsü ile birleştirmek istedim önceki saati.Müdür yardımcısıyla papaz olduk.Sağolsun kendisi bana " öğretmen" olduğumuz hatırlattı.Ben unutmuşum da.
Allahım ne insanlar var ya, empati yoksunu...Kendi çocuğun olsa 1 saat içinde eve gelip kendin yememk yiyip sonra da bebeği nasıl emzirebilirsin, benim yerime koysana kendini...
Bir hafta uğraşmış-mış bu programı yapmak için..
E senin de işin bu, ben de sana "idareci" olduğunu mu hatırlatayım.
Yaşına hürmeten alttan aldım da, o günümü heba etti adam.Saatlerce ağladım okulda..Hakkımı da helal etmiyorum.
Sonrasında müdür beyden rica ettim de 4. saatimi boşattı.Şimdi 2 saat oldu ara da birşeye benzedi.

İşte canolar, böylesi bir aydı.
Hüzn, neşe, hastalık, düğün, dernek hepsi içiçe.
Daha sık yazıcam anacım.

3 Şubat 2014 Pazartesi

İssssyaaaaaaaaannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn!

Buna çok benzer bir yazıyı daha önce de yazmıştım.Henüz Gülce 2-3 aylıktı.O zaman başka şeylere takmıştım ama şu an da öyle.
Dikkat bu bir iç dökme yazısıdır.Kişiseldir, içtendir, ama bireyi ilgilendirir.Amannnn ne işim olur diyenler burdan sonrasına devam etmesin.

Malumunuzdur bizim kız 32. haftasında doğdu.1800grdı.16 gün küvezde kaldı.böyle olunca da biz üzerine titredik, çok gezmedik, dışarı çıkmadık, misafir çok kabul etmedik.Herşeye dikkat ettik yani, 8de yatırmaya çalıştık, fırsat buldukça emzirdim vs.
Çok şükür şu an iyiyiz, atlattık herşeyi.Normal olmanın güzelliğini yaşıyoruz.

Ee Özlem ne var bunda derseniz, işte ona geliyorum.
Suçum pinpirikli anne olmak.
En yakınlarımdan bahsediyorum, sürekli eleştiriliyorum.Yok çocuğu çıkarmıyormuşum, gezdirmiyormuşum.Yok onu yedir, yok onu içir, yok gezdir.. vs vs...
Ben belli bir düzen oturtmuşum, rutin oluşturmuşum.Bunların hepsini elimin tersiyle itecekmişim.
Mesela geçen haftasonu Ezgi'yi everdik.Düğün kapalı bir mekandaydı ve hava soğuktu.Tahmin etmek çok zor değil ama babasıyla ben kızı götürmeme kararı verdik.
Oooo herkesin bir fikri var maşallah.Kız nerde?Neden getirmediniz?Çok düşüyorsun üstüne...
Ya şimdi 7 aylık bebek düğünden ne anlayacak?
O kapalı alanda benim kulaklarım çınladı, o yavrucak bu gürültüye nasıl dayanacak?
Bir de gelen geçen öpecek dokunacak.
Allahım ne öpüşgen bir milletiz.Bebek gördük mü öpmeden duramıyoruz.Yanaktan öpmeyen ellerinden öpüyor.Sanki çok şey fark ediyor.Bizim kızın ellerine ağzında hep, ne anlamı kaldı ellerinden öpmenin.
Öpme arkadaş ya, öpme dokunma.
Ben nerden bilicem senin ellerinin temiz olduğunu?Belki tuvaletten yeni çıktın, belki pisliğe dokundun, belki sümkürdün, belki totonu kaşıdın.
Ben düğüne mi bakıcam kızımı mı savunacam.
Çok da rahat içim götürmeme konusunda.

Ama resmen eleştiriliyorum hatta dalga geçiyorlar.
En yakınlarım yaaa.
İnsan bir kere de bu çocuğun bu hale gelmesi senin sayende desin ya.Allahın izniyle senin sayende yaşıtlarını yakaladı.Sen bu kadar dikkatli olmasaydın bebeğimiz şu halde olmazdı desin.
Nerde!
Eleştirmek çok kolay ya!
Gezdirin bu çocuğu, açık havaya çıkarın.
Nerden biliyorsun benim çıkarmadığımı!
İnsan içine çıkartın, hastalanacaksa hastalansın...
Yaaa siz seveceksiniz, bir-iki saat gönlünüze eğleyeceksiniz de sonra ne olacak? Eve gidince gece başını ben bekleyeceğim, uykusuz.
Neden hastalansın çocuk, her yer grip diye inliyor; dikkatli olmam önlem almam neden dalga konusu oluyor...

İsyannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnım buna işte.
Eleştirmeyin anacım, azıcık takdir edin eyyy en yakınlarım.


İç dökmesinin sonuna geldik.Görüşmek üzere!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...